İstiklal Caddesi’nde İBB’nin başarılı bir restorasyon sürecinden sonra önemli sergiler ağırlayan Casa Botter’deki son sergi “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu.” Duvarlarda tablolar yerine sanatçının eşine, dostuna mektup gönderirken, rengarenk balıklarla, Anadolu Motifleriyle, soyut resimleriyle süslediği zarflar var. Süslü zarflar Bedri Rahmi’nin hayatına, sanatına, dostluklarına, yaşadığı dönemin özlemlerine kapı aralıyor. Tabii sergiyi dedesinin mirasını büyük bir hevesle sahip çıkan torun Rahmi Eyüboğlu ile gezmiş olmak büyük bir ayrıcalık ve mutluluk. Rahmi Eyüboğlu ile gezerken, duvarlardaki yazıların satır aralarında tanıyıp sevdiğim isimleri görmek, annemin 1970’li yıllarda Nişantaşı’daki LCC’de Bedri Rahmi’nin öğrencisiyken yaptığı kartpostal benzeri işlerle karşılaşmak, mutluluğumu daha da artırıyor. Rahmi Bey, her biri birer sanat eseri olan, duvara iliştirilmiş zarflarla ilgili anılarını anlatırken ayaküstü sorularımı soruyorum. Ancak Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun sergisine genç, yaşlı hayranlarından ilgi o kadar fazla ki torun Rahmi’nin etrafında, söylediklerine kulak vermek isteyenlerden oluşan halka, nereye gitsek bizi izliyor. Bir zarftan diğerine, bir mektuptan diğerine yönelirken sürü halinde hareket ediyoruz.
Rahmi Bey acaba bu zarflar nasıl ortaya çıktılar?
Kalamış’ta, dedemin atölye evindeydi. Benden önce babam Mehmet Eyüpoğlu muhafaza etti, özellikle Amerika’ya gelenleri. Bakın, (bir zarfı işaret ediyor) bu benim New Jersey’de doğduğum evin adresi. Babam üniversiteyi orada okumuş. 1961 yılında annem ile evlenmiş. Sana ailemiz için çok önemli bir zarf göstereceğim. Babamın 1958-1959’larda Kanadalı anneme Hughette Eyüpoğlu’na gönderdiği mektubun zarfı. Üzerinde Bedri Rahmi’nin süsü var. Annem süsü görür görmez yelkenleri suya indirmiş. Bu arada dedem 1961 yılında ABD’ye gidiyor. New York, New Jersey, Kaliforniya’dan gönderdiği mektupların zarfları da bu sergide.
Peki, bu zarfların bazıları neden damgasız, pulsuz?
Bunlar evdeki hazır zarflar. Dedem, bir gün birisine mektup yazarım, yollarım diye evde hazır tutmuş zarfları. Çünkü gönderilmeye hazır zarflar. Bedri Bey’in portresinin olduğu zarf gönderilmemiş örneğin.
PARİS’E HIFZI TOPUZ ZİYARETLERİ
Bedri Rahmi çok seyahat etmiş anlaşılan. Rotterdam dahil bir sürü yerden gönderdiği mektuplar var; hatta bazılarının pulları çıkartılmış.
Dedem Avrupa’ya çok seyahat ederdi. Hem işleri nedeniyle hem dostları görmek için. Paris’te Hıfzı Topuz’un yanına gitmeyi çok severdi. Eski günleri anarlardı. 1959 yılında Paris’teki Nato Karargâhı için mozaik pano yapmıştı. Nato Karargâhı 1967 yılında Brüksel’e taşınınca pano de oraya gitti. Askerliğimi Brüksel’de yaptım, panonun önünde izin alarak fotoğraf çektirmeyi başardım. Sanırım şimdi bir parka taşındı, mozaik pano.
Sergide gördüğüm kadarıyla önemli mektuplar da yer alıyor. Hikayelerinden biraz söz edebilir misiniz?
Babama, Turgutlu’da yedek subay olarak askerliğini yaparken dedemden gelen mektup var burada mesela. Üstü renkli, Anadolu motifleriyle süslü. Bedri Rahmi’nin 1936 yılında hayatını birleştirdiği babaannem Eren Eyüboğlu’na yabancı bir firmaya Fransızca tercümanlık yapmak için gittiği Çerkeş’ten yazdığı mektup var. O zaman evliler. Romanya doğumlu babaannem Eren Hanım ile Bedri Bey arasında 1930’lardan 57’ye kadar yazışmalar ‘Aşk Mektupları’ adı altında yayınladı. Sabahattin Amca’yla (Eyüboğlu) yazışmaları çok var. Sanırım bu son dönem yazışmaları, çünkü keçe kalemle yapılmış bir motif var üzerinde. Sabahattin Amca’nın evi de Bronz Sokaktaydı. Sokağın ismi bugün aynı. Aile özellikle Sabahattin Amca’nın evinde toplanırmış.

SERGİ ŞARTI BEDRİ RAHMİ KİTABI…
Rahmi Bey sanki son dönemlerde Bedri Rahmi sergilerinde bir artış var. Yanılıyor muyum? Özellikle Dirimart’ın Dolapdere ve Pera’da dedenizle ilgili sergileri müthişti.
Şöyle anlatayım. 2009 yılında babam öldükten sonra galerilerden aşırı talepler gelmeye başladı. Bedri Rahmi’nin tüm eserleri babamın Kalamış’ta yaşadığı evdeydi. Babamın koruyup kolladığı eserleri bugün hala orada tutuyoruz. Ancak babamla “sergi ancak kitap basılırsa düzenlenecek” kararı almıştık. İlk kitabı 2008 yılında basmıştık. “Kitap olmazsa artık sergi açmayacağız” kararını Bedri Rahmi’nin adının çok yıpranmaması için aldık.
Dirimart nitekim kitabı bastı. Şimdiye kadar beş kitap yaptık, altıncısı da yolda. Bursa’da Nilüfer Belediyesi basacak sergi nedeniyle. Galeriler ve kurumlar Bedri Bey’e ilgili bir şey yapınca geri dönüşün çok iyi olduğunu fark ettiler ve artık para harcıyorlar.
Aile Bedri Rahmi için Kalamış’taki evde bir müze düşünmüyor mu?
Tabii ki düşüyoruz. Hatta Cengiz Bektaş bir çizim yaptı. Fakat Kalamış’taki ev için sunduğumuz projeye Anıtlar Kurulu’ndan izin çıkmadı. Dedemin yaşadığı evin müze olması çok önemli. Ev artık 68 yaşında. Dedem ile babaannem uzun süre Salıpazarı’nda oturmuşlar. Sonunda Eren Eyüboğlu “bir atölyeye ihtiyacımız var” diye isyan ediyor. 1956 yılında Kalamış’taki araziyi satın alıyorlar. 1958 yılında mimar Turgut Cansever'e rica ediyorlar. Turgut Bey onlara bir ev değil aslında atölye yapıyor. Dedem vefat ettikten sonra biz oraya taşınmayı çok istedik. Taşınamadık, çünkü evde oda yok. Babam atölyeye ek bir bina yaptırdı ancak öyle taşınabildi. Aynı şekilde muhafaza ediyoruz. Müze yapmak, heyecanı içimde hep var.
Rahmi Bey son soru. Bugün de tanık oldum. Bedri Rahmi’ye çok büyük ilgi var. Casa Botter bugüne kadar birbirinden değerli isimler ağırladı, ancak bugün gördüğüm ilgili çok farklı. Neden sizce?
Bedri Rahmi bir halk insanı. Halk ona sahip çıkıyor bence, çünkü onlara ulaşmayı becermiş. Dedemin “kaç mumluk bir aydınsın” diye bir söylemi var. Bizim aydınlar konuşurken öyle sofistike örnekler veriyor ki, karşı tarafın bunu bilemeyeceğini düşünmüyor. Bedri Rahmi öyle değil. Ressam ama Türkçesi güzel, kalemi güçlü... Yazılarıyla, şiirleriyle herkese ulaşmayı becermiş. Zaten kendisi de “Tüm Türkiye bir galeri olsa, bir ülkede resimle kime ulaşabilirsin? Ben halkıma şiirlerimle, yazılarımla ulaştım” diyor.
Karısına, sevgilisine “Karadutum, çatal karam, çingenem” şiirini okumayan var mı?
ŞİİRİN ORİJİNALİ SERGİLENİYOR!
Mektuplar arasında Rahmi Eyüpoğlu’nun özellikle dikkat çektiği bir tane var. Bedri Rahmi’nin Bursa Cezaevinde tutuklu olan, açlık grevindeki arkadaşı Nazım Hikmet için yazdığı ‘Yiğidim, Aslanım Burada Yatıyor’ esas adıyla ‘Zindanı Taştan Oyarlar’ şiirinin orijinali…
Küçük bir parantez: Zülfü Livaneli’nin bestesini yaptığı şiir Uğur Mumcu’nun ölümünden sonra bir kült haline geldi; yıllar sonra Fazıl Say tarafından yeniden bestelendi ve Serenad Bağcan tarafından seslendirildi.
Bedri Rahmi’nin pelür kağıdı gibi incecik bir kağıda, güzel yazısıyla kaleme aldığı kült şiirinin hemen yanında ressam Fikret Mualla’nın ona yolladığı 1938 tarihli eski Türkçe mektubu… “Bedriciğim, Cici Kardeşim” diye başladığı mektubun ortasına ressam kendi resmini çizmiş.
Bedri Rahmi, Paris’te yaşayan seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’ya gönderdiği mektuba bir maya kuşu kondurmuş. Rahmi Bey bununla ilgili “Dedemin bir maya kuşu merakı var. Amcam ve yakın dostları Adalet Cimcoz ile kurdukları Türkiye’nin ilk özel galerisi Maya’nın logosu çünkü” diyor.
‘Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ sergisi, Mart 2026 tarihine kadar pazartesi hariç her gün 10.00-21.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyarete açık…