Londra Victoria & Albert Müzesi’ndeki ‘Moda Sanat Olunca’ sergisi, iki Dünya Savaşı arasında Paris, Londra ve New York modasına yön veren Elsa Schiaparelli’nin kreasyonlarına odaklanıyor.
Sergi, İtalyan varlıklı aristokrat bir aileden Roma’da dünyaya gelen ve 23 yaşında aile baskısından kaçmak için memleketini terk eden Elsa Schiaparelli’nin, 1928 yılından itibaren moda dünyasındaki yolculuğunu ve modaevinin 2007 yılında İtalyan iş insanı Diego Della Valle’nin isim hakkını satın almasıyla yeniden dirilişini ele alıyor.
“Benim için elbise tasarımı meslek değil sanattır” diyen Schiaparelli’nin sözleri haklı çıkıyor; çünkü moda tasarımları sanatla o kadar iç içe ki bir sanat sergisi geziyor gibisiniz.
1930’ların Paris’inde sürrealist ressam, heykeltıraş ve yazarlarla sıkı dostluğu olan Elsa Schiaparelli, en çılgın, en cesur kreasyonlarını onlarla iş birliği yaparak yaratıyor. Yenilikçi, yaratıcı ve cesur bir girişimci. O güne kadar kimsenin aklına gelmeyen unsurları birleştiriyor. Canlı parlak renkler, ışıltılı ipek iplikler, hatta seramik çiçekler bile kullanıyor tasarımlarında.
Salvador Dalí’nin siyah bir telefonun üzerine kırmızı bir istakoz kondurduğu ünlü ‘Istakoz Telefonu’ sergide Schiaparelli’nin istakozlu elbisesiyle diyalog halinde. Şair, ressam, tasarımcı, yönetmen Jean Cocteau ile birlikte yarattığı, pembe güller ve vazo şeklindeki iki insan profili olan sırtı işlemeli gece kıyafeti; Picasso’nun İtalyan tasarımcının at nalı şeklindeki şapkasını takan Nusch Éluard’ın portresi de sergide. Schiaparelli’nin bu eseri Picasso’dan satın aldığını tahmin etmek güç değil.
Amerikalı ve İngiliz sanat fotoğrafçıları Man Ray ve Cecil Beaton, heykeltıraş Alberto Giacometti, gerçeküstü ressam Leonor Fini, Goncourt Edebiyat Ödülü’nü ilk kazanan kadın yazar ve şair Elsa Triolet, gerçeküstü sanatçı Meret Oppenheim; Elsa Schiaparelli’nin yakın ilişki ve iş birliği içinde olduğu sanatçılardan bazıları.
FİLM VE TİYATRO SEKTÖRÜNÜN GÖZ BEBEĞİ
Bu arada Elsa Triolet’in şair eşi Louis Aragon ile birlikte 1928-1930 arasında ürettikleri mücevherler, Schiaparelli’nin Paris’teki butiğinde satılıyor. Sergiyi gezerken, çiftin aspirin tabletleri şeklindeki mavi boncuklardan üretilmiş şık bir gerdanlığı dikkatinizi çekebilir. Dönemin başka ünlü bir modacısı Coco Chanel’in “elbise yapan İtalyan sanatçı” diye küçümsediği Schiaparelli’nin aksesuarları, eldiven ve ayakkabıları, giysilerindeki oyuncaklı düğmeleri, altın-gümüş payetli işlemeleri, parfüm şişeleri birer sanat eseri. Ünlü oyuncu Marlene Dietrich için özel yapılan kadife bir pantolon ceketin düğmeleri heykeltıraş Giacometti tarafından tasarlanmış. Dönemin ünlü oyuncularının, uluslararası jet sosyetenin yanı sıra film, tiyatro yönetmen ve yapımcılarının en sevdiği kostüm tasarımcısı Schiaparelli.1931 ile 1953 yılları arasında Fransa, İngiltere ve ABD’de yaklaşık 60 film ve tiyatro yapımına kostüm tasarımı yapmış.
Bu arada sergi, İngiliz tekstil sektörüyle yakından çalışan Schiaparelli’nin modacı Vivienne Westwood’dan çok önce İskoçya tartan deseniyle çalıştığını da ortaya koyuyor. Sergide, tartan tafta uzun bir etekle yan yana duran uzun paltonun uyumu dikkat çekici. Peki Roma’dan sonra İngiltere’ye giden, orada evlenen, ardından eşiyle New York’a geçen Elsa Schiaparelli’nin moda serüveni nasıl başlıyor?
Eşinden boşandıktan sonra kızıyla Paris’e gelen genç kadın, burada fotoğraf sanatçısı Man Ray sayesinde sanat çevresiyle kaynaşıyor, yolu modacı Paul Poiret ile kesişiyor. Bu karşılaşma moda dünyasının kapısını aralıyor.
Paris’te Rue de la Paix’de 1928 yılında 'Schiaparelli for Sport' markasıyla dükkânını açan genç kadının ilk kreasyonu geometrik ve fiyonk desenli siyah-beyaz örgü kazaklar. Paris Ritz Oteli’ndeki bir öğle yemeğinde bu kreasyonunu giyen Schiaparelli’nin sözleriyle: “Kazaklar bir anda fırtına gibi esti. Paris Ritz’in lokantası siyah-beyaz kazakları giyen her milletten kadınlarla doldu taştı.” Kendi reklamı konusunda hayli becerikli olan Schiaparelli’nin İngiliz gerçeküstü akımının desteğini arkasına alarak 1933 yılında Londra’nın şık semti Mayfair’de butik açması uluslararası ününü pekiştiriyor.
1935 yılında sporun yanı sıra modern şehirli kadın ve gece hayatına yönelik 'haute couture' tasarımlarını, bugün hâlâ açık olan Vendôme Meydanı No: 21’deki butiğine taşıyan Schiaparelli’nin vitrinleri Parisliler tarafından yıllarca ilgiyle izleniyor. Esaslı bir girişimci olan modacı, markasını lanse ettikten beş yıl sonra, yanında 400 kişi çalıştırarak yılda 7 bine yakın kıyafet ve aksesuar üretebiliyordu. Vendôme Meydanı’nda ise üretim, yılda 10 bin parçaya ulaşmıştı.

ROSEBERRY UYUYAN GÜZELİ UYANDIRDI
Fransa’nın 1939 yılında Almanya’ya savaş açması, ardından Paris’in Almanlar tarafından işgali üzerine Schiaparelli, 1941 yılında daha önce yaşadığı New York’un yolunu tutuyor. Savaşın sonuna kadar orada kalıyor. Döndüğünde moda değişmiş ve Christian Dior’un 'New Look' tasarımları gözde. Schiaparelli’nin butiği ekonomik darboğazda ve hayli borçlu; modaevi 1954 yılında kapanıyor. Aynı yıl en büyük rakibi Coco Chanel İsviçre’den Paris’e dönüyor.Uzun yıllar uykuda kalan Schiaparelli modaevini, İtalyan Tod’s Grubu’nun başkanı Diego Della Valle, 2007 yılında satın alıyor. Uyuyan güzeli esas hayata döndüren kişi ise 2019 yılında modaevinin başına getirilen Amerikalı tasarımcı Daniel Roseberry.
Elsa Schiaparelli’nin gerçeküstü kreasyonlarının özünü koruyarak günümüze uyarlayan Roseberry’nin sergideki tasarımları oldukça etkileyici. Örneğin Jean Cocteau ile birlikte yaratılan ceketin gülleri bugüne taşınmış ve ultra geniş omuzlu bir ceketin etrafına yerleştirilmiş. Modaevini yeniden zirveye taşıyan Roseberry’nin müşterileri arasında Beyoncé, Michelle Obama, Kim Kardashian, Lady Gaga gibi isimler var. V&A sergisinde yer alan kreasyonlar arasında Ariana Grande’nin 2025 Oscar törenindeki kırmızı pullu elbisesiyle, 2024 Altın Küre’de Dua Lipa’nın siyah üzerine altın işlemeli kıyafetini görmek mümkün.