Bu kış erkek gardırobunda sizce gerçekten “olmazsa olmaz” parça nedir? Trendden ziyade kalıcı olacağını düşündüğünüz detaylar hangileri?
Teknik kumaşlarla modernize edilen “hybrid dış giyim” parçaları… Trendler gelip geçici; ancak yünlü dokuların fonksiyonellikle birleştiği, hafif ve sıcak tutan paltolar gardıropların olmazsa olmazı… D’S damat olarak estetiği konforla birleştiren bu parçaların, erkeğin her ortama adapte olabilme yeteneğini temsil ettiğine inanıyoruz.
Renk, doku ve kumaş açısından bu kışın ruhunu üç kelimeyle tanımlasanız ne olurdu?
Derinlik, doğallık ve dayanıklılık… Toprak tonlarının ağırlığıyla gelen derinlik; yün ve kaşmir dokuların sunduğu doğallık; değişen hava koşullarına meydan okuyan teknolojik kumaşların dayanıklılığı bu kışın karakterini belirliyor.
Son yıllarda erkek modasında konfor ve şıklık arasındaki sınır giderek silikleşiyor. Bu dengeyi bu sezon nasıl kuruyorsunuz?
Biz buna “performans şıklığı” diyoruz. Bu sezon, takım elbise formunu korurken iç yapısında eşofman rahatlığı sunan likralı dokular ve “traveler” serisi kumaşlarla bu dengeyi kurduk. D’S damat erkeği, günlük temposunda iş toplantısından sosyal rotasına geçerken sadece kıyafetini değil, modunu da bozmuyor; böylece konforun şıklığa engel olmadığını bizzat deneyimliyor.
Bugün “lüks” kavramı artık sadece fiyat, logo ya da gösterişle tanımlanmıyor. Sizin için lüks artık ne anlama geliyor?
Bizim için lüks; zaman, özgürlük ve sorumluluğun kusursuz birleşimi… Kıyafetin içinde kendin gibi hissedebilmek, kırışma sorunu yaşamadan günün hızına eşlik etmek ve bir parçayı yıllarca aynı formda giyebilmek bugünün en büyük konforu. Ancak gerçek lüks artık sadece kullanıcıya sunduğumuz bu işlevsellik değil… Dijitalleşmenin getirdiği hızla kişiye özel çözümler sunabilmek ve tüm bunları yaparken sürdürülebilirlik ilkemizden ödün vermeyerek gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek… Gösterişin yerini bilinçli tüketime, yavaşlığın ise yerini dijital verimliliğe bıraktığı her an bizim için gerçek lüks…
Son dönemde yapılan araştırmalar, lüks segmentinde “deneyim” vurgusunun ön plana çıktığını ortaya çıkarıyor. Bu bağlamda yeni nesil müşterinin lüksle kurduğu ilişkiyi nasıl okuyorsunuz?
Yeni nesil için lüks artık “sahip olmak” değil, “hissetmek ve deneyimlemek”. Markanın onlara ne kattığına, hangi değerleri savunduğuna ve sunduğu yaşam tarzına bakıyorlar. Onlar için lüks, bir logonun ağırlığı değil; o kıyafetin içinde yaşadıkları özgüvenli deneyimin toplamı.
Bugün kendinizi erkek modasında nasıl bir yerde konumlandırıyorsunuz? Daha çok “zamansız şıklık” mı, yoksa “çağdaş lüks” mü?
Bu iki kavramın kesişim noktasındayız; “ulaşılabilir çağdaş lüks” olarak tanımlıyoruz. Geçmişin zamansız zarafetini bugünün hızı ve teknolojisiyle harmanlayarak, geniş kitlelerin yüksek tasarım gücüne ulaşmasını sağlıyoruz. Bizim dünyamızda şıklık bir lüks değil, bir standart…
İki senedir moda dünyasını domine eden “sessiz lüks” akımı hakkında neler düşünüyorsunuz?
Sessiz lüks, bir özgüven ifadesi. Bu akım aynı zamanda modanın “öze dönüşünün” kanıtı… Ve tasarım DNA’mızla da örtüşüyor. Logoların arkasına saklanmayan, kalitesiyle ve kesimiyle kendini belli eden; her zaman daha asil bir stil sergiliyoruz.
Erkek modasında önümüzdeki birkaç yılın ana kırılma noktaları sizce neler olacak?
En büyük kırılma, “yüksek teknolojiyle entegre sürdürülebilirlik” ve “cinsiyetsiz formlar” üzerinden olacak gibi… Kıyafetlerin artık sağlığımızı veya performansımızı takip ettiği, gardıropların daha az ama fonksiyonel parçalardan oluştuğu, kapsül koleksiyonların hâkim olduğu bir döneme giriyoruz. Kişiselleştirilmiş üretim ve dijital terzilik de bu dönüşümün lokomotifi olacak.
ERKEĞİN ÇOK SESLİLİK MANİFESTOSU
Son yıllarda kampanyalarınızda yer alan isimler ezber bozan nitelikte. Teoman iş birliği devam ediyor. Yeni kampanyanın hikâyesini anlatabilir misiniz?
“Bu Benim Dünyam”, modern erkeğin içindeki çok sesliliğin bir manifestosu adeta… Teoman’ın ikonik ve çok yönlü karakterinden ilham alarak, bir erkeğin aynı gün içinde hem asi hem sakin, hem cool hem de karizmatik olabileceğini sinematik bir dille anlattık. Şehirde birbirine güneş gözlüklerini devreden “farklı Teomanlar”, aslında her erkeğin kendi dünyasındaki farklı stillerine ve rollerine bir selam duruşu… Kostüm değişse de duruşun baki kaldığı bir hikâye bu…

Zamana direnç, işçilik, sadelik, sürdürülebilirlik… Bunlardan hangileri markanızın üretim anlayışında merkezde?
Koleksiyonlarımızın üretim felsefesinin kalbinde “zamana direnç” ve “sürdürülebilirlik” daima el ele yürür. Biz sadece bugünü kurtaran değil, yıllar geçse de formunu ve anlamını yitirmeyen; akıllı üretim teknikleriyle doğaya saygılı parçalar üretmeyi temel sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Sadelik ise bu dayanıklılığın en güçlü görsel dili…
Marka olarak risk almaktan çekinmediğiniz alanlar hangileri? Önümüzdeki dönemde bizi şaşırtabilecek bir açılım var mı?
Özellikle iletişim dili ve işbirlikleri konusunda risk almayı seviyoruz. Teoman’la gerçekleştirdiğimiz kampanya da bunun en cesur örneklerinden biri. Klasik bir algıyı rock ikonuyla birleştirerek ezber bozduk. Önümüzdeki dönemde bizi sadece modada değil, erkeğin yaşam tarzına dokunan teknolojik aksesuarlar ve dijital platform entegrasyonlarıyla çok daha şaşırtıcı bir noktada görebilirsiniz.