Bazı şarkılar bir repertuvar tercihi olmaktan çıkar, insanın hayat hikayesine karışır. Elif Sanchez için ‘Ayrılıq’ böyle bir yerde duruyor. Sanchez’in anlattığına göre bu türkü, yalnızca yıllardır dönüp dolaşıp söylediği bir eser değil, aynı zamanda şarkıcılık yolculuğunu görünür kılan, memleket özlemini taşıyan ve bugün en sahici duygularına dokunan bir eşik. Klasik Batı müziği, caz ve halk müziği arasında kendi çizgisini kuran sanatçı, ‘Ayrılıq’ vesilesiyle geçmişteki sesine, bugünün müzik düzenine ve üretim ısrarına bakıyor.
‘Ayrılıq’ı, “ağlamak istediğimde söylediğim şarkı” diye tarif ediyorsunuz. O kişisel ritüeli kayda alıp herkese açmak, şarkının senden çıkmasına mı yoksa geri dönmesine mi benziyor?
Aslında özlemimi doya doya yaşayabilmek için söylediğim bir türküydü o. Söylerken içimdeki hasret biraz hafiflerdi. Sanatçı olmak da aslında tam olarak bu: Kendi ritüelini başkalarıyla paylaşabilmek, duygular arasında bir köprü olabilmek. Paylaştığımız hiçbir şey bizden eksilmiyor, aksine, başkalarının duygularıyla çoğalıyor. O yüzden bana şarkının benden çıkmasından çok, bana ve dinleyene geri dönmesi gibi geliyor.
“Yurt dışında yaşamayı ben seçtim” diyorsunuz. Seçilmiş bir ayrılık ile mecburi bir ayrılık arasında duygu ve performansınıza nasıl bir etki oldu?
İkisi arasında çok büyük bir fark var. Beni kimse ülkemden göndermedi, bu yüzden o türküyü besteleyen ya da o kaderi yaşayan biri kadar derinden hissedemeyebilirim. Ama hayatımda kontrol edemediğim, istemediğim kişisel ayrılıklar yaşadım. O ayrılıklar da insana ölüm gibi gelir, biri gitmiştir ve onu geri getirecek hiçbir şey yoktur. Kalpte derin bir sızı bırakır. Ülkeden ayrılmayı ise çoğu zaman bundan da büyük bir acı olarak düşünürüm. Çünkü sadece bir coğrafyadan değil anılardan, aileden, tanıdık kokulardan, sevdiğiniz herkesten uzaklaşırsınız. Bu duygular ister seçilmiş ister mecburi olsun, sahnede ve kayıtta insanın sesine mutlaka yansır.
Bu şarkı yıllardır size eşlik etmiş. Peki, bugün kayda girerken, geçmişteki o iç sesi mi takip ettiniz?
Aslında bu kayıt yedi yıl önce yapıldı. Yani duyduğunuz ses, daha genç bir Elif’e ait. Bilerek değiştirmedim çünkü o duyguyu o zamanki halimle söylemiştim. Bugün söylesem belki teknik olarak daha güçlü bir yorum çıkarabilirim ama o dönemde ayrılığa henüz alışamamış bir Elif vardı. O taze acının türküye daha sahici yansıdığını düşünüyorum.
Ayrılıq’ın merkezinde memleket özlemi var. Bugünün haber akışı ve gündem gürültüsü içinde sizce özlem duygusu da hızlandı mı?
Her şey inanılmaz hızlandı ama ben sanki buna inat yavaşladım. Eski ruhlu bir insanım, yaşımın çağından biraz geride yaşıyor gibiyim. Çabuk tüketen biri değilim, duygularımı yoğun yaşarım. Her şey hızlanmış olabilir ama özlem bence hâlâ yavaş ve derin bir duygu. Onu hızlandırmak mümkün değil.
Son iki yılda yapay zekâ ile üretilen sesler, deepfake’ler ve ses hakkı tartışmaları çok büyüdü. Kendi sesiniz için “asla” dediğiniz bir sınır var mı?
Yapay zekâyla müzik üretenleri müzisyen olarak görmüyorum, daha çok bir yazılım ya da oyun alanı gibi düşünüyorum. Bu benim kişisel fikrim. Çünkü müzik, insanın içinden çıkan bir şeydir. Elbette teknolojiyi tamamen reddetmekten bahsetmiyorum ama insanın ruhu ve iradesi olmadan üretilen bir şeyin aynı yere temas ettiğini düşünmüyorum.
Üç dilde üretim yaparken bu algoritmik dünya sizi yazarken yönlendiriyor mu?
Hiçbir zaman algoritmalara ya da trendlere göre müzik yapmadım. Belki bu yüzden bugün olabileceğimden farklı bir yerdeyim ama benim için önemli olan kalitenin ve samimiyetin korunması.
Sizce 2026’da bir müzisyenin en büyük lüksü nedir?
Lüks demek zor, çünkü müzisyenler için hayat giderek daha zorlaşıyor. Yaptığımız işin karşılığını her zaman tam alamıyoruz. Ama buna rağmen bizi ayakta tutan bir aşk ve tutku var. Bugünün en büyük avantajı ise ulaşılabilirlik. Dünyanın bir ucundaki Brezilyalı bir gitaristle ya da Japonya’daki bir şarkıcıyla iş birliği yapabiliyorum.
Sıradaki projeler neler?
Birçok tekli kaydettim ve şu an iki ayrı albüm üzerinde çalışıyorum. Uzun zamandır hayalini kurduğum, uluslararası ve çok saygıdeğer müzisyenlerle yaptığım iş birlikleri de yolda.