Çat kapı gidebileceğiniz iyi bir komşunuzun olması güzeldir; bazen bir fincan kahve için uğrar, bazen de acil bir durumda kapısını çalarsınız. Peki ya bu yakınlık sınırları aşar, evinizin ve evliliğinizin dengesini bozmaya başlarsa? Olivia Wilde’ın yönettiği ve başrolünde yer aldığı ‘The Invite’ta Wilde ve Seth Rogen evli bir çifti, Penélope Cruz ve Edward Norton ise onların komşularını canlandırıyor. Dört karakter, gerilimi giderek artan bir akşam yemeğinde bir araya geliyor.
İki insan neden evlenir? Ya da evlendikten sonra ne bekler? Sinemanın en unutulmaz hikâyeleri bu sorudan çıkıyor. Anımsayalım: Ingmar Bergman’ın ‘Scenes from a Marriage’ı boşanmanın kendisinden çok, iki insanın yıllar boyunca birbirine karşı biriktirdiği kırgınlıklara, bağımlılığa, arzuya ve öfkeye bakarken Noah Baumbach’ın ‘Marriage Story’si sevgi tamamen tükenmeden de bir evliliğin dağılabileceğini gösteriyordu. ‘The War of the Roses’, bir zamanlar birbirini seven iki insanın nasıl amansız düşmanlara dönüşebileceğini anlatırken Stanley Kubrick’in ‘Eyes Wide Shut’ında cinsellik, sadakat ve bastırılmış arzular üzerine yapılan tek bir itiraf, görünürde sağlam bir evliliği bir gecede yerinden oynatmaya yetiyordu.
‘The Invite’ bu konuyu sorgulayan ilginç bir yapım. Oyuncu ve yönetmen Olivia Wilde, önceki filmi ‘Don’t Worry Darling’de kusursuz evlilik hayalinin, kadının özgürlüğü elinden alındığında nasıl bir hapishaneye dönüşebileceğini anlatmıştı. Yeni filmiyle bu kez İspanyol yapımı ‘The People Upstairs’i yeniden yorumluyor ve sorunlu bir evliliği komşularla yenilen bir akşam yemeğinin ortasına bırakıyor.
Angela ile Joe’yla tanışıyoruz: Bir çocuk büyütmüş, uzun yılları birlikte geçirmiş ancak artık aynı evin içinde birbirinden uzaklaşmış bir çift. Joe, bir zamanlar müzisyen olma hayalleri kurmuş; şimdi ise küçük bir konservatuvarda müzik öğretmenliği yapıyor. İşine de hayatına da küsmüş durumda. Angela ise iş hayatında vazgeçtikleriyle yüzleşmek yerine yaratıcı yönünü evini dekore etmeye harcayarak gündelik hayatın içinde vaktini öldürüyor. Üst katta yaşayan Hawk ve Piña ise ilk bakışta onların tam zıttı. Rahat, neşeli, birbirlerine merakla ve tutkuyla bakan bir çift. Üstelik geceleri tutkulu sevişmelerinin sesi bütün apartmanı inletiyor. Angela’nın onları yemeğe çağırması bu nedenle basit bir komşuluk daveti değil. Kapı ağzında ya da asansörde karşılaştığı bu çifte karşı duyduğu merak, belki biraz kıskançlıktan, belki de kendi evliliğinde neyin eksik olduğunu anlama isteğinden kaynaklanıyor.

Komşular eve girdiğinde iki çift arasındaki fark kısa sürede belirginleşiyor. Eski bir itfaiyeci olan Hawk ile psikoterapist ve seksolog Piña, henüz bir yıldan kısa süredir birlikteler. İlişkileri, cinsellikleri ve birbirleri hakkında Angela ile Joe’nun yanında onlardan çok daha rahat konuşuyorlar. Angela onları merakla dinlerken Joe’nun huzursuzluğu giderek artıyor.
BAŞKASININ HAYATINA BAKMAK
‘The Invite’, burada yalnızca komşuların ne kadar ileri gideceğine odaklanmıyor. Daha çok, başka bir çiftin hayatına bakmanın insanı kendi ilişkisiyle yüzleşmeye nasıl zorladığını kurcalıyor. Başkasının evliliği hakkında konuşmak kolay; yıllardır yanınızda duran insana aynı açıklıkla bakmak ise o kadar kolay değil. Komşulardan gelen eş değiştirme teklifi de geceyi beklenmedik bir terapi seansına doğru sürüklüyor.
Oyuncu kadrosu, yapımın en güçlü taraflarından biri. Seth Rogen, uzun zamandır mutsuz olduğu belli olan Joe’nun sevimsizliğini komediye çevirirken bir yandan karakterin yalnızlığını da hissettirmeyi başarıyor. Angela rolündeki Olivia Wilde ise oyuncu kadrosunda en çok öne çıkan isimlerden. Penélope Cruz, Piña eve girdiği anda ortamın havasını değiştiriyor. Piña, aurası ve rahatlığıyla insanlarla gerçek bir bağ kurmaya meraklı bir kadın. Edward Norton’ın canlandırdığı Hawk’la birlikte ilk bakışta Angela ve Joe’nun zıttı gibi görünseler de gece ilerledikçe onların da anlatacakları ve sakladıkları olduğu ortaya çıkıyor.
Tek mekânda dört karakterle ilerleyen yapım, yer yer bir tiyatro oyunu izliyormuş hissi veriyor. İlişkiler ve evlilik üzerine oldukça tanıdık yerlerden ilerleyen hikâyenin, karakterlerin arzuları ve birbirlerinden sakladıkları üzerinden giderek karmaşıklaşması asıl ilgi çekici tarafını oluşturuyor. Üstelik bütün bunları fazla ağırlaştırmadan, komediyi sürekli işin içinde tutarak anlatmayı başarması ‘The Invite’ı epey ilginç bir seyirliğe dönüştürüyor. Film, 21 Ağustos’ta sinemalarda…