Bu sene kadın modasının odağında neler var? Sessiz lüks akımı tamam mı, devam mı? Güç, konfor ve kişisel ifade arasındaki denge nasıl kuruluyor? Sarar Group YK Üyesi Sara Sarar, takım elbisenin yükselişinden smokinin gündelik hayattaki yeni konumuna, gardıroplardaki zamansız parçalardan sürdürülebilir kumaşlara modanın yeni yönünü anlattı. Değişen yaşam temposunun stil tercihlerini nasıl dönüştürdüğünü, alışverişte hikâye ile fonksiyon arasındaki dengeyi ve evlerde konfor anlayışının nasıl yeniden tanımlandığını konuştuk. Sara Sarar’a göre moda artık yalnızca görünmekle değil; hayatı kolaylaştıran, duruşu netleştiren bir ifade biçimiyle ilgili.
Sizce 2026’da kadınların giyinme motivasyonu ne olacak? Güç mü, rahatlık mı, yoksa kendini ifade etme biçimi mi?
2026’da öne çıkacak motivasyonun “kendini ifade etme biçimi” olduğunu söyleyebilirim. Yine de kadınların giyinme motivasyonunu tek bir kelimeyle açıklayamayız. Güç, rahatlık ve kendini ifade etme biçimi, aynı çizgide buluşan kavramlar. Örneğin; kadınların takım elbiseye yönelmesi, iş hayatında resmi duruşun çok ötesine geçerek; kararlılığı ve stil sahibi tavrı aynı anda yansıtabildiği güçlü bir ifade alanına dönüşüyor. Kusursuz kalıplar, esnek kumaşlar ve farklı kombinasyon seçenekleriyle takım elbiseler günlük yaşamın her anında kendine doğal ve özgür bir yer buluyor. Kadınlar ne giydiklerinden çok, o parçanın kimlikleriyle nasıl örtüştüğüne bakıyor. Giyim, bir trend takibi olmaktan çıkıp kişisel bir anlatım alanına dönüşüyor. “Sessiz lüks” ve “kapsül gardırop” kavramlarının hayatımıza girmesiyle zamansız şıklık, kalite ve çok yönlülük bu sezonda da ön plana çıkıyor. Bu yıl Sarar verileriyle hazırlanan “2025 Şıklık Haritası” araştırması, kadınların en çok farklı kombinlere kolayca uyum sağlayan, günün farklı anlarında kullanılabilen ceketleri tercih ettiğini ortaya çıkarıyor. Yeni koleksiyonumuzda da bu anlayış doğrultusunda; güçlü hissettiren, konforu ön planda tutan ve kadınların kendi stil yorumlarını özgürce ifade etmelerine alan açan tasarımlar üzerine çalışıyoruz.
Demin takım elbise ve smokine olan ilgiden bahsettiniz. Benim de bu konu dikkatimi çekti: Kadınların takım elbise ve smokin alışverişlerinde 2025 yılında %54’lük bir artış görülüyor. Sizce bu yalnızca bir trend mi, yoksa kalıcı bir stil dönüşümü mü? Günümüz kadını smokini artık sadece davetlerde değil, günlük hayatta da bir güç sembolü olarak mı görüyor?
%54’lük bir artışı geçici bir trend olarak değerlendirmenin doğru olmayacağı kanaatindeyim. Hem global veriler hem de kendi satış ve talep verilerimiz, bunun daha derin ve kalıcı bir stil dönüşümüne işaret ettiğini gösteriyor. Takım elbise ve smokin satışlarındaki yükseliş, bu parçaların artık yalnızca profesyonel ortamlara değil, sosyal yaşamın farklı alanlarına da entegre edildiğini gösteriyor. Son iki yıldır smokinler kadın gardıroplarının ‘özel gün’ bölümünde saklanmıyor. Smokin, kadınların kendilerini güçlü ve kararlı hissetmek istediği anlarda tercih ettiği bir stil dayanağı oluyor. Bu yaklaşım smokinin gündelikleşmesi anlamına gelmiyor. Aksine, kadınlar smokini daha bilinçli bir şekilde; önemli toplantılar, özenli buluşmalar ve resmiyet gerektiren sosyal anlar için konumlandırıyor.
Estetik ve işlevsellik bağı...
Bu bağlamda günlük stil ile davet giyimi arasındaki sınırlarda farklılık olacak mı?
Günlük stil ile davet giyimi arasındaki sınırların silinmeye başlamasında, hayatın hızlanması ve çok yönlülük var… Kadınlar artık gün içinde tek bir role sahip değil; aynı gün içinde iş toplantısından sosyal bir buluşmaya, gündelik koşturmacadan davet ortamına geçebiliyor. Bu tempo, gardırobun da aynı hızda ve esneklikte çalışmasını zorunlu kılıyor. Trend araştırmalarında otorite olan WGSN’in de işaret ettiği gibi, 2026’da kadınlar kıyafet seçimi yaparken; günün kaç anına eşlik edebildiğine ve farklı anlara uyum sağlayabilen çok yönlü parçalara dikkat ediyor. Zamanı olmayan, hızlı karar vermesi gereken ve pratik çözümler arayan bir yaşam biçimi; günlük stil ile davet giyimi arasındaki sınırları doğal olarak ortadan kaldırıyor. Kısacası bu sınırların ortadan kalkması; zaman yönetimi, hız ve zihinsel konfor ihtiyacının modaya yansıması. 2026’da stil, vakit alan bir hazırlık sürecinden çok, hayatı kolaylaştıran bir destek mekanizmasına dönüşüyor.
Yeni sezonda gardıroplarda mutlaka yer alması gerektiğini düşündüğünüz üç ana parça ne?
Hiç düşünmeden yanıtlayabilirim; kusursuz bir takım elbise, şık bir smokin ve tüvit takımlar ya da dış giyim parçaları… Bu sezon takım elbiseler; feminen detaylar, farklı dokular ve rahat kalıplarla yeniden yorumlanıyor, bu da onu kapsül gardıropların kilit parçası haline getiriyor. Şık bir smokin ise gece davetleri ve özel etkinlikler için trendi güçlü bir alternatif sunuyor. Tuxedo’nun 1960’lardan günümüze uzanan zamansız mirası, 2026’da modern çizgilerle harmanlanıyor. Son alarak da tüvit takımlar ya da dış giyim parçaları var. Klasik siluetlerin geri dönüşüyle tüvit sezonun önemli trendlerinden biri haline geliyor. Hem zengin dokusu hem de çok yönlü kullanımıyla gardırobun aranılan parçası oluyor.
Sarar kadınının 2026’daki tarzını birkaç cümleyle nasıl tanımlarsınız?
Sarar Kadını 2026’da zamanını doğru kullanmayı, kendine alan açmayı ve zamansız seçimler yapmayı önemsiyor. Giyimi ve stili günün her anında kendini rahat, net ve güçlü hissetmesini sağlayan doğal bir destek ve bir ifade biçimi. Şehirle iç içe, aktif ve aceleci olmayan; stilini kararlı bir duruşla ifade eden bir yaşam tarzından söz ediyoruz.
Zamansız dengeli zahmetsiz
Alışverişte hikâyesi olan parçalar mı, yoksa fonksiyonel şıklık mı daha belirleyici hâle geldi?
Kendi iç verilerimiz ve global moda raporlarının çıktıları, alışverişte artık net bir anlam ve işlev birleşiminin belirleyici olduğunu gösteriyor. Modern tüketiciler duygusal bağ kurdukları ürünleri, gerçek hayatta sıkça kullanabildikleri parçalarla birlikte değerlendiriyor. Tüketiciler artık ya sadece hikâye ya da sadece fonksiyonu tercih etmiyor. Onlar için belirleyici olan; estetik ve işlev arasında bağ kuran parçalar.
Kadınlara, stil yoluyla kendilerini daha güçlü hissetmeleri için ne söylemek istersiniz?
Güçlü hissetmenin tek bir formülü yok ve bu gücün başkalarına değil, önce kendinize iyi hissettirmesi gerekiyor. Stiliniz, günün her anında rahatça hareket edebildiğiniz, kendiniz gibi olabildiğiniz bir alan olmalı. 2026’da gördüğümüz gibi kadınlar artık “nasıl görünmeliyim?” sorusundan çok, “bu parça beni anlatıyor mu?” diye düşünüyor. Rahatlık, özgünlük ve kendini ifade etme ihtiyacı aynı noktada buluşuyor. Bu yüzden kadınlara tavsiyem; içinde kendilerini özgür, konforlu ve güçlü hissettikleri parçaları seçmeleri. Stil bir onay aracı değil, kişisel bir anlatım biçimi.
Kendi stilinizi üç kelimeyle tarif etseniz hangileri olurdu?
“Zamansız, dengeli, zahmetsiz.” Aslında tek cümleyle özetlersem; ben bir Sarar kadınıyım. Gösterişe ihtiyaç duymadan, doğru parça ve doğru duruşla var olmayı seviyorum.
UZUN VADELİ KONFOR YARATMAK ÖNEMLİ
Sürdürülebilir, nefes alan ve uzun ömürlü kumaşların modern kadının yaşam tarzına katkısını nasıl görüyorsunuz?
Yoğun yaşam temposunda kumaş içerikleri, bir tasarım detayının ötesine geçerek doğrudan kullanım deneyimini belirleyen bir unsur haline geliyor. Nefes alan, sürdürülebilir ve uzun ömürlü kumaşlar; gün içinde farklı ortamlara girip çıkan, uzun saatler aktif kalan kadınlar için konforlu bir giyim deneyimi sunuyor.Koleksiyonlarımızda kumaş seçimini bu ihtiyaçlar doğrultusunda ele alıyoruz. Doğal içerikli, nefes alan dokular ve formunu koruyan kumaşlar; konfor ile görünüm arasında dengeli bir yapı kuruyor.
Farklı bir alana da geçelim: Değişen tüketim alışkanlıkları ve yaşam alanlarımızla kurduğumuz ilişkinin dönüşmesiyle birlikte, 2026’da evlerde şıklık ve konfor kavramları nasıl yeniden tanımlanıyor?
Değişen yaşam alışkanlıklarıyla birlikte 2026’da ev tekstili dekoratif bir tercih olmaktan çıkıp, evin ruhunu belirleyen temel unsurlardan biri haline geliyor. Dokular ve malzemeler estetikten önce hissettirdikleri duyguyla anlam kazanıyor. Evler daha sakin, dengeli ve kişisel alanlar olarak kurgulanıyor. Ev tekstilinde doğal içerikli, nefes alan kumaşlar ve minimal tasarım öne çıkıyor. Amaç dikkat çekmekten ziyade uzun vadeli bir konfor yaratmak. Uluslararası markalarla yürüttüğümüz üretim süreçleri de bu bakış açısını global ölçekte destekliyor.