Havalimanları genellikle vedaların ve kavuşmaların hızına sahne olur. İGA İstanbul Havalimanı ise bu akışa sanatsal bir durak ekleyerek yolculuk deneyimini farklı bir boyuta taşıyor. Sanatçı Hayri Karay’ın imzasını taşıyan 37,7 metre yüksekliğindeki devasa kinetik heykel, terminalin kalbinde yükselerek yolcuları Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel katmanları arasında modern bir yolculuğa davet ediyor. Böylece İGA, yalnızca dünyanın en yoğun ulaşım merkezlerinden biri olmakla kalmıyor, aynı zamanda dünyanın en büyük iç mekân heykellerinden birine de ev sahipliği yapıyor.
İGA ART Sanat Projeleri Yarışması kapsamında birinci seçilen eser, paslanmaz çelikten oluşan anıtsal yapısıyla oldukça dikkat çekici. Ancak bu dev yapının çıkış noktası, oldukça sade ve düşünsel bir soruya dayanıyor. Karay, çalışmayı tasarlarken birbirine zıt gibi görünen unsurların aslında aynı yapı içinde nasıl bir arada var olabildiğini sorguladığını belirtiyor. Havalimanı gibi sürekli hareket, karşılaşma ve geçiş üreten bir mekân için kurgulanan eser; denge, dönüşüm, akış ve birlikte var olma fikri üzerine inşa edildi. İlhamını ise hem kültürel hafızadan hem de insan ilişkilerinin görünmeyen gerilimlerinden alıyor. Sanatçının bu projesini diğer işlerinden ayıran en önemli özellik ise hareketin yalnızca teknik bir detay değil, doğrudan kavramsal bir unsur olarak ele alınması. Heykel, bulunduğu mekânla birlikte yaşayan, zaman içinde değişen ve izleyiciyle kurduğu ilişkiyi sürekli yeniden tanımlayan bir yapıya sahip. Anıtsal ölçüsüne rağmen formundaki zarafet ve akışkanlık, eseri daha da özgün kılıyor.
11 santimetreden göğe uzanan bir vizyon
Her büyük sanat eserinde olduğu gibi bu yapıtın da başlangıcı oldukça mütevazı. Bugün göğe uzanan bu dev heykelin hikâyesi, yalnızca 11 santimetrelik küçük bir maketle başladı. Karay, İGA’nın sunduğu geniş ve etkileyici boşluğun kendisi için ilham verici olduğunu ifade ederken, ilk eskizin avuç içine sığacak boyutta olduğunu ancak zamanla dünyanın en büyük iç mekân heykellerinden birine dönüştüğünü vurguluyor. Sanatçıya göre eser, sabit bir nesne olmanın ötesinde, zamanla ve izleyiciyle birlikte anlam üreten yaşayan bir süreç. İnsanlar gelip geçse de bu devingen yapı, her bakışta yeni bir hikâye anlatmaya devam edecek.
17 farklı alan, titiz bir seçim
Projenin hayata geçirilme süreci de en az eserin kendisi kadar titiz ve katmanlı bir çalışmanın sonucu. İGA ART Yürütme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Gülveli Kaya, 2021 yılında havalimanındaki sanatsal üretimleri tek bir çatı altında toplamak ve bu alanı daha güçlü bir kültür-sanat platformuna dönüştürmek amacıyla yola çıktıklarını belirtiyor. Süreç boyunca farklı disiplinlerden gelen işler değerlendirilirken, ilk 10 proje maketler üzerinden detaylı biçimde incelenmiş. Hem teknik uygulanabilirlik hem de mekânla kurduğu ilişki açısından ele alınan bu değerlendirme sonunda jüri, oy birliğiyle Hayri Karay’ın eserinde karar kılmış.
İGA CEO’su Selahattin Bilgen ise projenin yalnızca fiziksel ölçüsüyle değil, taşıdığı anlam ve etkiyle de öne çıktığını vurguluyor. Her gün binlerce yolcunun akıp geçtiği bu uluslararası buluşma noktasında, farklı coğrafyalardan gelen ziyaretçilerin artık yalnızca bir havalimanından geçmeyeceğini, aynı zamanda çağdaş bir sanat deneyimiyle karşılaşacağını ifade ediyor. Bilgen’e göre bu tür projeler, Türkiye’nin kültürel birikimini görünür kılmanın ve bunu evrensel bir dille aktarmanın önemli yollarından biri. Bu anlamda heykel, sadece mekânın ölçeğini değil, İGA’nın kültürel mirasa yaklaşımını ve bunu yolcu deneyimine nasıl dahil ettiğini de görünür kılan güçlü bir unsur olarak öne çıkıyor.
Yaşayan bir sanat deneyimi
İki ana parçadan oluşan ve paslanmaz çelikten üretilen heykel, kinetik yapısı ve aynalı yüzeyleriyle terminalin ışığını ve hareketini sürekli değişen bir şekilde yansıtıyor. Gün içinde ışığın yönü değiştikçe eserin görünümü de farklılaşıyor; bu da onu her bakışta biraz daha başka bir şeye dönüştürüyor. İzleyicinin nerede durduğuna bağlı olarak algısı da değişiyor, bu yüzden tek bir açıdan okunabilen sabit bir form sunmuyor. Daha çok, içinde bulunduğu mekânla birlikte yaşayan ve ona tepki veren bir yapı gibi duruyor. Yanından geçip giden yolcular için kısa bir anlık karşılaşma olsa da dikkat edenler için her seferinde başka bir detay yakalamak mümkün. Bu haliyle heykel, havalimanını sadece gelip geçilen bir yer olmaktan çıkarıp, merak uyandıran sanatsal bir keşfe dönüşüyor.