Mango için Türkiye yalnızca güçlü bir pazar değil, aynı zamanda markanın kendini “evinde” hissettiği ülkelerden biri. Üretim gücü, tekstildeki köklü birikimi, Akdeniz estetiğiyle kurduğu doğal bağ ve büyüyen erkek giyim pazarıyla Türkiye, markanın küresel hikâyesinde giderek daha merkezi bir yer tutuyor. Mango Man Genel Müdürü Josep Estol, bir yandan markanın erkek modasında geldiği noktayı anlatırken, diğer yandan Türkiye ile kurdukları bu çok katmanlı ilişkinin yeni iş birlikleri ve büyüme planlarıyla daha da güçleneceğinin sinyalini veriyor.
Mango Man, aslında temelleri 2008 yılında ‘HE by Mango’ ile atılan bir marka. Aradan geçen yılda, markanın Mango dünyasındaki önemi nasıl değişti? Bugün geldiğimiz noktada, 2008 yılında kurulan hayallere ne kadar ulaşıldı sizce?
Mango Man’in temelleri, markayı tanımlayan moda anlayışı, kalite odağı ve uluslararası bakış açısıyla çağdaş, modern ve şehirli erkek modasına ilham olma hedefiyle atıldı. Bu aslında, Mango için ürün portföyünü çeşitlendirmesi ve kadın modasının ötesine geçerek ilk kez yeni bir segmente ulaşması açısından önemli bir dönüm noktası.
Aradan geçen 15 yılı aşkın sürede Mango Man, pazarda kendine özgü bir konum yarattı. Küresel ölçekte varlık gösteren, özgün tasarımı, yüksek kalite anlayışı ve ilham veren yaklaşımıyla öne çıkan bir marka haline geldi.
2025 yılını çift haneli ciro büyümesiyle kapatmamız ve mağaza ağımızı son beş yılda yaklaşık yüzde 25 oranında genişletmiş olmamız, bu istikrarlı yükselişin en somut göstergeleri. Bugün Mango Man, uluslararası erişime sahip, köklü ve güçlü bir erkek giyim markası konumunda. Önümüzdeki dönemde de büyüme potansiyelinin artarak devam edeceğine inanıyorum.
Erkek giyiminde, özellikle popüler marka yüzleriyle çalışmak çok tercih edilen bir yöntem. Ama Mango önce Boglioli şimdi de Richard James ile bu iş birliği yaklaşımını farklı bir düzleme oturtuyor. Bunun nedeni ne?
Marka olarak, koleksiyon algısını güçlendirmek amacıyla her zaman alanında öne çıkan isimlerle iş birlikleri gerçekleştirdik. Dünyaca tanınan Bask asıllı erkek model Jon Kortajarena, oyuncu Adrien Brody ile Gerard Piqué, Zinedine Zidane ve Antoine Griezmann gibi futbolcular, yıllar boyunca markanın öne çıkan elçileri arasında yer aldı. Bugün ise, dünya sıralamasında ikinci sıraya kadar yükselmiş Norveçli tenisçi Casper Ruud ile olan iş birliğimizi sürdürmeye devam ediyoruz.
Öte yandan, dünyanın en saygın dikimevleriyle kurmayı hedeflediğimiz uzun soluklu diyaloğun ilk adımları olarak şekillenen yolculuğumuzu ‘The Sartorial Journey’ çatısı altında tanımladık. 2023 yılında İtalya’nın köklü markalarından Boglioli ile başladığımız bu süreç, bugün İngiliz terziliğinin önemli temsilcilerinden Richard James ile sürüyor.

Bu iş birlikleriyle amacımız, modern terziliğin günümüz moda anlayışına nasıl katkı sağlayabileceğini ortaya koymak; Mango Man’in bu alandaki konumunu bir üst seviyeye taşırken, her bir parçanın arkasındaki ustalığı, sanatı ve bilgi birikimini görünür kılmak.
Bununla nereye ulaşmak istiyorsunuz?
Bu yaklaşım, Mango’nun kaliteye verdiği önemin de doğal bir yansıması niteliğinde. Sezondan sezona en iyi ürünü sunma hedefiyle; malzeme seçiminden yapım kalitesine, kalıptan nihai ürün detaylarına kadar tüm süreçlere titizlikle odaklanıyoruz. Alanında uzman isimleri de sürece dahil ettiğimiz bu iş birlikleri, yüksek kalite standartlarını güçlendirme yönündeki hedeflerimize katkı sağlıyor. Nihayetinde amacımız; yalnızca estetik açıdan güçlü değil, aynı zamanda iyi hissettiren, uzun ömürlü ve müşterilerimizin güvenini kazanan parçalar sunmak.
Boglioli İtalyan, Richard James İngiliz. Hem İtalya hem de İngiltere aslında “tailor” ve özellikle “bespoke tailor” kültürünün çok yaygın olduğu ülkeler. Ama Türkiye’de de tasarımın, kalitenin çok iyi olduğunu biliyoruz tekstil sektöründe. Yakın gelecekte Türkiye’den bir terzi ya da tasarımcı ile çalışabilir misiniz The Sartorial Journey kapsamında?
Türkiye, Mango için her zaman çok özel bir yere sahip oldu; markamızın hikâyesi ülkeyle derin bir bağ içinde şekillendi. Bu güçlü duygusal bağın ötesinde, Türkiye bizim için stratejik açıdan da büyük bir önem taşıyor. Bugün Türkiye, Mango’nun uluslararası pazarlarda en güçlü performans gösterdiği ülkeler arasında yer alırken; tekstil ve üretim alanındaki köklü uzmanlığı, yüksek nitelikli iş gücü ve güçlü üretim altyapısı sayesinde küresel operasyonlarımızın da önemli bir parçasını oluşturuyor.
Bu güçlü bağı 2025 yılında, Türk markası Siedrés ile hayata geçirdiğimiz yeni bir kapsül koleksiyonuyla da somutlaştırdık. İspanyol ve Türk stilini buluşturan bu iş birliği, sahip olduğumuz ortak Akdeniz kültürünün ruhunu yansıtmasıyla da öne çıkıyor. Mango’nun gerçekten evi gibi hissettiği, estetik ve yaşam tarzı açısından pek çok ortak noktaya sahip olduğumuz ve bizim için çok önemli bir yere sahip olan Türkiye’de stratejik iş birliklerimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Mango Man’in Türkiye’deki varlığı hakkında bilgi verir misiniz? Şu an kaç şehirde kaç satış noktası var? Türkiye’de büyüme planları nasıl?
Mango Man bugün, premium bir müşteri deneyimi sunma odağıyla, 85 fiziksel pazarda optimize edilmiş mağaza ağına ve dünya genelinde 90’dan fazla ülkede güçlü bir online varlığa sahip. Türkiye, İspanya, Birleşik Krallık, Fransa ve İtalya gibi stratejik pazarlarda konumlanan corner’lar da dâhil olmak üzere, yaklaşık 185 bağımsız satış noktasında faaliyet gösteriyoruz.
Türkiye özelinde ise Mango Man koleksiyonları, online satış kanallarının yanı sıra, Mall of İstanbul ve Tersane İstanbul gibi bağımsız lokasyonlarla birlikte, toplamda yaklaşık 20 fiziksel satış noktasıyla tüketicilerimizle buluşuyor.
Mango, Türkiye’deki ilk mağazasını 1997 yılında açtı; önümüzdeki yıl ülkedeki 30. yılını kutlamaya hazırlanırken, bugün itibarıyla toplamda 70 mağaza ile faaliyet gösteriyor. Markanın ekosistemi içinde Türkiye pazarı, hem ticari hem de duygusal açıdan ayrıcalıklı konumunu koruyor.
Türk erkeklerinin moda anlayışı hakkında ne düşünüyorsunuz? Mango İspanyol bir şirket. Özellikle İspanya ve Türkiye’deki erkek modası arasında temel farklar neler?
Markamız, 15 yılı aşkın süredir erkek modasında modern hayatın günlük dinamiklerine eşlik ediyor. Sokak modasından ilham alan casual giyimden, resmi davetlere yönelik daha rafine kombinlere kadar uzanan geniş bir yelpazede koleksiyonlar sunuyoruz. Modern erkeğin kendi stilini keşfetmesini ve bireyselliği öne çıkaran bir moda anlayışıyla bağ kurmasını amaçlıyoruz. Türk tüketicilerin, gerek stil anlayışı gerekse tüketim davranışları açısından bu vizyonu benimsediğine inanıyoruz. Türkiye ve İspanya, tasarımlarımızın merkezinde yer alan Akdeniz ruhu etrafında buluşuyor.