Toplumsal cinsiyet eşitliği uzun yıllar boyunca şirketlerin sosyal sorumluluk gündeminde yer alan başlıklardan biri olarak görüldü. Oysa bugün dünya başka bir noktaya gidiyor. Eşitlik, artık yalnızca etik bir mesele değil; aynı zamanda ekonomik büyümenin, kurum kültürünün ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri. Bu tartışma, Rönesans Holding’in düzenlediği ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine Bütünsel Bakış: Özel Sektör-STK-Akademi-Uluslararası Finans Kuruluşları İş Birliği Konferansı’nda yeniden masaya yatırıldı.
Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp ile hem şirketin bu alandaki yaklaşımını hem de iş dünyasında kadınların güçlenmesi için atılması gereken adımları konuştuk. “Bugün 40 bin kişilik bir ekibiz ve farklı sektörlerde yılda yaklaşık 200 milyon insana temas ediyoruz. Bu nedenle aldığımız kararlar yalnızca şirket içinde kalmıyor, çok daha geniş bir etki alanı yaratıyor. Biz de bu etki alanının sorumluluğunu ciddiye alıyoruz” diyen Kayaalp’e göre mesele, yalnızca istihdam rakamlarını artırmak değil; daha derin bir kültürel dönüşüm yaratmak.
Sayılar tek başına yetmiyor
Rönesans Holding’in hikâyesi aslında oldukça sembolik bir noktadan başlıyor. İnşaat sektörü, uzun yıllar boyunca erkek egemen yapısıyla bilinen bir alan. İpek Ilıcak Kayaalp bu gerçeği saklamıyor. “İnşaat sektöründe doğmuş bir kurumuz. ‘Bu sektör değişmez’ denilen bir yerden geliyoruz. Ama bugün geldiğimiz noktada halka açık şirketimizin yönetim kurulunun yüzde 50’si kadın. Holding yönetim kurulunda da bu oranı yüzde 50’ye çıkarıyoruz. Kadın yönetici oranımız yüzde 49.” Bu rakamların kendisi için gurur verici olduğunu söylüyor ama hemen ardından şu notu düşüyor: “Bunlar önemli ama yeterli değil. Hâlâ gidecek yolumuz var.”
İpek Ilıcak Kayaalp’in özellikle altını çizdiği bir nokta var: Kadınların güvende olmadığı bir yerde sayılar tek başına anlam taşımıyor. Bu nedenle şirket içinde ev içi şiddetle mücadele politikası geliştirdiklerini anlatıyor: “Business Against Domestic Violence iş birliğiyle Ev İçi Şiddetle Mücadele Politikamızı hayata geçirdik. Kurum içinde destek mekanizmaları oluşturduk. Kurum dışı destekler için iş birlikleri yaptık. Bugüne kadar yaklaşık 19 bin çalışan ve paydaşımıza toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verdik.”
Politika kapsamında çalışanlara psikolojik ve hukuki danışmanlık, finansal destek, izin uygulamaları ve güvenlik tedbirleri gibi çeşitli destek mekanizmaları da sunuluyor. Kayaalp’e göre bu yaklaşım, iş dünyasının kadın meselesini yalnızca istihdam boyutuyla değil, bütüncül bir perspektifle ele alması gerektiğini gösteriyor.
Sağlığa yönelik özel projeler
Rönesans Holding’in faaliyet alanlarından biri de sağlık yatırımları. Şirketin işlettiği hastanelerde bugüne kadar 90 milyon hastaya hizmet verildiğini söyleyen Kayaalp, bu hastaların büyük bölümünün kadın olduğunu vurguluyor.
“Bu 90 milyon hastanın 54 milyonu kadın. Kadın sağlığına yönelik kritik teknolojileri ülkemize kazandırdık. HPV aşısını hem kadın hem erkek çalışanlarımız için sağlık sigortası kapsamına alan ilk kurumlardan biri olduk.”
Ceyhan’da yürütülen projede kız çocuklarına HPV aşısı uygulaması başlatıldığını, yine aynı bölgede mamografi taramalarıyla binlerce kadına ulaşmayı hedeflediklerini anlatan İpek Ilıcak Kayaalp, “Sivas’taki yenilenebilir enerji projemizde ise mobil tarama araçlarıyla 6 bin 600’den fazla kadına meme kanseri taraması yaptık.” Kadınların ekonomik olarak güçlenmesi de Rönesans Holding’in odaklandığı başlıklardan biri. Türkiye genelindeki alışveriş merkezlerinde kadın girişimciler için yeni modeller geliştirdiklerini anlatan Kayaalp, kadınların ürünlerini güvenle satabilecekleri alanlar oluşturduklarını söylüyor: “Kahramanmaraş’ta düzenlediğimiz Kadın Emeği Festivali ve benzeri etkinliklerle depremden etkilenenler başta olmak üzere yaklaşık 400 kadının kendi işini kurmasına destek olduk.”
Krizlerde en ağır yük kadınların
Kadınların yalnızca girişimcilik değil, teknik mesleklerde de yer alması gerektiğine dikkat çeken Kayaalp, Adana Ceyhan’daki projelerinde kurdukları kaynakçı okulunu örnek gösteriyor: “Kaynakçı Yetiştirme Programı kapsamında yüzlerce kişiye ulaştık. Kadınlar da bu programa katıldı. Mezunlarımızın bir kısmı bugün Rönesans projelerinde çalışıyor. Diğerleri Türkiye’de ve Avrupa’da farklı kurumlarda iş buldu.”
6 Şubat depremleri sonrasında yürütülen çalışmalar da Rönesans’ın kadın odaklı projeleri arasında yer alıyor. UNFPA, UNICEF ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen projelerde deprem bölgesinde 45 binden fazla kadın ve çocuğa ulaşıldığını ifade eden Kayaalp bu çalışmaları şöyle anlatıyor: “Kriz zamanlarında en ağır yükü kadınların ve çocukların taşıdığını biliyoruz. Eşitlik ancak hayatın her alanında mümkün olduğunda anlamlı. Tüm bu çalışmalarda biz, eşitliği tek bir başlık altında değil; bütüncül bir çerçevede ele alıyor, katılımcı bir kültürle kendi alanında en etkin paydaşlar ile hayata geçiriyoruz. Yaptığımız çalışmalar; kadınların ekonomik olarak güçlenmesi, toplumsal hayatta görünür olması, sağlık ve eğitim haklarına eşit erişimi ve kriz zamanlarında yalnız bırakılmaması çerçevesinde oluşturuldu.”

EŞİTLİK HER ALANDA MÜMKÜN OLMALI
İpek Ilıcak Kayaalp’e göre toplumsal cinsiyet eşitliği yalnızca kurumsal bir politika değil, aynı zamanda kişisel bir sorumluluk. Bu nedenle projelerin yalnızca şirket içinde değil, Birleşmiş Milletler kuruluşları, finansman ortakları, akademi ve sivil toplumla birlikte yürütüldüğünü söylüyor: “Kadınların iş hayatında ve toplumsal yaşamda güçlenmesine katkı sunmak benim için en anlamlı sorumluluklardan biri. Ama eşitlik tek bir alanda sağlanarak gerçekleşmez. Ekonomiden sağlığa, eğitimden kriz dönemlerine kadar hayatın her alanında mümkün olmalı. Eşitliği tek bir başlık altında değil, bütüncül bir çerçevede ele alıyoruz.”