Bizleri mavi düşler atlasının sayfalarında diyar, diyar dolaştıran amatör denizciliğimizin Kutup Yıldızı Sadun Boro, Karadeniz ve Akdeniz’in yanı sıra İyon Denizi, Kuzey ve Güney Ege Adaları ile Adriyatik seferlerini anlattığı kitabının ön sözünü şöyle noktalamıştı: “Kısmetin Dümen Suyunda’ ile denizci dostlarımıza faydalı olabilirsek ne mutlu bizlere. Sizlere keyifli, güvenli seyirler diler, denizlerinizin sakin, rüzgarın kolayınıza olmasını temenni ederim. Allah selamet versin. Aralık 2005 Gökova” Konu mavilikler olunca saygı ve rahmetle andığım Sadun ve Oda Boro’nun zarif yelkenlisi ‘Kısmet’ten söz etmemek mümkün mü? Günümüzde Rahmi M. Koç Müzesi’nde dümen suyunda bıraktığı okyanuslara seslenircesine sakin ve güven veren duruşuyla ziyaretçilerini selamlıyor. Özenle korunuyor ve gelecek kuşaklara aktarılıyor.
Denizcilere göre teknelerin de insanlar gibi ruhu vardır. Kısmet’ten söz ettik ama Bbugün sizlerle dünya denizlerini aşmış bir başka yelkenlinin öyküsünü paylaşacağım. Onu farklı kılan birçok özellik var. ‘Kayıtsız 3’, Özkan Gülkaynak tarafından tasarlanmış bir yelkenli. Ahşap bir teknenin bronz aksamlarla nasıl da farklılaştığının en güzel örneklerinden biri. Batı Karadeniz’de faaliyet gösteren Çoban Denizcilik tarafından kızağa konulan ‘Kayıtsız 3’, maviliklerle dolu uzun yılların resmidir aslında. Ona hayat veren Özkan Gülkaynak, çocukluğunda kayıklarla başladığı mavi serüvenleri daha sonra Özgür-Er, Kayıtsız 1 ve 2 adlı teknelerinde yaşadı. O yıllarda edindiği deneyimler amatör denizcilik dünyamızın saygın ismini adım adım dünya seyahatine yaklaştırdı. 2006-2009 arasında okyanusları aşan ‘Kayıtsız 3’, kabin hacminden bir anlamda taviz verilerek rahat yürünebilecek kadar ferah tasarlanmış zarif bir yelkenli. Gülkaynak, günümüzün seri imalat teknelerinde güverte genişliklerinin eski tasarımlara göre daha dar tutulduğunu belirtiyor. Bunun konforu artırdığını ancak sert havalarda güvertede çalışabilmeyi engelleyen bir faktör olduğunu vurguluyor. ‘Kayıtsız 3’ün güvertesi Burma tik kaplı. Bu malzeme güvertede kaymayı büyük ölçüde önlediği gibi estetik açıdan farklı bir keyif duygusu yaratıyor. Havuzluk yüksekliği ise mümkün olduğunca az tutulmuş. Bunun nedeni özellikle kuvvetli fırtınalarda tekneye dolacak suyun yaratacağı ağırlığı minimuma indirmek. Sahibinin bumba (yelkenin alt kenarının bağlı olduğu uzun direk) oturağı üzerine monte ettiği tenteyi iki yandan halatlarla gerip çarmıklara bağlamasıyla oluşturduğu bimini (yelkenli ve motor yatlarda gölge alanı yaratan tente) seri üretim teknelerde paslanmaz boruların neden olduğu karmaşık görüntünün önüne geçiyor.
DÜNYA SEYAHATİ
İzmirli denizcimizin hayat verdiği Kayıtsız 3, Kabotaj Bayramı’nın kutlandığı 1 Temmuz 2006 tarihinde dünya denizlerine yelken açtı. Bu adımıyla çocukluk hayalini gerçekleştiren Gülkaynak, yazdığı kitaplarla amatör denizcilerimize yol göstermeye devam ediyor. Sözünü ettiğim zarif yelkenlinin üç yıl süren dünya seyahatinin ayrıntılarını öğrenmek isteyenler ‘Özgürlük Hattının Batısına’ adlı eseri okuyabilir. Orada denizciliğin kendine özgü felsefesinden tekne yapımına, onarımdan donanımlara kadar yararlı bilgilerle karşılaşacaksınız. Usta isim, şu günlerde Seferihisar’da ‘Kayıtsız Cumhuriyeti’ adını verdiği atölyesinde yeni teknesini inşa ediyor. Ayrıca denizlerimiz ve doğamızla ilgili düşünmeye, görüş üretmeye ve onları yurt sevgisiyle bıkmadan, usanmadan dile getirmeye devam ediyor. Değerli okurlar, bu haftayı önemli bir dip notla kapatmak istiyorum. Ülkemizde yıllardır güncelliğini koruyan bir konuya yönelik farklı bir pencere açacağım. Daha doğrusu hayatı denizlerde geçen bir başka değerli ismin görüşlerini aktaracağım. Zira konu güncelliğini muhafaza ediyor.
MAVİ YORUM
İş dünyasının tanınmış yöneticilerinden İbrahim Yazıcı, her fırsatta denizlere açılan usta bir kaptan. Deneyimli denizcimiz kıyılar halkındır söyleminin Türkiye’de liman, marina ve barınak yapımını büyük ölçüde engellediğini belirtiyor. “Bugün iskele bile yapmak isteseniz neredeyse imkansız. Lakin, Yunanistan’da birçok yerde bağlama ücreti dahi alınmıyor. Öte yandan ülkemizde arıtma teknolojisine sahip tekneler bile mavi kart uygulamasına tabi tutuluyor. Çevre elbette hepimiz için son derece önemli ve değerli. Önerim uygulamanın yeniden gözden geçirilmesidir. Dizgin atı yavaşlatır, bu tür uygulamalarla denizciliğimizi nasıl geliştirebiliriz?” diyor. Bu haftalık noktalıyorum. Gelecek yazıda buluşmak umuduyla esen kalın.