Selda Özkök, Mardin’in kültüründen ilham aldığı kitabı ‘Köklerden Gelen Güzellik’i geçtiğimiz günlerde özel bir davetle tanıtmıştı. Lansmanın tüm gelirinin Anne Çocuk Eğitim Vakfı’na (AÇEV) bağışlandığı bu etkinliğe katılamasam da sonrasında Özkök ile bir araya gelip, yeni kitabını, bu kitabı yayımlamanın kendisi için önemini ve sonrasını konuşma fırsatımız oldu.
Işıltılı bir cilt için oluşturduğu şifa dolu tarifleri pratik bakım kürleri ve ruhu besleyen kadim ritüellerle buluşturan kitap, bu yönüyle de sağlıklı yaşam rehberi niteliğinde. Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, aile büyüklerinden miras kalan, Mardin’de sözlü kültürde var olan bilgilerin yazıya dökülerek genç nesle aktarılması ve yaşatılması adına da Özkök için bir görev niteliğinde. ‘Köklerden Gelen Güzellik’i kaleme alarak üstlendiği bir misyonu yerine getirmiş anlayacağınız. Hikayenin kalanını Özkök’ten dinleyelim…
Bu kitabın yazılması, basılması neden önemliydi sizin için?
Bu kadim bilgilerin genç nesillere aktarmak en önemli amacım. İkincisi de bu bilgilerin kaybolmaması. Çünkü bu bilgiler Mardin’de hep konuşuluyor, sözlü olarak anlatılıyor ama kağıda daha önce hiç dökülmemişti. Bir misyonu yerine getirmek bir yönüyle de…
Yani bir kültürün aktarımı da sizin için…
Kesinlikle… Kültürün kaybolmaması benim için çok önemli. Biz çok geleneksel bir aileyiz. Anne tarafımın kökenleri Mardin’in en eski zanaatkâr ailelerinden Hısrım’lara dayanıyor. Kök boyayla yüzyıllarca rengi solmayan kırmızı kumaşlar elde ettikten sonra kuyumculuk ve telkâri ustalığı yapan büyüklerim, yaptıkları işin güzelliği nedeniyle Güzeliş soyadını almışlar. Baba tarafım ise Mardin’de tahin ürettikleri için Tahincioğlu soyadını almışlar. Kitabın başında anne tarafımın 325 yıllık hikayesini okuyacaksınız. Eğer o bilgileri dedem dayımın oğluna aktarmasaydı ve o da kayda almasaydı bu bilgilerin hepsini kaybolacaktı.
İçerik konusuna değinmişken biraz anlatır mısınız, tam olarak neler var kitapta? Okur hangi kadim bilgilere erişecek?
Kitap iki ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde cildimizin ve bedenimizin içten beslenmesine yönelik temel bilgiler, pratik tarifler ve tavsiyeler var. İkinci bölümde ise bu defa cildimizin dışarıdan beslenmesine odaklanıyoruz. Aromalı sular, besleyici salatalar, hem hafif hem lezzetli yemekler, tatlılar, Mardin bilgeliğini modern sofralara taşıyan tarifler... Ama hepsi de sağlıklı tarifler. Bu kitap aslında profesyonel bakıma ulaşamayanlar için de bir anlamda rehber niteliğinde. Evde insanların kolaylıkla uygulayabileceği bakım tüyoları sunuyorum.
Geçmişten gelen o kadim bilgileri modern bilgilerle harmanladınız mı yoksa tamamen geleneksel ritüeller mi?
Bütünsel güzellik koçu olarak kadim bilgileri kendi mesleğimden öğrendiğim modern bilgilerle birleştirdim. Çünkü altındaki bilimsel tarafı da vermek lazım. Sağlıklı beslenirken bunun vücudumuza ve sağlığımıza yansımalarını da bilmeli insanlar.
Az önce ses kayıtlarından söz etmiştiniz. Hiç yazılı, kayıtlı bir kaynaktan yararlanmadınız mı? Hep sözlü mü ilerleri bu bilgilere ulaşmak?
Kayıtlı, yazılı bir malzeme yok. Mardin ve Midyat’ta geleneklerin çoğu hala devam ediyor. Hepsini sordum. Sözlü aktarmaydı tamamen.
Ne kadar sürdü peki?
Bilgilerin toplanması iki yıllık bir süreçti. Ama baskı hazırlığıyla birlikte üç yılımı aldı diyebilirim.
Tüm bilgiler bitti mi yoksa devamı gelecek mi?
Gelecek tabii ki. Farklı yörelerden tanıştığım kişilerden mutlaka bir kadim bilgi öğreniyorum. İkinci, üçüncü kitap olacak. Kafamda çok proje var. Cilt ve saç bakımı ile alakalı da kitap yapmayı düşünüyorum. Ama o biraz daha kadınlara adanmış bir kitap olsun istiyorum. Sadece bilgi veren bir kitap değil kendi tecrübe ve yaşadıklarımı da katarak biraz daha sıcak, ruhu olan bir kitap olsun istiyorum. Kitapta anne tarafım vardı ama daha baba tarafım var. (Gülüyor)
Başka projeler de yolda öyleyse…
Baba tarafım Tahincioğlu. Tahin üretimi yapıyordu zamanında Mardin’de. Ben tahinle büyüdüm. Genetik kodlarımda susam yağı kayıtlı. Dedem Mardin’de susamyağından yanık kremi yapardı. Dedem babama el vermiş o da abime el verdi. Abim de formülü bana verdi.
Onun üretimini yapmayı istiyorum. Doğal yağlardan da başka ürünler gelecek zamanla ama önceliğim kitap. Misyonumu yerine getirmem lazım.
Peki, kitapla ilgili geri dönüşler nasıl oldu?
Çok güzel geri dönüşler aldım. Herkes , “4 kitap yazmışsın” dedi. O kadar çok bilgi var ki. Ama anlatmadığım daha çok bilgi var; merak etmeyin. (Gülüyor.)
Kitabınızdan basit ama çok da etkili dediğiniz bir cilt maskesi paylaşır mısınız?
Hepsi çok pratik ve özel. Kış aylarındayız ve herkesin cildi çok kuruyor. 1 çorba kaşığı kaymak, 1 çorba kaşığı yoğurt ve iki üç damla çörekotu yağını (ya da ulaşamayanlar için bir kaşık soğuk sıkım zeytinyağı da olur) karıştırarak yüzünüze ve boynunuza, temiz cildinize uygulayıp 20 dk bekletin. Cildinizdeki etkisini hemen fark edeceksiniz.
Bir de herkesin evinde olan kırmızı mercimekli maskeleri var Mardinlilerin. Kırmızı mercimeği akşamdan ıslatın, pişirmeden sabah robottan geçirin ve püre yapın.
Biraz sert dokusu var diye içine biraz tahin kattım ben. Cildinize sürün ve bekletin. İnanılmaz aydınlanıyor bu maskeyle cildiniz.
Peki, önemli bir tüyo vermeniz gerekse…
Doğal maske bile olsa cildinize her gün uygulamayın. Yüzde tüylenme yapabilir. Ayrıca maskeyi fazla hazırlayıp, saklayarak birkaç kez kullanmayın. Sağlıklı değil. Ya da sarı kantaron yağı akşam sürdüğünde ciltteki lekeleri açar, cildi aydınlatır. Fakat gündüz sürüp güneşe çıktığınızda aksine leke yapar. Doğal yağları zaten hep akşamları kullanın, direk güneşe maruz kalmayın.