İstanbul’da ilk fırsatta gezmek istediğim Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, Efes Deneyim Müzesi ve Kariye’de mozaiklerin anlatımıyla ziyaretçiyi teknolojinin sunduğu imkânlarla yeni bir müzecilik örneğiyle tanıştıran DEM Müzecilik, Londra TIMEWALK Sergisi’ni açtı. Açılış nedeniyle düzenlenen basın gezisinde tanışma fırsatını bulduğumuz DEM Müzecilik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, elektrik-elektronik eğitimi aldığı için ilk şirketini bu alanda 1991 yılında kurmuş. "1991-1994 arası özel kanalların, bilhassa Show TV'nin kuruluşunda çok emeğim var." diye anlatıyor. Şirketin yazılım, dijital içerik, müzecilikte tasarım ve uygulamada ustalaşması üzerine 2011 yılında DEM Müzecilik kurulmuş. 15 yılda kültür ve sanat alanında 18 projeyi hayata geçiren DEM Ayasofya Deneyim Müzesi... Uluslararası pek çok müzecilik ödülünün sahibi olan DEM Müzecilik CEO'su bir kadın: Eda Bildiricioğlu. Mesleğimde kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladığım için TIMEWALK Sergisi'yle ilgili sorularımı, uzun yıllar çalıştığı TAV'da önemli projelere imza atmış olan Eda Bildiricioğlu'na yönelttim.
Londra'da lansmanı yapılan TIMEWALK projesini sizin ağzınızdan dinlemek isterim…
TIMEWALK, yalnızca bir sergi ya da alışılagelmiş bir deneyim değil; insanlık tarihini görsel, işitsel, fiziksel ve duygusal boyutlarıyla deneyimlemeyi amaçlayan yeni nesil bir kültür deneyimidir. Projemiz, insanlık tarihine yön veren 21 medeniyetin hikâyesinden oluşuyor. Bu yolculuğu kendi coğrafyamızdan, insanlık tarihinin en önemli kültürel miras alanlarından biri olan Göbeklitepe'den başlatıyoruz. Ardından anlatımız Babil, Antik Mısır, Maya, Rapa Nui (Paskalya Adası'nda dev taş heykellerini yapanlar) ve dünyanın farklı coğrafyalarında iz bırakmış diğer uygarlıklarla devam ediyor. Göbeklitepe'yi yolculuğun başlangıç noktası olarak seçmemiz bizim için son derece anlamlı. Çünkü Göbeklitepe yalnızca Türkiye'nin değil, tüm insanlığın ortak kültürel mirasıdır. İnsanların bir araya gelme, inanç sistemleri geliştirme, ortak yapılar oluşturma ve toplumsal yaşam kurma süreçlerine ilişkin bildiklerimizi yeniden değerlendirmemizi sağlayan benzersiz bir tarihsel değerdir. TIMEWALK'ta ziyaretçiyi yalnızca kronolojik bir tarih anlatımına davet etmiyoruz. İnsanlığın farklı dönemlerde nasıl düşündüğünü, ürettiğini, inandığını, yaşadığını ve çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu çok katmanlı bir deneyim içerisinde anlatıyoruz. İki yılı aşkın bir hazırlık sürecinin sonunda hayata geçen proje, ziyaretçileri binlerce yıllık bir yolculuğa çıkarıyor. Amacımız yalnızca tarihî bilgi aktarmak değil; ziyaretçinin geçmişle duygusal bir bağ kurmasını, yaşananları anlamasını ve kendisini o dönemin atmosferinin içinde hissetmesini sağlamak. Türkiye, insanlık tarihinin en önemli medeniyetlerine ev sahipliği yapmış eşsiz bir coğrafya. Göbeklitepe gibi, insanlık tarihine ilişkin bildiklerimizi yeniden değerlendirmemizi sağlayan son derece önemli bir kültürel mirasa sahibiz. Kendi topraklarımızdan yükselen bu büyük hikâyeyi; Babil'den Mısır'a, Maya'dan Rapa Nui'ye uzanan insanlığın ortak medeniyet yolculuğuyla birlikte, dünyanın en rekabetçi kültür ve deneyim pazarlarından biri olan Londra'da uluslararası ziyaretçilerle buluşturuyoruz. TIMEWALK, geçmişi bugünün anlatım olanaklarıyla yorumlayan, ancak tarihî gerçekliğe ve kültürel mirasın özüne bağlı kalan uluslararası bir kültür projesidir.
Hangi teknolojiler kullanıldı ve projenin hayata geçmesi ne kadar sürdü? Projeye destek veren uzmanları, tarihçileri ve sanat tarihçilerini nasıl seçiyorsunuz?
TIMEWALK'ın geliştirilmesi iki yılı aşkın bir zaman aldı. Yaklaşık 250 kişilik, uluslararası farklı uzmanlıklara sahip bir ekip bu proje üzerinde birlikte çalıştı. Ekibimizde arkeologlar, tarihçiler, sanat tarihçileri, akademik danışmanlar, mimarlar, mühendisler, deneyim tasarımcıları, senaryo yazarları, 3D ve 4D içerik üreticileri, dijital sanatçılar, yazılım uzmanları, müzisyenler, besteciler ve ses tasarımcıları yer aldı. Projede kullanılan müzikler de TIMEWALK için özel olarak bestelendi. Çünkü bir dönemi ya da uygarlığı hissettirebilmek için yalnızca görüntü yeterli değil; müzik, ses, ışık, mekân ve anlatının bir bütünlük içerisinde çalışması gerekiyor. Müzisyenlerimiz ve bestecilerimiz, her bölümün tarihsel atmosferini ve duygusunu destekleyen özgün çalışmalar hazırladı. Göbeklitepe'den Babil'e, Antik Mısır'dan Maya'ya ve Rapa Nui'ye kadar her medeniyetin kendine özgü dünyasını aynı anlatım diliyle sunmak mümkün değil. Bu nedenle her bölüm için o medeniyetin tarihsel kimliğine uygun, farklı bir görsel, işitsel ve mekânsal atmosfer oluşturduk. Biz teknolojiyi hiçbir zaman tek başına bir amaç olarak görmüyoruz. Teknoloji, bizim için hikâyeyi daha doğru, daha etkileyici ve daha kalıcı biçimde anlatabilmenin bir aracı. Bu doğrultuda ileri teknoloji projeksiyon sistemleri, yüksek çözünürlüklü içerikler, çok kanallı mekânsal ses sistemleri, özel ışık tasarımları, özgün müzikler ve farklı deneyim teknikleri bir arada kullanıldı. Görüntü, ses ve mekân tasarımı; ziyaretçinin yalnızca izleyen değil, anlatının içinde hareket eden bir katılımcı olması hedefiyle kurgulandı. Ancak bizim için en önemli konuların başında bilimsel ve tarihsel doğruluk geliyor. Birlikte çalıştığımız uzmanları; ele aldığımız uygarlıklar ve dönemler konusundaki akademik birikimleri, yayınları, saha çalışmaları ve uzmanlık alanları doğrultusunda belirliyoruz. İçeriklerimiz; akademisyenler, arkeologlar, tarihçiler, sanat tarihçileri ve ilgili uzmanlar tarafından çok aşamalı bir inceleme ve doğrulama sürecinden geçiriliyor. Göbeklitepe için kazı başkanı Necmi Karul'un, Mısır için Edward Scrivens'in, Babil için Eleanor Robson'ın, Maya ve Rapa Nui için Laurence Blair'in desteğini aldık.

Kültürel mirası gelecek nesillere aktarmak amacıyla çocukları eğitmek, bu projenin önemli ayaklarından biri. Bunu biraz açar mısınız?
Bugünün çocukları bilgiyi artık yalnızca okuyarak veya dinleyerek değil; görerek, duyarak, dokunarak ve deneyimleyerek öğreniyor. Öğrenme ve algılama biçimlerinin değiştiği bir dönemde, kültürel mirasın anlatım yöntemlerinin de bu değişime uyum sağlaması gerekiyor. Biz de bu anlayışla çocuklar için yaşlarına, algılama biçimlerine ve dikkat sürelerine uygun özel bir anlatım dili geliştirdik. Çocuklara yönelik sesli anlatımlar, etkileşimli alanlar, fiziksel unsurlar ve merak duygusunu canlı tutan içerikler oluşturduk. Buradaki hedefimiz çocuklara tarih ezberletmek değil; onların tarihe soru sorarak yaklaşmasını ve geçmişe karşı merak geliştirmesini sağlamak. Bir çocuğun Göbeklitepe'yi, Babil'i, Antik Mısır'ı, Maya uygarlığını veya Rapa Nui'yi yalnızca bir kitap sayfasından değil, kendisini o dünyanın içinde hissederek tanıması, öğrendiği bilginin daha kalıcı olmasına katkı sağlıyor.
Burası, DEM Müzecilik'in yurt dışındaki kaçıncı projesi?
TIMEWALK, DEM Müzecilik'in uluslararası büyüme vizyonunun ilk büyük adımıdır. Londra'yı, dünyanın en rekabetçi kültür, turizm ve deneyim pazarlarından biri olması nedeniyle ilk durak olarak seçtik. Burada elde edeceğimiz deneyimin ve başarının, küresel büyüme stratejimiz açısından önemli bir referans oluşturacağına inanıyoruz. Uluslararası büyüme hedefimiz doğrultusunda, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin başta olmak üzere kültür, turizm ve deneyim ekonomisinin güçlü olduğu yeni pazarlarda projeler geliştirmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her ülkenin tarihinin, kültürel mirasının ve ziyaretçi profilinin farklı olduğunun bilincindeyiz. Bu nedenle tek tip bir projeyi farklı ülkelere taşımak yerine, bulunduğu coğrafyanın tarihini, kimliğini ve kültürel değerlerini temel alan özgün deneyimler tasarlamayı hedefliyoruz.
Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin, Londra projesinin 22 milyon sterlin tutarında olduğunu söyledi. Bu bütçenin geri dönüşü kaç yılda olabilir?
Bu ölçekteki projelerin yalnızca kısa vadeli ticari yatırımlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. TIMEWALK, finansal boyutunun yanında uzun vadeli bir marka, içerik, teknoloji ve kültür yatırımıdır. İki yılı aşkın bir geliştirme süreci, 250 kişilik uluslararası bir ekibin çalışması, 21 medeniyet için hazırlanan özgün içerikler, özel olarak üretilen görseller, müzikler, replikalar ve teknolojik altyapı bu yatırımın kapsamını oluşturuyor. Gelir modelimiz yalnızca bilet satışından oluşmuyor. Uluslararası iş birlikleri, kurumsal etkinlikler, eğitim programları, farklı ticari ortaklıklar, lisanslama ve gelecekte geliştirilebilecek yeni modeller de bu yapının içerisinde yer alıyor. Bu nedenle yatırımın geri dönüşünü yalnızca belirli bir yıl sayısıyla veya tek bir finansal parametreyle açıklamak doğru olmaz. Ziyaretçi performansı ve ticari sonuçların yanında uluslararası marka değeri, kültürel etki, oluşturulan fikrî mülkiyet, geliştirilen içerik kapasitesi ve Türkiye'nin yaratıcı endüstriler alanındaki görünürlüğüne sağlanan katkı da bu yatırımın önemli çıktılarıdır.
TIMEWALK projesi için seçtiğiniz ExCeL London'ın özelliği nedir?
ExCeL London, Avrupa'nın en önemli uluslararası etkinlik, kongre ve ziyaretçi merkezlerinden biridir. Her yıl dünyanın farklı ülkelerinden milyonlarca kişiyi ağırlayan; büyük fuarlara, kongrelere, kültür, spor ve eğlence etkinliklerine ev sahipliği yapan çok güçlü bir destinasyondur. Bizim için doğru içerik kadar doğru lokasyon da büyük önem taşıyor. TIMEWALK'ın farklı ülkelerden gelen ziyaretçilerle buluşabilmesi için ulaşımı güçlü, uluslararası bilinirliği yüksek ve yıl boyunca düzenli ziyaretçi trafiğine sahip bir lokasyonda bulunması gerekiyordu. ExCeL London ve çevresinde gelişen yeni kültür ve deneyim bölgesi, farklı deneyim markalarının bir arada bulunduğu yeni bir destinasyon oluşturuyor. TIMEWALK'ın bu ekosistemin bir parçası olması, uluslararası görünürlüğümüz ve uzun vadeli büyümemiz açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Londra'nın çok kültürlü yapısı da bizim için son derece değerli. TIMEWALK, Göbeklitepe'den başlayarak Babil, Antik Mısır, Maya, Rapa Nui ve diğer uygarlıklarla devam eden 21 medeniyetlik yapısıyla insanlığın ortak geçmişini anlatan bir proje. Bu nedenle dünyanın farklı kültürlerinden ziyaretçilerle buluşabileceği böylesine uluslararası bir şehirde yer alması, projenin ruhuyla da örtüşüyor.