Istakoz deyince aklınıza ne geliyor? Özel bir gün, pahalı bir balık restoranı ve hesap gelince biraz yutkunmak… Türkiye’de ıstakoz hâlâ ‘çok lüks’ bir tabak. Oysa Londra ve New York’ta onu daha gündelik bir lezzet olarak sunan adresler var. Bu algıyı değiştirme iddiasındaki Burger & Lobster da İstanbul’a geldi.
2011’de Londra’da kurulan marka, Zorlu Center’da kapılarını açtı. Türkiye operasyonunu YKT Global çatısı altındaki YKT Gıda üstleniyor. Yatırımın ve yönetimin başında CEO Emir Yakut var. Hedef, önümüzdeki 2,5 yılda İstanbul’un farklı noktalarında restoranlar açmak, yaklaşık 100 kişiye istihdam sağlamak ve ardından Bakü gibi bölge şehirlerine yönelmek. Istakozlar Kanada’dan geliyor; diğer ürünlerde yerel tedarikçilerle çalışılıyor. New York’tan Bangkok’a, Kuveyt’ten Cakarta’ya uzanan markanın İstanbul’a gelişi, bu açıdan dikkat çekici.
Konsept basit: Burger ve ıstakozu ‘ulaşılabilir lüks’ anlayışıyla aynı masada buluşturmak. Benim merakım şu: Istakoz bizde de alışıldık bir tabağa dönüşebilir mi? Fiyat algısı bir kez kırılırsa, belki de Türklerin ıstakozla imtihanı sona erer. Yine de bunu gösterecek olan, müşterinin masadan nasıl kalktığı ve o masaya yeniden oturmak isteyip istemediği.
ASIL SINAV AÇILIŞTAN SONRA
Dubai’de Nobu ve Carbone’u deneyimledik. Uluslararası restoran zincirlerinin en iyi şubelerinin çoğunlukla Londra’da, ardından Dubai’de olduğunu düşünüyorum. Doğru yatırım, iyi şefler, özenli servis ve markanın standartlarına bağlılık belirleyici. Dubai’nin başarısı tesadüf değil. Yatırım kadar, o yatırımı doğru ekiple ve disiplinle yönetmek de önemli.
Türkiye’de de bu kaliteyi yakalayan adresler var. Ancak mesele yalnızca şube açmak değil, aynı kaliteyi yıllarca korumak. Burger & Lobster için de asıl sınav şimdi başlıyor. Eğitim ve servis standardı oturmadığında, açılış heyecanı birkaç sezon içinde sönüp gidebiliyor.
ON BIR GÜN YETER MI?
Grand Hyatt İstanbul, 1–11 Ekim’de 34 Restaurant’ta Hint Mutfağı Haftası düzenledi. Grand Hyatt Mumbai’den gelen şef Sachin Singh’in menüsünde butter chicken, Mathania biberiyle pişen laal maas ve kuzu biryani öne çıktı.
Bu etkinliği heyecanla bekleyen bir kitle var. Baharata, tandıra ve uzun pişirmeye alışık damaklarımız için Hint mutfağının potansiyeli yüksek. Böylesine ilgi gören lezzetleri yılda birkaç günle sınırlamak bana yeterli gelmiyor. Uzun pişen etler, yoğun aromalar ve baharat kullanımı bize yabancı değil. Böylesi buluşmaların daha uzun sürmesini, hatta kalıcı adreslere ilham vermesini isterim.
NİĞDE’NİN SOFRASI İSTANBUL’DA
Niğde Gastronomi Festivali’ni tanıtmak için Galataport’taki Liman İstanbul’da düzenlenen gecenin ev sahibi, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir’di. Tabal Gastronomi Evi’nin hazırladığı menü, mangır çorbasından Bor söğürmesine, Niğde tavadan Tyana tatlısına uzanıyordu.
Bir şehrin yemeklerini tanımak, oraya gitme isteğini artırıyor. Anadolu’nun lezzetlerinin İstanbul’da tanıtılması da daha geniş kitlelere ulaşmalarını sağlıyor. Ne yiyeceğinizi bilmek, o şehri merak etmek için güçlü bir neden. Tanıtımın yayılmasında İstanbul’daki ilişkiler ve iletişim ağları da etkili.
DİDİM’DEN BİR NOT
Delice Yarımadası’ndaki Anda Barut Collection, araziye uyumlu mimarisi ve geniş odalarıyla dikkat çekiyor. BAYOU Villas ise mahremiyet ve kişiye özel hizmet arayanlara sesleniyor. BAYOU Michelin Culinary Masters kapsamında Tom Aikens, Alvin Leung ve Grégoire Berger gibi şeflerin ağırlanması da gastronomi iddiasını gösteriyor. Bodrum’daki beton yapılaşmaya dair eleştirilerimi düşününce, burada farklı bir örnek görüyorum. Sekiz restoranı, Galen SPA’sı ve farklı etkinlikleriyle bir tatil tesisinden öte, günün tamamını geçirebileceğiniz bir ortam kurulmuş.