Otomotiv endüstrisinin 140 yıllık serüveni, 29 Ocak 1886’da Carl Benz’in aldığı "gaz motorlu taşıt" patentiyle başlamıştı. Bugün, Mercedes-Benz bu devasa mirası, tarihindeki en iddialı ürün lansmanları ve amiral gemisi S-Klasse’nin geçirdiği en radikal güncellemeyle taçlandırıyor.
W223 gövde kodlu mevcut S-Klasse’nin bu transformasyonu, bir plastik cerrahinin çok üstünde, aracın genetik kodlarına yapılan bir müdahale gibi… Toplamda 2.700’den fazla bileşenin tamamen yeniden tasarlanmasıyla fiziksel yapısının %50’sine yakınının güncellenmesi, otomotiv literatüründe bir modelin yaşam döngüsü içerisinde nadir görülen bir teknik revizyon seviyesi…
Mercedes-Benz, Carl Benz’in Mannheim’daki mühendislik ustalığından Gottlieb Daimler ve Wilhelm Maybach’ın Cannstatt’taki vizyonuna, Bertha Benz’in otomobili hayata entegre eden cesur yolculuğundan Béla Barényi’nin pasif güvenlik devrimine kadar tüm tarihsel birikimini bu yeni "yazılım tanımlı" mimaride bir araya getiriyor.
Dış tasarımdaki en belirgin teknik değişim, aerodinamik verimliliği korurken %20 oranında büyütülen ve üç boyutlu derinlik kazandırılan krom ön panjur… Fakat, aydınlatma teknolojisinde yenilenen Digital Light sistemi, mikro LED teknolojisi ve yüksek işlem kapasiteli çipler sayesinde aydınlatma alanının %40 genişletilmesi, enerji tüketimini optimize eden bir yapıya kavuşturulması, belki de daha önemli.. Ultra Range uzun farlar, yaklaşık 600 metrelik bir projeksiyon menziliyle gece sürüş güvenliğini bir üst seviyeye taşırken, navigasyon verileriyle senkronize çalışan dönüş farları, yolun yapısına milisaniyeler içerisinde uyum sağlıyor. Arkada ise krom çerçeveli üçlü yıldız imzasını taşıyan yeni stop grubu, Mercedes-Benz’in optik tasarımındaki yüksek çözünürlüklü detay işçiliğini gösteriyor. Yan marşpiyellere entegre edilen projeksiyon sistemleri de, aracın çevresiyle kurduğu görsel iletişimin bir parçası…
Yeni S-Klasse’nin teknolojik omurgasını, su soğutmalı bir merkezi süper bilgisayar üzerinden çalışan, aracın tüm bilgi-eğlence, sürüş destek ve konfor sistemlerini tek bir akıllı ekosistemde birleştiren MB.OS işletim sistemi oluşturuyor. MB.OS, Mercedes-Benz Intelligent Cloud bağlantısı sayesinde Over-the-Air OTA güncellemelerine imkan tanıyarak aracın donanımsal ömrü boyunca dijital olarak güncel kalmasını sağlayacak. 4. nesil MBUX sistemi, ChatGPT-4o, Microsoft Bing ve Google Gemini gibi birden fazla yapay zeka ajanını tek bir ara yüzde konsolide ederek, sanal asistanın çok turlu diyalog kurabilen, bağlamı hatırlayan ve kısa süreli hafızaya sahip bir yol arkadaşına dönüşmesini de sağlamışlar. Kabin içindeki MBUX Superscreen yapısı, 14,4 inçlik merkezi ekran ile 12,3 inçlik yolcu ekranını tek bir cam yüzey altında birleştirerek görsel bir birlektelik de oluşturulmuş. Google Haritalar tabanlı 3D Surround navigasyon ve artırılmış gerçeklik destekli baş üstü ekranı AR HUD, sürücüye karmaşık trafik koşullarında dahi milimetrik bir rehberlik sunuyor.

Kişiselleştirme ise, Manufaktur programıyla, 150’den fazla dış renk ve 400’ün üzerinde iç mekan kombinasyonuyla seri üretim sınırlarını zorluyor. Sindelfingen’deki Center of Excellence bünyesindeki Atelier ile sunulan "Made to Measure" hizmeti, müşterilerin teknik olarak mümkün olan tüm renk spektrumunu araçlarına uygulayabilmelerine olanak tanıyor. İç mekandaki el işçiliği, yapay zeka destekli deri kesim sistemleri ve 8 saate kadar süren manuel direksiyon dikim süreçleriyle birleşerek, endüstriyel üretimle sanatsal ustalığın sentezi oluşturuluyor. Burmester 4D surround ses sisteminin Dolby Atmos desteğiyle sunduğu akustik derinlik, 44 dereceye kadar ısıtılabilen emniyet kemerleri ve kabin havasını her 90 saniyede bir iyonize ederek temizleyen gelişmiş elektrikli filtre sistemi, konforun mühendislikle maksimize edilmesi…
Sürüş dinamikleri tarafında Airmatic havalı suspansiyon ve opsiyonel E-Active Body Control, Car-to-X teknolojisiyle entegre çalışan "akıllı sönümleme" özelliğine kavuşmuş. Bu sistem, yoldaki bozuklukları henüz araç oraya ulaşmadan algılayarak amortisör sertliğini elektrikli olarak ayarlıyor. Arka aks yönlendirme sisteminin sunduğu 10°'ye kadar manevra açısı, uzun dingil mesafeli bir sedanın dönüş çapını yaklaşık 2 metre daraltarak şehir içi kullanımda kompakt bir araç çevikliği sağlıyor. Güvenlik tarafında ise Mercedes-Benz, 15 adede kadar hava yastığı, şiddetli önden çarpışmalarda arka yolcuları koruyan yenilikçi sistemler ve yan darbe öncesinde gövdeyi yükselterek enerjiyi şasinin en güçlü noktalarına ileten Pre-Safe Impulse Side ile koruma standartlarını yeniden belirliyor.
Elektrifikasyon ve verimlilik odaklı motor gamında; S 580 4matic modelindeki M 177 Evo kodlu 395 kW 537 HP üreten V8 ünite, hafif hibrit teknolojisiyle harmanlanarak en yeni emisyon standartlarını karşılıyor. Akıcı bir güç iletimi sunan 6 silindirli benzinli motorlarda tork değerleri 640 Nm’ye kadar yükseltilirken, plug-in hibrit seçenekleri 100 km’ye varan saf elektrikli menzil sunarak günlük kullanımı emisyonsuz hale getiriyor. Dizel olarak ise OM 656 Evo ünitesi, seri üretimde ilk kez kullanılan elektrikle ısıtılan katalitik konvertör teknolojisiyle termal yönetimi ve emisyon arıtımını yeni bir seviyeye taşıyor. Tüm ünitelerde yer alan 17 kW kapasiteli entegre marş jeneratörü ISG, "süzülme" ve takviye fonksiyonlarıyla sürüş rafineliğini yükseltiyor.
Zırhlı araç ihtiyaçları için geliştirilen S 680 Guard 4matic ise, VR10 sivil koruma seviyesini gizli bir aluminyum kaplama altında sunarak V12 motorun performansını zırhlı bir kale güvenliğiyle birleştiriyor.
Mercedes-Benz’in 140. yılı onuruna başlattığı "140 Places” küresel yolculuğu, bu yeni S-Klasse’nin 6 kıtada 50.000 km boyunca dayanıklılık ve teknolojisini kanıtlayacağı epik bir sınav niteliğinde başlatılıyor.
Tazelenen S-Klasse, geçmişteki mühendislik mirasını, dijital bir gelecek vizyonuyla "en iyisi ya da hiç" felsefesiyle harmanlayan, yaşayan bir teknoloji anıtı…