Sirena Marine’in yeni amiral gemisi Sirena Superyachts 42M, henüz dünya prömiyerini gerçekleştirmeden sahibini buldu. Tekneyi satın alan isimse daha önce de bir Sirena tercih etmiş bir müşteri. Bu ayrıntı, hem şirketin büyük boy yat segmentindeki iddiasını hem de Türkiye’de geliştirilen ve üretilen bir markanın, süperyat dünyasında güven ilişkisi kurabildiğini gösteriyor. Çelik gövde ve alüminyum üst yapının buluştuğu 42M, 23-26 Eylül’de Monaco Yacht Show’da dünya sahnesine çıkacak. Ancak Sirena Marine için Monaco’ya taşınan yalnızca 42 metrelik bir yat olmayacak. Yalova Altınova’daki tersanede entegre üretim modeli, Türk mühendisliği ve yerel ustalığın sonucu olan bir proje de Port Hercule’de vitrinde olacak. Ayrıntıları CEO Çağın Genç ile konuştuk.
Yalova’daki tersanenizde 42M’yi inşa ederken Türk işçiliğinin, Türk mühendisliğinin ve yerel ustalığın bu projeye kattığı en karakteristik dokunuşlar neler oldu?
Bizim en önemli farkımız, üretimin ana süreçlerini kendi bünyemizde gerçekleştirebilmemiz. Kompozit üretimden mobilyaya, mekanik sistemlerden kaliteye kadar entegre bir yapıya sahibiz. Bu sayede kalite, hız ve esnekliği aynı anda sağlayabiliyoruz. Aynı zamanda Ar-Ge’yi tüm iş yapış biçimimizin merkezine koyuyoruz. Bu da hem ürün kalitesinde hem de mühendislik kabiliyetinde bizi farklılaştırıyor. Burada şunun altını özellikle çizmek isterim ki bizim ‘Türk işçiliği’ dediğimiz sadece kaliteli üretim demek değil. Bu aslında tasarım, mühendislik, üretim teknolojisi ve entegre üretim kabiliyetini aynı çatı altında buluşturabilen güçlü bir sanayi ekosistem yaklaşımı. 42M projesinde de dünyanın en saygın tasarım ofisleriyle çalışırken, bu vizyonu hayata geçiren üretim gücü tamamen Yalova’daki tersanemizdeki ekiplerimizin bilgi birikimi, mühendisliği ve ustalığı oldu. Çelik gövde ile alüminyum üst yapının hassas entegrasyonundan mobilya işçiliğine, mekanik sistemlerden kalite kontrol süreçlerine kadar her aşamada Türk mühendisliği ve yerli ustalığın imzası bulunuyor.
İzole ve konforlu alanlar
42 metre boyundaki bu yeni ürün, sahiplerine nasıl bir deniz yaşamı vadediyor? 42M’yi deniz tutkunları için eşsiz kılan temel unsurlar neler?
Artık süperyat sahipleri sadece daha büyük tekneler istemiyor. Asıl önemli olan kişiselleştirilmiş bir yaşam deneyimi oluşturabilmek. Biz de 42M ile bunu sunuyoruz aslında. Tabii ki alt ve üst yapı olarak dünya standartlarında bir süperyat. Birçok farklı özelliği var ama tek tek bu özelliklerin ötesinde sunduğumuz bütüncül üretim mimarisi bu tekneyi çok özel kılıyor. Geniş dış yaşam alanları, farklı kullanım senaryolarına uygun dinlenme bölümleri ve genişletilebilir beach club, teknemizin denizle bütünleşen karakterini öne çıkarıyor. Ana güvertedeki verandalı özel ana kamara ise kullanıcıya hem mahremiyet hem de denizle doğrudan ilişki kuran bir yaşam alanı sunuyor. 42M, geniş kıç havuz, opsiyonel donanım seçenekleri, tekne sahibine sunulan daha izole ve konforlu yaşam alanıyla fark yaratıyor. Özellikle master kabinin kendine ait olan ve tasarımcılarının “patio” diye adlandırdığı baş güverte terasıyla kurduğu özel ilişki ve bunun yat sahibine sunduğu ayrıcalıklı yaşam alanı teknemizin en dikkat çekici özelliklerinden biri. Tekne mimarisindeki en önemli seçenek esnekliği, master kabinin ana güverte veya üst güvertede konumlandırabilmesi. Bu özelleştirmeye bağlı olarak salon kısmı da yemek odası veya daha rahat düzenleme konfigürasyonlarına açık olabiliyor.
Sirena’yı Türkiye’nin tasarım ve mühendislik ihracatını temsil eden bir marka olarak görmek mümkün mü?
Dünyanın önde gelen tasarımcılarıyla çalışırken, bu projeleri hayata geçiren mühendislik, üretim disiplini ve ustalık büyük ölçüde Türkiye’deki ekiplerimizin bilgi birikimine dayanıyor. Bu da aslında Türkiye’nin yalnızca üretim yapmadığını bilgi, teknoloji ve tasarım ihraç eden bir ülke hâline geldiğini gösteren iyi bir örnek. Bugün teknelerimizin yaklaşık yüzde 85-90’ını ihraç ediyoruz. 2025’te 80.7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. 24 metre altı yat ihracatında geçen yıl olduğu gibi bu yılda lider olarak ödül aldık ve uluslararası pazarlardaki başarı grafiğimizi bir kez daha tescilledik. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin İlk 1000 İhracatçı listesinde 324’üncü, ‘Gemi, Yat ve Hizmetleri’ kategorisinde ise 5’inci sırada yer aldık. Ancak bizim için asıl ihracat kaleminin teknemiz olmadığını söylemek isterim. Biz aslında teknelerimizin içinde taşıdığı mühendislik, tasarım anlayışı, üretim teknolojisi ve marka değerini ihraç ediyoruz. Bir anlamda her teslim ettiğimiz tekneyle Türkiye’nin yüksek katma değerli sanayi ve mühendislik gücünü de dünyanın farklı limanlarına taşıyoruz.
Bugün en çok hangi konuda yabancı rakiplerle yarışıyorsunuz?
Bugün yabancı rakiplerimizle tasarım, mühendislik, üretim kalitesi, kişiselleştirme kabiliyeti, teslim güvenilirliği ve marka itibarı üzerinden yarışıyoruz. Süperyat tercih eden bir müşteri yıllarca birlikte yaşayacağı, kendi yaşam tarzını yansıtan çok özel bir yatırım yapıyor. Dolayısıyla müşteriler için artık düşük maliyeti önceliklendirmiyor. En doğru çözümü sunacak güvenilir iş ortağını arıyor. Bu noktada teknik yetkinlik kadar, verdiğiniz sözü zamanında yerine getirebilmeniz ve satış sonrasında da müşterinizin yanında olmanız büyük önem taşıyor. Ben önümüzdeki dönemde rekabetin daha da fazla marka güveni, inovasyon ve yüksek katma değer etrafında şekilleneceğine inanıyorum.
Sirena 118 projesini hayata geçirirken stratejiniz neydi?
118’i geliştirirken hedefimiz Sirena Yachts’ın bugün ulaştığı tasarım, mühendislik ve üretim kabiliyetini en üst seviyede yansıtan, markamızın geleceğini temsil edecek yeni bir referans modeli ortaya koymaktı. Bu proje, daha büyük yat segmentindeki uzun vadeli büyüme stratejimizin en önemli adımlarından biri olarak konumlanıyor. Sirena 118’de verimlilik, denizcilik performansı, geniş yaşam alanları ve zamansız tasarımı aynı potada buluşturmaya odaklandık. Günümüz yat sahipleri uzun süre yaşamaktan keyif alacakları, kişisel yaşam tarzlarına göre şekillendirebilecekleri ve uzun seyirlerde de maksimum konfor sunan bir deneyim arıyor. Biz de tasarım sürecini bu beklentiler üzerine inşa ettik. Bu yaklaşımın en önemli yansımalarından biri, 36 metrelik boyuna rağmen 300 GT’nin altında kalan hacim yönetimiyle son derece ferah iç mekânlar sunabilmesi oldu.
SIRENA MARINE YÖNETİM KURULU BAŞKANI İPEK KIRAÇ:
Amacımız dünyada referans marka olmak
Sirena Marine olarak kurulduğumuz günden bu yana güçlü üretim altyapımız, mühendislik yetkinliğimiz ve küresel vizyonumuz doğrultusunda istikrarlı bir dönüşüm gerçekleştirdik. Bu yıl kutladığımız 20’nci yılımızı yalnızca önemli bir kilometre taşı olarak değil, aynı zamanda yeni bir büyüme döneminin ve küresel ölçekte daha güçlü bir konumlanmanın başlangıcı olarak değerlendiriyoruz. Sirena 118 ve Sirena Superyachts 42M ise yalnızca bugün ulaştığımız seviyeyi değil, aynı zamanda Sirena’nın dünya yat endüstrisinde daha üst segmentte yer alma vizyonunu da somut biçimde ortaya koyuyor. Sirena olarak yalnızca daha büyük tekneler üretmeyi hedeflemiyoruz. Amacımız; tasarım, mühendislik, inovasyon ve üretim kalitesiyle dünya yat endüstrisinde referans gösterilen bir marka hâline gelmek. Bunun yolu ise yüksek katma değerli üretimden, güçlü Ar-Ge yatırımlarından, nitelikli insan kaynağından ve uzun vadeli bir vizyondan geçiyor. Türkiye’den çıkan küresel markaların artmasının, ülkemizin ekonomik dönüşümü açısından stratejik önem taşıdığına inanıyoruz. Sirena Marine olarak biz de yalnızca kendi markamızı büyütmeyi değil, Türkiye’nin dünya yat endüstrisindeki konumunu güçlendirmeyi ve ülkemiz için daha fazla katma değer üretmeyi temel sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde; yenilikçi ürünlerimiz, sürdürülebilir üretim yaklaşımımız ve küresel ölçekte büyüyen marka değerimizle Sirena’yı dünyanın en saygın yat üreticileri arasında daha üst sıralara taşıma hedefi doğrultusunda var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.