Derinlikler onun için yalnızca bir yarış alanı değil; dinginliğin, odaklanmanın ve kendini yeniden keşfetmenin adresi. Kaş'ta düzenlenen Serbest Dalış Deniz Açık Su Türkiye Şampiyonası'nı iki altın madalyayla tamamlayan milli serbest dalışçı ve dünya rekortmeni Şahika Ercümen, yıllardır sürdürdüğü istikrarlı performansıyla başarılarına bir yenisini daha ekledi. Rekorlarla dolu kariyerine rağmen her dalışı aynı disiplin ve kararlılıkla değerlendiren Ercümen, suyun altındaki dünyada edindiği deneyimlerin yalnızca sporculuğunu değil, hayata bakışını da şekillendirdiğini söylüyor.
Çocukluğunuzda yaşadığınız sağlık sorunları sizi denizle tanıştırıyor… O dönem sadece bir tedavi yöntemi olan su, ne zaman hayatınızın en büyük tutkusu haline geldi?
Evet, çocukluğumda astım ve alerjiyle mücadele ederken, okul gezisi sırasında sualtı sporları ile tanıştım ve sağlığıma çok iyi geldi. Aslında suyun altına ilk girdiğim anda bunu hissetmiştim; hep diyorum ki benim için hayat ilk nefes aldığımda değil ilk nefesimi tuttuğumda başladı.
Ve artık su sizin ikinci yuvanız…
Suyun içinde hiç olmadığım kadar özgürüm. Dünyevi sığ konuların olmadığı koskoca derin mavi bir derinlik. Dışarıdan bakıldığında zorlu bir ortam gibi görünse de, deniz benim evim. Orada sadece doğa ve ben varım.
Derinlerde korku ve paniği kontrol etmeyi nasıl başarıyorsunuz?
Serbest dalışta en önemli şey zihni sakin tutabilmek. Bunun için sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da hazırlanıyorum. Nefes egzersizleri, meditasyon ve yılların verdiği deneyim sayesinde odağımı korumaya çalışıyorum. Çünkü derinlikte en büyük rakibiniz aslında kendinizsiniz.
Dalıştan önce aldığınız o son nefeste zihninizden neler geçiyor?
Aslında hiçbir şey geçmemesini sağlamaya çalışıyorum. O an tamamen anda kalmak ve nefesime ve bedenime güvenmek benim için en önemli şey.
Kariyeriniz boyunca vazgeçmeyi düşündünüz mü hiç?
Tabii oldu! Sakatlıklar, iptal olan organizasyonlar, başarısız geçen denemeler… Ama her zorluk bana yeni bir şey öğretti. Vazgeçmek yerine yeniden başlamayı seçtim. Ve zorlukların ardından her seferinde daha da güçlü kalktım.

Yıllardır uluslararası arenada Türkiye'yi başarıyla temsil ediyorsunuz. Bu başarıların perde arkasındaki zorlayıcı süreçler nelerdi?
Özellikle sporcu olarak sponsor bulmak, hazırlık süreçlerini sürdürebilmek ve her zaman limitlerin üzerine çıkmaya çalışmak hiç kolay değildi. Ama ülkemi temsil etmenin verdiği sorumluluk bana her zaman güç verdi.
Kendinizi yıllardır aynı disiplin ve motivasyonla nasıl ayakta tutuyorsunuz?
Başarı benim için bir varış noktası değil. Her yarıştan, her dalıştan sonra yeniden öğrenmeye başlayan bir sporcuyum. Her zaman kendimin daha iyi bir versiyonu olmaya çalıştım. Sanırım beni motive eden şey de hep daha iyisini keşfetme isteği.
Son günlerde ardı ardına başarıları sırtlanmaya devam ediyorsunuz. Dalışlarınızda sizin için en kritik an hangisiydi?
Her dalışta en kritik an, suya girmeden hemen önceki birkaç saniye. O ana kadar bütün hazırlığı yapmış oluyorsunuz. Sonrasında sadece nefesinizi, zihninizi ve enerjinizi doğru yönetmeye güveniyorsunuz.
Bu şampiyonayla birlikte milli takım süreci de şekillendi. Önümüzdeki dönemde yeni bir rekor ya da sizi heyecanlandıran özel bir hedef var mı?
Rekorlar elbette beni heyecanlandırıyor ama asıl hedefim, sporu bir iyilik hareketine dönüştürebilmek. Denizlerin korunması, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk projelerinde daha fazla rol almak istiyorum. Çünkü kalıcı iz bırakan şeyin sadece madalyalar değil, yaptığınız katkılar olduğuna inanıyorum.
Son yıllarda dalışlarınız sırasında su altı ekosisteminde sizi en çok endişelendiren değişimler neler oldu?
Maalesef denizlerde kirliliğin ve iklim krizinin etkilerini artık çok daha net görüyoruz. Plastik atıklar, biyoçeşitlilikteki azalma ve deniz yaşamındaki değişimler beni en çok endişelendiren konular. Rekorlar kırmak kadar, denizleri korumak için farkındalık yaratmayı da sorumluluğum olarak görüyorum.