Pop müzik sahnesinde kendine özgü bir anlatı dili kuran Emir Can İğrek, hit baskısına teslim olmadan ilerleyen kariyerinde hem geniş kitlelere ulaşmayı hem de kalıcılığı aynı anda hedefleyen isimlerden... Yeni teklisi ‘Boylu Boyunca’ bu yolculuğun hem duygusal hem zihinsel bir özeti niteliğinde. Emir Can İğrek’in dünyasında duygular iç içe; geriye ise zamana bırakılmış şarkılar kalıyor.
‘Boylu Boyunca’da anlatıcı, kırılgan ama kontrolü de elden bırakmıyor. Bu şarkıyı yazarken sizi daha çok iten şey özlem miydi, öfke mi, yoksa kabulleniş mi?
Bütün duygular iç içe aslında. Aşk ve nefretin çelişkili ilişkisini anlatıyor. “Bırak ahım yerde kalsın boylu boyunca” dizesinde ise bu çelişkiyi kabulleniyor. Artık gitme zamanı geldiğinde aşk da nefret de ah da anlamsızlaşıyor. Nakaratı “Boşver” diyerek, yani bir kabullenişle bitiriyorum.
‘Boylu Boyunca’ hem kış şarkısı hem aşk şarkısı diye konumlanıyor. Sizce bir şarkıyı mevsimlik yapan şey söz mü, düzenleme mi, yoksa dinleyicinin hayatındaki takvim mi?
Normalde şarkıların mevsimi olmaz ama bu şarkıda çok net bir ifade var: “Kışta bile üşümedim içim yanınca.” Bu dizeden dolayı şarkı kış şarkısı olarak tanımlandı. Bu şarkı özelinde dinleyenleri kışa götürebilir ama genelde her şarkının her mevsimde dinlenebileceğini düşünüyorum.
Dijital platformlar şarkıların adeta intro üzerinden keşfete düşüp düşmeyeceğine karar veriyor. Siz Boylu Boyunca’yı yazarken ilk 15 saniyeyi düşünüyor musunuz, şarkı yapım süreçlerinde algoritmaların hiç etkisi var mı?
Şarkının girişi her zaman önemlidir. Sadece platformlar için değil. En etkili girişi yapmak istersiniz. Biz de bunun peşindeyiz. Neyin öne çıkacağını bilmiyoruz. Bu zamana kadar tahminlerimiz de genelde tutmadı. O yüzden sanatla ilgilenip zamana bırakmak lazım diye düşünüyorum. Öyle de yapıyorum.
Aşk acısını karanlık bir dünya içinde anlatmak artık popüler bir estetik. Siz bu karanlığı romantize etmekten nasıl kaçınıyorsunuz ya da kaçınıyor musunuz?
Herhangi bir şeyden kaçınmıyorum. İçimden nasıl çıkıyorsa onu duyuyorsunuz. Herhangi bir kaygım yok o konuda.

“Duygusal hit” beklentisi, şarkının anlatısına bir baskı kuruyor mu? Hit fikri yazarlığı nasıl değiştiriyor?
Hit olmak gayet tabii çok güzel. Herkes sizi takdir eder, ödüller alırsınız, daha büyük sahnelere çıkarsınız. Ama uzun kariyerleri belki çıktığında hit olmamış ama yıllarca saygıyla dinlenmiş, saygın eserler oluşturur. Bunu bana bir telefon görüşmemizde sevgili Nazan Öncel söylemişti. Bu anlayışta kalmaya çalışıyorum. Şarkıyı üretiyorum, yayımlıyorum ve akıbetini izliyorum. Hit olacak diye şarkı yazarsanız duygusuz bir eser ortaya koymanız kaçınılmazdır. Üstelik duygusal şarkılarda bu, başarısızlığı getirir. Duygularınızı akıtmalı ve zamana bırakmalısınız diye düşünüyorum.
Erkeklik temsili pop müzikte hep tartışma konusu. Sizin şarkılarınızdaki kırılganlık, bir itiraf mı bir müzikal tavır mı?
Kırılgan bir Emir Can görmüyorum ben aslında. Durumların tespiti ve tahlilini yapan bir Emir Can görüyorum. Bunları yaşadım diyor ve zaten bu sebepler bu sonuçlara gider, o yüzden boşver diyor. “Kırıldım ve öyle kaldım” şarkıları değil yazdıklarım. Erkeklik temsili ve kırılganlık arasında bir bağ da kurmuyorum. Madem Nazan Hanım’dan bahsettik, oradan gidelim: “Erkekler de yanar hem de nasıl yanar.”
Yapay zekâ üretimli içerikler ve deepfake’ler çağında, bir sanatçının kimliği sizce nerede başlıyor? Seste mi, yüz ifadesinde mi, yazarlıkta mı…
Eskiden buna ‘ruhunda’ diyebilirdik ama artık ruh bile yapay zekâyla oluşturulabiliyor. Şimdilik süreklilikte diyebilirim. Ama ileride bunu da yapay zekâ çözebilir.
Hayranlarla bu kadar yakın temas, bir yandan çok güç verici, bir yandan sınır işi. Siz bu sınırları nasıl çiziyorsunuz?
Dengeyi kurmaya çalışıyorum. Dinleyenlerim bana iyi geliyor. Tabii bazı kötü niyetli kişiler çıkabiliyor. Onları da iyi idare ettiğimi düşünüyorum şimdiye kadar. Özel bir yöntemim yok. İnsan kalmaya çalışıyorum. Diyalog her şeyi çözer. Bazen çok kızsam da kendime hâkim olup doğru diyaloğu yakalama gayretim var.
Hayranlarla yakın temasın psikolojik maliyeti var mı? Sanatçıların bu konuda daha açık konuşması gerekir mi?
Genel olarak bana iyi geliyor. Dinleyenlerimle diyalog kurmak, sarılmak, dertleşmek terapi gibi... Şöhret çok kafa karıştırıcı bir şey. Egolarınız sizi ele geçirirse insanlardan uzaklaşıp kendinizi ilah sanabilirsiniz. O zaman sanat üretiminiz de insanlara geçmez. Çünkü insan olarak üretemezsiniz. Farklı insanlar tanımak ve sevgi, sanatçıyı besliyor bence.
Son zamanlarda retro estetiğin yükselişini görüyoruz. Sizin ilham aldığınız dönem hangisi?
Farklı zamanlarda farklı dönemlerden ilham alıyorum. Mesela yeni albümümde ‘Anılar’ şarkısı var. O şarkı 2000’ler başından ilhamla yazıldı. ‘Fiyakalı’ 80’ler diyebilirim. ‘Gönül Davası’ 60’lar dönemini hissettirir. ‘Ruj’ günümüzü hissettirir. Hepsinin bir dönemi vardır bende. Bazen başka karakter olurum, bazen başka dönemde yaşayan Emir Can olurum. Bu oyundan da zevk alırım.
Sırada neler var?
Albümümüz var. Şu an 11 şarkı hazırlıyoruz. Süreçte bu sayı artabilir. Konser canlı performanslarımız yayımlanacak. Akustik bir projede şarkılarımı söylemek istiyorum uzun zamandır. Sürpriz olan ve şu an söyleyemeyeceğim projeler de var. Gelecek için heyecanlıyım.