Geçen yıl ‘Üç Kumbara’ oyunu ile Türkiye’de pek çok çocuğa ulaşan Halkbank Çocuk Tiyatrosu, yeni oyunu ‘Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!’ ile bir kez daha çocuklarla buluştu. Başrolünde Azra Akın’ın yer aldığı yeni oyunda ‘Azalt, Yeniden Kullan, Geri Dönüştür’ yaklaşımı ile çocuklar; tasarruf, bilinçli tüketim ve kaynak yönetimi gibi temel kavramları eğlenerek öğreniyor.
Bu oyun ile yaptıkları şeyin aslında “Öğretmekten çok hissettirmek, anlatmaktan çok birlikte deneyimlemek” olduğunu vurgulayan Azra Akın, “Eğlence ile öğrenme bir araya geldiğinde bilgi yük olmaktan çıkıyor, keyifli bir keşfe dönüşüyor” diyor.
Geçen yıl ‘Üç Kumbara’ ile Türkiye’de pek çok çocuğa ulaştınız. Bu yıl yeni bir oyunla tekrar sahnedesiniz. Neler hissediyorsunuz, öncelikle buradan başlayalım?
Geçen yıl ‘Üç Kumbara’ oyunu ile çıktığımız yolculuk benim için tarif edilemez bir mutluluktu. İstanbul’dan Edirne’ye, Denizli’den Kütahya’ya kadar Anadolu’nun dört bir yanındaki çocukların gözlerindeki heyecanı görmek, onlara ‘Biriktir-Harca-Paylaş’ bilincini eğlenerek aktarmak çok kıymetliydi. Halkbank’ın imza attığı bu projeyle, 14 bin çocuğa ulaşmış olmak hepimiz için büyük bir gurur kaynağıydı. Bu sezon aynı sahnede, yeni bir oyunla yeniden çocuklarla buluşmak heyecanımı daha da artırdı. Geçen yıl yakaladığımız o güçlü sinerjiyi şimdi daha da büyüttük.
İlk oyunda finansal okuryazarlık kavramları üzerinde duruldu. ‘Süper Kahramanlar: Dünyamızı Koruyoruz!’da hangi temalar odakta? Nasıl bir mesaj veriliyor çocuklara?
Geçen sezon çocuklara parayla kurdukları ilişkiyi, tasarrufu ve bilinçli harcamayı anlattık. Bu yıl ise çerçeveyi biraz daha büyüttük. Odağımıza ‘azalt, yeniden kullan, geri dönüştür’ yaklaşımını aldık. Yani artık sadece parayı değil, hayatımızdaki kıt kaynakları, nasıl kullandığımızı konuştuk. Biliyoruz ki insan ihtiyaçları sınırsız ama kaynaklar sınırlı, biz de çocuklarımızı bu sınırlı kaynakları koruyan birer kahraman olarak konumlandırıyoruz.
Oyunumuzda tüketim, sorumluluk ve bilinçli seçimler gibi kavramları eğlenceli ve interaktif bir kurgu içinde ele aldık. Çocuklara çözümü hazır sunmuyoruz; onları çözümün ortağı olan süper kahramanlar olarak görüyoruz. Sahnede birlikte keşfediyoruz.
Oyunda bir öğretmeni canlandırıyorsunuz. Bu karakteri inşa ederken nasıl bir yaklaşım benimsediniz?
Bu öğretmen, çocuklara çözümü dikte eden biri değil; onlara rehberlik eden bir figür. Yönetmenimiz Hakkı Ergök ile kurguyu oluştururken çocukları pasif birer izleyici değil, çözümün ortağı olan süper kahramanlar olarak konumlandırdık. Ben de karakteri inşa ederken daha yol gösterici, cesaretlendiren ve birlikte keşfeden bir yaklaşım benimsedim diyebilirim.

Bilinçli tüketim, kaynakların verimli kullanılması gibi kavramların çocuklara erken yaşta kazandırmak neden önemli sizce? Sizin bu konuya yaklaşımınız nasıl?
Erken yaşta kazanılan farkındalık, ileride verilecek tüm kararlara gerçekten ışık tutuyor. Küçük yaşta tasarrufun, emeğin kıymetinin ve doğa sevgisinin önemini kavrayan bir çocuk, ileride hem bireysel hem toplumsal anlamda daha duyarlı kararlar alıyor. Çünkü o bilinç içselleştirilmiş oluyor. Biz de oyunda tam olarak bunu hedefliyoruz: Öğretmekten çok fark ettirmek. Çocukların eğlenirken “Ben de bir şeyleri değiştirebilirim” duygusunu yaşamaları çok kıymetli. Benim yaklaşımım da bu yönde; erken yaşta kazanılan küçük ama güçlü alışkanlıkların, geleceği şekillendireceğine inanıyorum.
Tiyatro çok güçlü bir araç
Oyunla ilgili nasıl dönüşler aldınız?
Şubat ayında İstanbul Finans Merkezi’ndeki sahnemizde yeni oyunumuzun ilk perdesini açtık ve daha ilk günden çok yoğun ve sıcak bir ilgiyle karşılaştık. Salonun enerjisi gerçekten tarifsizdi. Çocukların oyuna aktif katılımı, sahnedeki coşkuları, birlikte cevap verişleri ve heyecanları bizi inanılmaz motive etti.
En güzel tarafı ise sadece izleyip gitmemeleri; oyunun bir parçası olmaları. Sahnede onlarla kurduğumuz o interaktif bağ çok güçlü. Gösterim sonrasında aldığımız geri dönüşlerde hem çocukların hem de ailelerin mesajı içselleştirdiğini görmek bizi ayrıca mutlu etti.
Bir anne olarak çocuklara yönelik projelerde yer almak sizin için nasıl bir anlam taşıyor?
Bir anne olarak bu proje benim için çok duygusal bir anlam taşıyor. Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük mirasın yaşanabilir bir dünya ve güçlü bir bilinç olduğuna inanıyorum. “Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık” sözü benim için çok anlamlı. Sahnede verdiğim mesajla evimde verdiğim mesajın aynı olması çok kıymetli.
Oyunda öğretmen karakteri çocuklara yol gösteren bir figür. Siz kendi hayatınızda bu ‘rehberlik’ kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?
Rehberlik benim için birine yolu göstermekten çok, onun kendi yolunu bulmasına alan açmak demek. Oyunda da çocuklara ne yapmaları gerektiğini söylemiyoruz; birlikte keşfediyoruz. Hayatta da aynı yaklaşımı benimsiyorum.
Peki sanatın eğitimdeki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sanat, bilgiyi duyguyla birleştiren çok özel bir alan. Çocuklar dikte edilen, kuru bir şekilde aktarılan bilgiyi zamanla unutabilirler ama sahnede hissettikleri duyguyu kolay kolay unutmazlar. Çünkü o bilgi sadece zihinlerine değil, kalplerine de dokunur. Tiyatro bu yüzden çok güçlü bir araç. Canlı bir deneyim sunuyor; çocuklar o anın içinde oluyor, karakterlerle birlikte düşünüyor, sorguluyor, heyecanlanıyor. Eğlence ile öğrenme bir araya geldiğinde bilgi yük olmaktan çıkıyor, keyifli bir keşfe dönüşüyor. Biz de bu projede tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz: Öğretmekten çok hissettirmek, anlatmaktan çok birlikte deneyimlemek.
Bence sanat, eğitimin en etkili tamamlayıcısı. Çünkü değerler ancak duyguyla desteklendiğinde kalıcı hale geliyor. Tiyatro sayesinde çocuklara bilinç kazandırmak hem çok doğal hem de çok etkili bir yol.
Hayattaki gerçek süper güç farkındalık
Bu oyun sizin için yalnızca bir tiyatro projesi mi, yoksa kişisel bir sorumluluğun da parçası mı?
Hayır, sadece bir tiyatro projesi değil, kesinlikle kişisel bir sorumluluğun da parçası. Kendi çocuklarıma aşılamaya çalıştığım sorumlu tüketim bilincini binlerce çocukla paylaşmak benim için çok gurur verici. Ayrıca bu projenin en kıymetli özelliklerinden biri de sanat yoluyla çocuklara fırsat eşitliği sunması. Anadolu’nun dört bir yanındaki çocuklarla aynı duyguda buluşabilmek benim için büyük bir mutluluk ve gurur.
Peki, Azra Akın kendi hayatında hangi ilkeye sıkı sıkıya bağlı?
Sorumluluk bilinci diyebilirim buna. Ben kendi hayatımda hem bireysel hem toplumsal anlamda attığımız her adımın bir karşılığı olduğuna inanıyor. O nedenle, hayatın her alanında aslında, sorumluluk bilincinde olmak çok kıymetli bir bilinç hali.
Oyunda tasarruf bir ‘süper güç’ olarak anlatılıyor. Sizce gerçek hayattaki süper güçler nedir?
Gerçek hayattaki süper güçler bana göre; sevgi, dikkat ve tutum. Biz çoğu zaman süper gücü olağanüstü, sihirli bir yetenek gibi hayal ediyoruz ama dünyayı değiştiren şey çoğu zaman küçük ama bilinçli seçimler oluyor.
Bence gerçek süper güç; farkında olmak ve o farkındalıkla hareket etmek. Sevgiyle, dikkatle ve sorumluluk duygusuyla atılan her adım, aslında dünyayı koruyan görünmez bir pelerin gibi.
Son olarak, çocuklara bugün tek bir mesaj verme şansınız olsa bu ne olurdu?
Pelerinlerinizi takın ama unutmayın: Dünyayı korumak için sihirli güçlere ihtiyacımız yok, atacağınız küçük adımların bile çevremiz için çok büyük etkisi olacaktır…