Renault, elektrikli geleceğe dair iddiasını somut bir başarıyla taçlandırdı. Geliştirme konsepti Filante Record 2025, Scenic E-Tech elektrik ile aynı kapasitede 87 kWh’lık bir batarya ile tek bir şarjda, ortalama 102 km/h hızla, durmaksızın 1.008 kilometre kat etmeyi başardı. UTAC test pistinde gerçekleştirilen ve 9 saat 52 dakika süren bu rekor denemesi, elektrikli araçların otoyol şartlarında dahi uzun menzil kabiliyetini kanıtlayan bir mühendislik zaferi olarak kayıtlara geçti. Deneme sonunda bataryada kalan %11’lik kapasitenin ise, 100 km/h üzeri bir hızla yaklaşık 120 kilometrelik ek bir menzil daha vaat ettiği açıklandı.
Renault’nun bu olağanüstü rekoru, otomotiv dönüşümünde kWh gibi nicelikten ziyade verimlilik niteliğine vurgu yapıyor!.. Mutlak verimlilik odaklı bir tasarım ve geliştirme felsefesiyle Renault mühendisleri, 1000 km’lik hedefe ulaşmak için aerodinamik, ağırlık ve enerji yönetimi konularında sınırları zorlayan bir dizi radikal çözümü tek bir pakette buluşturdu. Retromobile fuarında sergilenen konseptin rüzgar tüneli testleri, sürükleme katsayısının Cd 0.40’tan 0.30 seviyelerine indirilmesi gerektiğini ortaya koymuştu. Bu da baştan sona bir yeniden tasarım sürecini tetikledi. Özellikle ön ve arka teker çevresindeki hava akışını optimize etmek için, başlangıçta merkezi yapıya bağlı olan kanatçıklar, tekerlere doğrudan entegre edilerek serbestçe dönebilir hale getirildi. Bu cesur değişiklik, suspansiyon ve transmisyon gibi mekanik parçaların neden olduğu hava türbülansını büyük ölçüde azaltarak verimliliğe kritik bir katkı sağlayacaktı. Ayrıca soğutma ihtiyacını minimuma indirecek şekilde yeniden yapılandırılan hava giriş ve çıkışları da parazitik sürüklemeyi en aza indirgemiş.
Aracın sadece 1000 kg civarındaki dikkat çekici hafifliği ise karbon fiber, özel aluminyum alaşımları ve Scalmalloy malzemesinin 3D baskı teknolojisiyle üretilen parçaların kapsamlı kullanımı sayesinde elde edilmiş. “Sadece gerekli malzeme kullan” prensibiyle optimize edilen her bir komponent, ağırlık tasarrufuna katkıda bulunmuş. Renault’nun bu rekor projesinde sunduğu bir diğer teknoloji öncülüğü ise steer-by-wire ve brake-by-wire sistemleri… Bu tamamen elektronik kontrolcü sistemler, geleneksel mekanik bağlantıları ortadan kaldırarak hem ağırlık tasarrufu sağlamış hem de sürücü pozisyonu ve kabin mimarisi konusunda özgürlük getirmiş. Kabin, tek kişilik F1 araçlarından esinlenen bir sürücü pozisyonu ve avcı uçağı kokpitini anımsatan koruyucu bir kabarcık ile donatılmış.
Özel olarak geliştirilen düşük yuvarlanma dirençli lastikler, hem enerji tüketimini azalttı hem de jant kapaklarıyla bütünleşik tasarımları sayesinde aerodinamik verime önemli ölçüde katkıda bulunmuş. Şasi ve karbon fiber monokok yapının geliştirilmesinde ise motorsporları deneyimi köklü Ligier firmasıyla çalışılmış.

Tüm bu teknolojik alt yapının sınandığı rekor denemesi, Fas’taki UTAC pistinde yapıldı. Renault Group’un üç deneyimli test pilotu Laurent Hurgon, Constance Léraud-Reyser ve Arthur Ferriere, 4 kilometrelik pistte toplam 239 tur atarak, konsantrasyonun ve düz bir çizgiyi korumanın önemiyle bu dayanıklılık testini başarıyla tamamladı.
MENZİL KAYGISINA SON
Aerodinamik optimizasyon, malzeme bilimi ve enerji yönetimi konularında elde edilen tüm bilgi birikimi, “Renaulution” stratejisi kapsamında daha verimli, rekabetçi ve teknolojik olarak ileri elektrikli modellerin geliştirilmesine doğrudan katkı sağlarken; Renault Filante Record 2025, elektrikli mobilitede menzil kaygısının, doğru mühendislik çözümleri ve verimlilik odaklı bir yaklaşımla nasıl aşılabileceğini tüm dünyaya gösteren bir teknoloji gösterisi oldu. Bu rekor denemesi, elektrikli dönüşümünün sadece sembolik bir başarısı değil, stratejik ve teknik açıdan çok önemli bir mihenk taşı olarak da önemli… Batarya kapasitesi ve menzil ikileminin aşılması, bugün orta segment elektriklilerdeki standart bir batarya kapasitesiyle “gerçek dünya hızı” otoyol koşullarında 1.000+ km menzilin mümkün olması, tüketicilerdeki menzil endişesini azaltılması, uzun yol için daha büyük ve ağır bataryaların tek çözüm olmadığını, verimliliğin kritik olduğunu gösterdi.
Aerodinamizm için en küçük detayın bile toplam verim üzerinde devasa bir etkisi olduğu ve bu optimizasyon kültürünün seri üretime aktarılması gerektiği de, sonuçlar arasında… 3D baskılı optimize hafif parçalar, karbon fiber ve gelişmiş alaşımların kullanımının, enerji tüketimini düşürmede belirleyici olabileceği de kanıtlandı. Mekanik bağlantıların sürtünme kayıplarının ortadan kaldırılması ise, öncelikli olarak sürüş dinamikleri ve iç mekan tasarımı özgürlüğü için geliştirilse de; rekor denemesinde bunların verimlilik katkısı da belirlendi.
Diğer teknoloji partnerleriyle derin mühendislik iş birliğindeki laboratuvar projeler, tedarikçilerle geleceğin seri üretim teknolojilerini önceden test etmek ve olgunlaştırmak için ideal zemin de oluşturuyor. Örneğin, bu projede test edilen “dielektrik sıvıya batırılmış batarya soğutma sistemi”, gelecekteki yüksek performanslı elektrikli araçlar için bir çözüm önerisi olabilir.
Böyle bir hedef, bir şirketin aerodinamik, malzeme, motor, şasi, batarya yönetimi mühendislik ekiplerini disiplinler arası çalışmayı, inovasyonu ve sınırları zorlamayı teşvik ediyor. Elde edilen bilgi birikimi ve “öğrenilmiş dersler”, doğrudan seri üretim modellerinin geliştirme ekiplerine aktarılıyor.
Sonuçta bu rekorun özellikle teknolojiye duyarlı erken benimseyenler “early adopters” ve otomobil tutkunları nezdinde marka değerini artırdığı da ortada… Geleneksel içten yanmalı motorlarda bir asırdır üzerinde çalışılan aerodinamik, hafiflik ve sürüş verimliliği prensiplerinin, elektrikli çağda çok daha kritik bir öneme sahip olduğu yeniden vurgulandı!..