Kahveyle ıslatılmış savoiardi bisküvileri, mascarpone kreması ve kakao... Tiramisu hiçbir zaman sofralardan bütünüyle çekilmedi. Ancak uzun süre restoran menülerinin fazla güvenli, hatta biraz demode tatlısı sayıldı. Şimdi o bildik tarif yeniden gastronomi dünyasının merkezinde. Üstelik yalnızca klasik biçimiyle değil; tiramisulu kruvasan, dondurma, latte, düğün pastası ve kokteyl gibi sayısız yorumla.
İngiliz The Guardian gazetesi de 11 Eylül’de yayımladığı ‘Tiramisu çağı’ başlıklı yazısında bu hızlı yükselişi mercek altına aldı. Gazeteye göre İngiltere’de tiramisu artık geçici bir sosyal medya hevesinin çok ötesinde. Marks & Spencer’ın kendi markalı tiramisu satışları bir yılda yüzde 27, Tesco’nunki ise yüzde 5 arttı. Özellikle daha pahalı ve iddialı çeşitlerin rağbet görmesi, ekonomik sıkıntı içindeki tüketicinin büyük harcamalar yerine erişilebilir küçük lükslere yöneldiğini düşündürüyor.
Akımın sembol mekânlarından biri Londra’daki ‘Marrone’. Yalnızca tiramisu üzerine çalışan kafenin kurucusu Giancarlo Fanigliulo, kapılarını açtığı ilk günlerde ürünlerin birkaç saat içinde tükendiğini anlatıyor. Fanigliulo, İtalyan ailesinden kalan tarifi çağdaş tatlarla buluşturuyor. Londra’da TikTok sayesinde ünlenen ‘Secret Layers’ ve Sheffield’daki ‘Paradiso’ gibi işletmeler de benzer biçimde tiramisuyu tek başına bir marka kimliğine dönüştürüyor.
Bu yükseliş aslında birkaç aydır gastronomi yayınlarının radarında. İngiliz Speciality Food Magazine, haziran ayında tiramisuyu ‘nostalji, haz ve erişilebilir lüksün kesişimindeki lezzet’ olarak tanımladı. Sektörel araştırmalar da tüketicinin tanıdığı tatları yeni biçimlerde görmek istediğini gösteriyor. Tiramisu tam bu noktada avantajlı: Yeterince klasik olduğu için güven veriyor, kahve ve mascarpone birlikteliği sayesinde yeni ürünlere kolayca uyarlanabiliyor.
Trend yalnızca Avrupa’yla da sınırlı değil. The Times of India, kısa süre önce ülkedeki ‘büyük tiramisu istilasını’ yazdı. Mumbai’deki ‘The Bombay Sweet Shop’, savoiardi yerine kahveyle ıslatılmış rasgulla kullanıyor; mascarpone ve Kahlúa’ya badem krokan eşlik ediyor. Roma’da düzenlenen 2025 Dünya Tiramisu Şampiyonası’nda ise yenilikçi kategorinin ödülünü Japon Aya Okada kazandı. Okada’nın vişne ve maraschino likörüyle hazırladığı kuyruklu piyano biçimindeki tiramisu, Food & Wine tarafından İtalyan geleneğinin küresel yorumlarından biri olarak öne çıkarıldı.
KÜÇÜK BİR ÖDÜL
Tiramisunun dönüşünü yalnızca lezzetle açıklamak mümkün değil. Tatlının adı İtalyancada kabaca ‘beni yukarı çek’ ya da ‘neşelendir beni’ anlamına geliyor. Ekonomik belirsizlik, savaş haberleri ve dijital yorgunlukla çevrili bir dönemde bu vaat her zamankinden daha güçlü. Sosyal medyada ‘little treat culture’ olarak adlandırılan küçük ödül kültürü de tam olarak bunu anlatıyor: Hayatın büyük meselelerini çözemiyorsak, hiç değilse günün sonunda kendimize güzel bir tatlı ısmarlayabiliriz.
Financial Times ise ‘tatlı için ayrı bir midemiz var mı?’ sorusunu bilimsel araştırmalar üzerinden tartışırken beynin, tokluk hissine rağmen şeker beklentisiyle ödül mekanizmasını yeniden harekete geçirebildiğini aktarıyor. Restoranların paylaşmalık büyük tatlılardan minik porsiyonlara uzanan sunumlarla bu arzuyu desteklemesi tesadüf değil. Tiramisu hem gösterişli hem tanıdık, hem paylaşılabilir hem de tek kişilik porsiyonlara uygun.
Elbette her hızlı gastronomi trendi gibi tiramisu da aşırı tüketilip sıradanlaşma tehlikesi taşıyor. Ancak onu gelip geçici bir TikTok tarifinden ayıran önemli bir özelliği var: Gücünü yenilikten değil, hafızadan alıyor. Bugünün tiramisusu geçmişe birebir dönmüyor; geçmişi yeni biçimler, kültürler ve malzemelerle yeniden servis ediyor. Görünen o ki 2026’da mutluluk, üzerine kakao serpilmiş katmanlar halinde geliyor.