‘Babamın İstek Şarkıları’, adından da anlaşılacağı üzere, rotası yıllar önce uzun yol şoförlüğü yapan bir babanın dikiz aynasından çizilmiş bir albüm. Direksiyon başında geçen onca yılın, sabrın ve en çok da o mecburi yalnızlığın, bir baba kız özleminin soundtrack’i…
Bir kamyon şoförünün direksiyon sallarken sığındığı o ağır aksak melodiler, Ertem’in yorumuyla arabeskten sanat müziğine uzanan hüzünlü bir teşekkür mektubuna dönüşüyor. Ertem, babasının radyodan ya da kasetlerden duyduğu şarkıları, kendi müzikal karakteriyle harmanlayarak, 6 şarkılık albümle dinleyicisiyle paylaştı. Bu özel proje hakkında Ceylan Ertem ile konuştuk.
Babamın İstek Şarkıları çok kişisel, özel bir yerden doğuyor ama aynı zamanda Türkiye’de pek çok evin, ailenin, yolun, kasetçaların hafızasına dokunuyor. Bu albümü hazırlarken kendi aile hikâyenizle kolektif bir müzik hafızası arasında nasıl bir denge kurdunuz?
Aslında bu albüm tam da o ortak hafızanın içinden doğdu. Evet, çıkış noktası benim babam, onun yıllarca kamyon kullanırken dinlediği kasetler, radyolar, tiyatro oyunları… Ama zaten Türkiye’de çok fazla insanın çocukluğu benzer seslerle geçti. Gece yolculuklarında çalan şarkılar, uzun yollar, tatile giderken dinlediklerimiz, annelerimizin mutfakta mırıldandıkları, hatta kasetçalara kaydettiğimiz kendi seslerimiz… Bunlar sadece bizim ailemize ait değil. Ben kendi hikâyemi anlatırken aslında biraz da bu memleketin duygusal hafızasına dokunmak istedim elbet. O yüzden albüm çok kişisel olduğu kadar kolektif bir yerden de ele alındı.
Albüm kapağında babanızla kamyondasınız. O fotoğraf, albümün neredeyse ilk cümlesi gibi duruyor. Kamyon bu albümün ruhunu taşıyan bir mekan mı?
Kesinlikle öyle. Kamyon burada sadece bir araç değil, bir sığınak, ekmek kapısı. Emek, yalnızlık, sabır, gece, yol, özlem… Hepsi o kamyonun içinde var. Kasetler de oradaydı, türküler de, arabesk de, TSM de… Albüm kapağındaki fotoğraf benim için çok sembolik. Sanki albümün bütün hikâyesi o karede duruyor. Bir baba-kız ilişkisi var ama aynı zamanda bir saygı hikâyesi de var orada. Çalışan insanların, gece gündüz direksiyon sallayan, çocuklarının geleceği için gecesini gündüzüne katan insanların hayatına duyduğum saygı da var.

Babanızın sizden yıllardır duymak istediği şarkıları söylemek, bir dinleyiciye şarkı söylemekten farklı mıydı?
Çok farklı. Öncelikle kendim için yaptığım bir albüm değil, bir hediye, bir gönül borcu. Babamın istediği şarkılar ve onu mutlu etmek için var bu kayıtlar. Ne sanatsal olarak kendi tercihlerim ne de kişisel olarak kendi önceliklerim var.
Bir klasiği yorumlarken ne zaman sadık kalmak, ne zaman şarkıyı kendi dünyanıza çekmek gerektiğini nasıl anlıyorsunuz?
Bu biraz sezgisel bir şey. Bazı şarkılar vardır, onlara fazla müdahale ettiğiniz anda ruhunu kaybedersiniz. Bazılarıysa yeni bir nefes ister. Ben her zaman şarkının özüne sadık kalmaya çalışıyorum. Ama aynı zamanda birebir tekrar etmekle de ilgilenmiyorum. Ben o şarkının içine kendi hayatımı, kendi sesimi, bugünün duygusunu koymaya çalışıyorum. Çok da büyük bir saygıyla yorumlamaya çalışıyorum. Babam bazı parçaları tam olarak orijinali gibi duymak istedi ama… Mesela en ürküten, Selami Şahin eseri Dokunmayın Bana’sı idi. Neyse ki hem babamdan hem de Selami Baba’dan beğeni aldım. Çok mutluyum.
Bu albüm bir teşekkür, bir gönül borcu gibi duruyor. Peki babanız bu şarkıları ilk kez sizin sesinizden dinlediğinde sizde kalan ilk cümle, ilk an ne oldu?
Bazı teşekkürler büyük cümlelerle ifade edilmiyor. Babamın kuşağı erkekler, sevgilerini açık açık ifade etmeyi çok beceremeyen, hem bıçkın hem de utangaç bir kuşak. Çalışarak, emek vererek, yanında durarak, senin için her şeyi göze alarak seviyorlar onlar. Anlayana…
Babanızın kamyon şoförlüğü, albümün arka planında yalnızca biyografik bir detay değil, aynı zamanda sınıf, emek ve yol fikrini de taşıyor. Bugün geriye baktığınızda, onun çalışma hayatı sizin sanatçı olma biçiminizi nasıl şekillendirdi?
Çok etkisi oldu. 15 yaşından beri hâlâ çalışan bir baba. Hayatın kolay kazanılmadığını, tırnaklarınla kazımanın önemini, “armut piş ağzıma düş” ile bir yere varılamayacağını çevremdeki emekçi insanlardan öğrendim. Babam da bunlardan birisiydi.
Bu albümde yorumcu kimliğinizle evlat kimliğiniz aynı anda stüdyoda mıydı? Orada içinizdeki küçük kız çocuğunun sesini de duydunuz mu?
Evet, kesinlikle. Ama son albümüm ‘Sana Rağmen’de o günlere ait hikâyelerimin olduğu orijinal şarkılar da var. Mesela ‘Yoktunuz’ böyle bir şarkı. Hatta eylül ayında yine bir çocukluk hikâyesi şarkısı paylaşacağım. Erkan Oğur çaldı gitarları da. Bu dönemim biraz kendi çocukluğum, ilk gençliğim ile ilgili işler ürettirdi bana. Hesaplaşmalar da var, saygı duruşları da…
Bugünün müzik dinleme alışkanlıklarında şarkılar çok hızlı tüketiliyor. Bu albüm ise kaset, yol, bekleyiş, tekrar tekrar dinleme gibi daha yavaş bir hafızadan geliyor. Sizce bu yavaşlık bugün dinleyiciye ne hatırlatabilir?
Belki biraz durmayı… Şarkılar birkaç saniyede geçiliyor. Çok üzücü. Oysa bazı duyguların yerleşmesi için demlenmeye ihtiyaç var. Kasetler eskirdi, plaklar eskirdi, kerelerce dinlemekten… Boomer gibi konuşmak da istemiyorum ama açıkçası çok özlüyorum. Bu albüm biraz o hissi, yavaşlamayı, moduna girmeyi hatırlatsa keşke.
Bu hikâyenin devamında daha çok babanızın istekleri mi, yoksa sizin artık onun dünyasından seçtiğiniz şarkılar mı belirleyici olur?
Sanırım artık ikisi birbirine karıştı. Çünkü yıllar içinde onun sevdiği şarkılar biraz benim de sevdiğim şarkılar oldu. Babam 90 şarkı gönderdi; o gönderdiği isimlerin içinden bana yakışacağını düşündüğüm ya da yorumlamayı becerebileceklerimi seçtim. Çok güzel 5 şarkı daha gelecek.
Sırada neler var? Nasıl bir yaz sizi bekliyor?
Albüm konserleri olacak. Haziran ayında Urfa, Diyarbakır, Mardin konserimiz var en yakın tarihlerde. Babamın İstek Şarkıları’nı sahnede seyirciyle buluşturmak benim için çok önemli olacak çünkü bu şarkılar canlı çalındığında bambaşka oluyor. Birlikte söylemenin tadı benim için her zaman özel. Bir yandan da üretmeye devam ediyorum tabii. Sezen’in verdiği harika ve yepyeni bir şarkı var sırada. O şarkı için çok çok heyecanlıyım. Temmuz ayında paylaşmak istiyorum. Başka başka birçok projem de gündemde. Bizi takip etsin dinleyicilerimiz, desteklesin ve konserlere gelsinler. Onların desteğiyle motive olup devam edecek gücü bulabiliyoruz. En çok da önümüzdeki günlerde hayvanlar ve çocuklar için elimden geleni yapmak istiyorum. “Dayanışma yaşatır” ruhunu yaymamız gerek.