Kaşifler, binlerce yıldır dünyanın en ücra noktalarına ilerlediler. Özellikle Dünya Savaşları’nın ardından dört çekerlilerle en ulaşılmaz yerlere gittiler ve yeryüzünde ayak basılmadık hiç bir yer bırakmadılar. Sonra bu keşif yolculukları, eğlence için doğa ile mücadele, engelleri aşma heyecanıyla organize maceralara dönüşmeye başladı. Araçların mekaniği geliştikçe, direksiyon daha zorlu parkurlara doğru çevrildi.
Bir tutku idi tüm bunlar; insanı çelikten, çamurdan ve özgürlükten yoğurup, dünyanın en ıssız köşelerine savuran bir tutku idi. Bu tutkunun adı, bizim neslimiz için ‘Camel Trophy’ydi. Önce Jeep CJ-6’larla başlayan ve 1980’den sonra Land Rover’larla 2000’e kadar süren bu destansı fakat çok sert macera, bir yarışmadan çok, amatör ruhların, profesyonel iradeyle buluştuğu bir hayatta kalma laboratuvarıydı. Her biri birer efsaneye dönüşen rotalar; Amazon’un boğucu nemi ve binlerce göleti, Borneo’nun geçit vermez yağmur ormanları, Sibirya’nın dondurucu çorak arazileri ve Tanzanya’dan başlayıp Sibirya’da biten, insanın dayanma sınırlarını aşan o akıl almaz transkontinental etap… Bu coğrafyalar sadece bir mekan değil, katılımcıların karakterini şekillendiren birer antrenördü. Ve bu zorlu okulda 1988’de Endonezya Sulawezi’de Ali Deveci ve Galip Gürel, 1991’de Tanzanya Burundi’de Bülent Özler ve Menderes Utku’nun üstün performansları Trophy’lere layık görülerek tarihe adlarını altın harflerle yazdırmışlardı. Bu zaferler, Türk ekiplerinin dayanıklılık, taktik ve takım ruhu konusundaki üstün yeteneğinin dünyaca tasdik edildiği çok önemli ‘trofe/hazine’ler idi.
Önce 70 yıldır modern kaşiflerin aracı olan sonra da bu maceraların adeta resmi taşıtı ise, Land Rover One Ten ve Ninety olarak anılan, çelik gibi sağlam, sofistike olmaktan uzak ama son derece güvenilir Defender’lardı. Modifiye edilmiş, snorkel takılı, gövde altı koruma saclı bu araçlar, lüks değil işlevdiler. Sürücü ve yol arkadaşıyla birlikte birer yarışmacıydılar.
2000’de tütün reklamlarının yasaklanmasıyla bu çağ kapanınca; daha çeşitli ekstrem sporları içeren G4 Challenge ise, belki biraz fazla gösterişli, fakat yine ekstrem kondisyon gerektirmesine rağmen o ilkel, çamurla kamufle sihri tam olarak yeniden yakalayamamıştı.
Ancak gerçek efsaneler asla ölmez, sadece dönüşür. Ve işte şimdi, o tozlu çamurlu mücadele ruhu, 21. yüzyılın teknolojisi ve bilinciyle ‘Defender Trophy’ başlığında geri dönüyor.
Seçilmiş birkaç cesur adamın değil, tutkusu olan herkesin davet edildiği bir çağrıyla; Galler’in ıslak ormanlarında, İspanya Pireneleri’nin kayalık yamaçlarında, Avustralya’nın High Country tozlu nehir yataklarında ve Yeni Zelanda’nın balçık dolu orman patikalarında, dünya medyasının hayranlıkla izlediği sahneler yaşanmaya başlıyor. Artık katılımcılar, dünyanın dört bir yanından gelen, 50’yi aşkın ülkede ön elemelerden geçen 600’den fazla macera tutkunu olacak. Amaç sadece bitiş çizgisini geçmek değil; zekayı, fiziksel dayanıklılığı, mücadele aşkını ve en önemlisi takım ruhunu, teknolojinin sağladığı güvenle harmanlayabilmek…
BİR TUTKUNUN YENİDEN DOĞUŞU
Almanya’da Wülfrath’taki Defender Experience Center’da bu yeni maceraya katılmak isteyeceklerin geçecekleri en basit sınavları bizler de keyifle denedik. Fakat bu yeni nesil maceranın başrol oyuncusu, görünümüyle geçmişe göz kırpan, ama geleceğe güvenli alt yapısıyla bakan, Defender 110 Trophy Edition… D350 X-Dynamic SE’nin sınırlı sayıda üretilmiş modifiyeli özel serisi, Derin Kum Parıltısı Sarısı rengiyle ‘Camel Trophy’nin ikonik sarısıyla ikiz gibi dururken, Keswick Yeşili’yle de doğayla olan bağını vurguluyor. Çelik görünümlü 20 inç parlak siyah alaşım jantlar, her arazide çalışabilecek özel lastikler, standart çatı rafı, yan merdiven, şnorkel ve heavy duty çamurluklarıyla çok dikkat çekici. Kaputun siyah kaplaması, kurtarma halkalarındaki siyah detaylar ve kapı basamaklarındaki ışıklı Trophy logosuyla da kesinlikle anormal bir Defender… İçeride ise, gövde rengine boyalı çapraz pano kirişi ve Ebony Windsor deri döşeme, engebeli zarafeti tamamlıyor.
Güvenilir 3.0 litrelik Ingenium sıralı 6 silindir turbodizel P400 motorlarının 350 HP ve muazzam 700 Nm maksimum torku, ZF 8-ileri otomatik şanzımanı ve gelişmiş dört çeker sistemi, L663 ‘Defender Trophy’lerin kesintisiz ilerlemesini sağlayacak. Hele Terrain Response 2 akıllı arazi çekiş sisteminin çamur, çakıl, kum, kar ve kayalık gibi her koşulda optimize sürüş sunarken, gelişmiş araç dinamiği kontrol sistemleri, en dik yamaçlarda ve en kaygan zeminlerde bile kontrol sağlayacağı da kesin. Bu teknolojilerle sürüş becerisi güçlendirilecek, bu tutku daha fazla yaşanacak.
Şu anda, bu yıl Ekim-Kasım aylarında yapılacak finallerin provalarına başlanmış… Güney Afrika’da, Bronkhorstspruit’ta, eski bir ‘Camel Trophy’ kahramanının rehberliğinde, halatlarla köprüler kuruluyor, karmaşık pençe makara sistemleri, harita ve GPS ile yön bulmacaları test ediliyor. Sanıyoruz; ‘Defender Trophy’ finalistleri, ‘Görünmez Labirent’lerde dengelerini kanolarda korumaya çalışırken, hem bedenleri hem zihinlerini sınayacaklar. Zira bu, modern maceranın özünde de teknoloji, fiziksel ve zihinsel dayanıklılığın önüne geçmeyecek, araç ve teknik donanım, tamamlayıcı bir güç olacak.
Bu hikayenin derin ve anlamlı bir yanı da var. ‘Camel Trophy’, keşfettiği vahşi ve bakir doğanın büyüsünü dünyaya gösteriyordu. ‘Defender Trophy’ ise bu mirası bir sonraki seviyeye taşıyor; keşfetme tutkusunu, koruma sorumluluğuyla birleştiriyor. Land Rover’ın 20 yılı aşkın süredir koruma ortağı olan Tusk ile kurduğu güçlü ittifak ile yarışmanın ötesine geçen bir amacı da olacak. 2026’da Afrika’da düzenlenecek küresel finalin galibi, sadece bir kupayla değil, Tusk ile birlikte gerçek bir yaban hayatı koruma projesinde aktif rol alma fırsatıyla ödüllendirilecek. Bu, nesli tükenmekte olan türleri koruyan, yerel toplulukları destekleyen ve geride somut, olumlu bir miras bırakan bir zafer olacak.
‘Camel Trophy’nin saf, arıza çıkartan çelik atları ve onları zorlayan maceraperestler, bir dönemin kahramanları olarak tarihteki yerlerini aldılar. Onların izinde bugün daha akıllı, daha güçlü, daha bağlı ve her şeyden önce daha sorumlu biri yola çıkılıyor. ‘Defender Trophy’, bir felsefenin, bir tutkunun ve doğayla uyum içinde yaşama arzusunun yeniden doğuşu. Araçları ve mücadelecileri doğa yeniden çağırıyor; ancak, şimdi bu çağrıyı duyan ve ona cevap vermeye hazır olanların sayısı hiç olmadığı kadar fazla. Efsane, tekerlekler döndükçe, rotalar değişse de, hep ileriye gidecek.
Türkiye’den çıkacak yeni Trophy kahramanları için başvuru linki:
https://www.landrover.com.tr/defender/defender-trophy/defender-trophy-kmi