Pomo Pomo nasıl doğdu?
Batuhan Cebecioğlu: Pomo Pomo markası, son 10 yılın tecrübe birikimi ile doğdu. Türk halkının damak tadına uyacağını düşündüğümüz konseptimiz ile Bağdat Caddesi'nde ilk şubeyi açmaya karar verdik. Pomo markası, arkasında güçlü bir ekibin vizyonlarıyla doğdu.
Neden sandviç üzerine yoğunlaştınız peki?
Ömer Yanar: Alışılmışın dışında, İtalyan konseptini daha ulaşılabilir kılmak ve aslında doğrusu olan Roma sokak lezzetlerini daha iyi sunabilmek adına sandviç ve aperatif yiyeceklere ulaştırmak istedik. Pomo Pomo markası ilerde tabii ki sadece sandviç ile sınırlı kalmayacak; her ay sunduğumuz 'ayın lezzetleri' kısmında olabildiğince farklı lezzetlerle misafirlerimizi buluşturmak istiyoruz.

Sandviçlerinizi benzerlerinden ayıran en temel farklar neler?
Ö.Y.: Bizi ayıran farkların en başında A'dan Z'ye kadar tüm ürünlerimizi yerinde üretmemiz geliyor. Misafirlerimiz, üretim sürecinin her adımını açık mutfağımızda izleyerek keyifle zaman geçirebilirler.
Pomo Pomo küçük bir sandviç dükkânı gibi görünse de içeride belirgin bir İtalyan ruhu hissediliyor…
B.C.: 1970'ler İtalyan ruhunu iyi yansıtmak istedik. Bu nedenle sevgili mimarımız Özgenur Sarıçayır’a da sevgilerimizi iletelim. Aklımızdaki konsepti çok keyifli bir ruha çevirdi.
Menüdeki tat kombinasyonlarını oluştururken nasıl bir yaratım süreci izliyorsunuz? İlham kaynaklarınız neler?
Ö.Y.: İlham kaynağımız genellikle gençler oluyor. Onların dünyaya bakış açılarını ve lezzet duraklarını iyi analiz edebildiğimizi düşünüyoruz. Dünyanın hızına yetişip trend olabilecek ve damak tadımıza hitap edebilecek lezzetlerimizi süzgeçten geçirip menümüze ekleyebiliyoruz. Pomo Pomo markası daha esnek ve dinamik olduğu için bu süreçleri çok hızlı organize olabiliyoruz. Sevgili mutfak ekibimiz, bu konuda vizyoner ve yenilikçi oldukları için süreci zorlanmadan sürdürebiliyoruz.
Sizce iyi bir sandviç deneyimi sadece lezzetten mi ibaret, yoksa başka şeyler de var mı?
B.C.: İyi bir sandviç aslında birkaç adımdan oluşuyor. Burada en önemli husus, ekmeğimizin her zaman taze ve doğru mayalanmış olması gerekiyor. Doğru derecelerde soğuk mayalandırma ile lezzetli bir ürün ortaya çıkıyor.
Sonraki süreçte, iyi tedarikçilerle çalışıp kaliteli şarküteri ve peynir ürünlerini, aynı şekilde mevsimine uygun taze sebzeler ile sos ve eşlikçileri birleştirmek gerekli.
Günümüz şehir hayatında hız büyük bir ihtiyaç. Pomo Pomo, hızlı yeme-içme anlayışını lezzet ve kaliteyle nasıl dengeliyor?
B.C.: Marka olarak hız bizim için en önemli faktör; fakat hızlı olmak için iyi organize olmuş olmak lazım. Pomo Pomo ekibi, kendi alanında iyi tecrübelere sahip birçok kişinin deneyiminden besleniyor. Böylelikle hızlı servis yapıp kaliteden ödün vermemeyi başarıyoruz.
Tatlı menüsünde yer alan tiramisu, pistacchi ve torta di fragole seçimleri nasıl belirlendi? Özellikle sosyal medyada viral olmuş durumda tatlılarınız…
Ö.Y.: Süreç aslında iyi focaccia ve iyi kahve olarak başladı; fakat süreçte ekibimizin tatlı konusundaki başarısı, sevgili misafirlerimizin takdirini topladı. Biz de bu alanda kendi tatlılarımızı yapmaya karar verdik. Özellikle meşaleyi yakan tatlımız Vulcano oldu. Yaratılış sürecinde Amerikan tatlılarını İtalyan üslubu ile tiye almak istemiştik. Kendi reçetelerimizle lezzetli ve deneyim yaşatan bir tatlı oluşmuş oldu.
Pomo Pomo’yu ilk kez ziyaret edecek birine, “mutlaka denemeli” dediğiniz ürün hangisi olurdu?
B.C.: İlk kez bu deneyimi yaşayacak bir misafirimize kesinlikle No. 3 Cotto di Manzo Burrata’yı tavsiye ederim. Antep fıstığı sosu üzerine antrikot füme ve burrata çok lezzetli bir kombinasyon. Aynı zamanda tatlılarımızın hepsini gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Yeni sandviçler, yeni şubeler ya da farklı bir Pomo Pomo hayali var mı?
Ö.Y.: Pomo Pomo markası olarak belirttiğim gibi hızlı reaksiyon alan bir kimyamız var. Tabii ki doğru lokasyonlarda şubeleşmek isteriz. Hız bizim için önemli fakat doğru ve güzel bir deneyim yaşatmak daha önemli. Bu konuda ekibimizle beraber fizibilite çalışmaları sürdürüyoruz. Yakın zamanda yeni şubelerle umarım misafirlerimizi memnun edebiliriz.
