Şerif Yenen ile Geziyoruz
Göbeklitepe’de insanın anlam arayışını, Hattuşa’da devlet kurma becerisini görmüştük. Van Gölü kıyısına geldiğimizde sahneye bu kez Demir Çağı’nın güçlü bir uygarlığı çıkar: Urartular. Dağların ortasında ayakta kalmayı başaran, suyu yöneten, kaleleriyle coğrafyaya hâkim olan bir krallık. Urartular, Anadolu’nun Demir Çağı uygarlıklarından biridir. Demirin hayatın içine girmesiyle birlikte üretimden savaşa kadar birçok alanda yeni bir dönem başlamıştı. Van ve çevresi, bu dönüşümün en güçlü sahnelerinden biridir.
GÜCÜN TAŞLA KURDUĞU İLİŞKİ
Van gezisinin kalbi, hiç kuşkusuz Van Kalesi’dir. İlk günü buraya ayırın. Van Gölü kıyısında yükselen bu uzun kaya kütlesi, Urartu’nun başkenti Tuşpa’nın merkezidir.
Kaleye uzaktan baktığınızda bile neden buranın seçildiğini anlarsınız. Hem savunması güçlü hem de ovaya hâkim. Yukarı çıktığınızda ise bir kaleden fazlasıyla karşılaşırsınız. Kaya mezarları, tapınak kalıntıları ve yazıtlar, buranın sıradan bir yerleşim olmadığını açıkça gösterir.
Urartular için ölüm bile düzenliydi. Kayalara oyulmuş mezarlar bir ev gibi planlanmıştı. Birden fazla oda, nişler ve tören alanları bulunuyordu. Bu düzen, onların dünyayı nasıl algıladığını da anlatır. Kalenin çevresindeki ‘Analı Kız’ nişleri ve yazıtlar, din ile devletin nasıl iç içe geçtiğini gösterir.
Gün batımında Van Gölü kıyısına inin. Kalenin silueti yavaşça karanlığa karışırken, bu coğrafyada kurulan gücü daha iyi hissedersiniz.
Van denince akla gelen bir başka simge de Van kedisidir. Bembeyaz tüyleri, biri mavi diğeri kehribar olabilen gözleriyle tanınır. Suyla kurduğu ilişkiyle de bilinir. Bu coğrafyanın karakterini yansıtan canlı bir sembol gibidir.
DUVARLARIN ÜZERİNE İŞLENEN HİKAYELER
Van’a gelip Akdamar Adası’nı görmemek büyük eksiklik olur. İkinci gün rotanız burası olsun. Gevaş’tan kısa bir tekne yolculuğuyla ulaşılan ada, gölün ortasında bambaşka bir dünya sunar. Adanın en önemli yapısı Kutsal Haç Kilisesi’dir. 10. yüzyılda inşa edilen bu yapı, dış duvarlarını kaplayan kabartmalarla öne çıkar.
Bu kabartmalar Akdamar’ı benzersiz kılar. İncil ve Tevrat’tan sahneler, peygamber hikâyeleri, av tasvirleri ve günlük yaşam detayları taşın üzerine işlenmiştir. Âdem ile Havva’dan Davud ile Golyat’a kadar uzanan sahneler, adeta bir anlatı dizisi oluşturur. Burada yürürken bir yapıya bakmazsınız; taşın üzerine işlenmiş bir hikâyeyi okursunuz. Bu anlatı, dönemin dünyasını ve estetik anlayışını da yansıtır.
Adayı gezdikten sonra Gevaş’a dönün. Burada yer alan Halime Hatun Kümbeti kısa ama etkileyici bir duraktır. 14. yüzyıla tarihlenen bu yapı, Selçuklu mezar mimarisinin zarif örneklerinden biridir.
DAĞLARIN İÇİNDEKİ HÂKİMİYET
Üçüncü gün rotayı Van’ın güneyine çevirin. İlk durak Çavuştepe. II. Sarduri tarafından kurulan bu yerleşim, Urartu şehir planlamasının en iyi örneklerinden biridir. Saray, tapınak ve depo yapıları düzenli bir bütün oluşturur. Büyük küplerle dolu depolar, bu devletin ne kadar organize olduğunu gösterir. Daha sonra Hoşap Kalesi’ne geçin. Kayalık bir tepe üzerine kurulu bu yapı, bölgeyi kontrol etmek için ideal bir noktadadır. İç içe geçmiş savunma hatları, bu coğrafyada güçlü olmanın nasıl bir planlama gerektirdiğini anlatır.
VAN MÜZESİ: HİKÂYEYİ TAMAMLAYAN YER
Van Müzesi’ne mutlaka zaman ayırın. En az bir-iki saat gerekir. Türkiye’nin en iyi Urartu müzelerinden biridir. Kalelerde gördüğünüz mimariyi burada eserlerle tamamlıyorsunuz. Günlük yaşamdan silahlara, takılardan yazıtlara kadar geniş bir koleksiyon var.
Müzenin en dikkat çekici bölümlerinden biri Hakkâri stelleridir. Demir Çağı öncesine, MÖ 2000’lere tarihlenen bu dikilitaşlar, bölgedeki eski elit sınıfları temsil eder. Üzerlerindeki figürler, dönemin yaşam biçimi hakkında önemli ipuçları verir.
COĞRAFYANIN KARAKTERİ TABAĞA YANSIYOR
Van mutfağı güçlüdür ve karakterlidir. İlk akla gelen Van kahvaltısıdır. Otlu peynir, kavut, murtuğa ve bal-kaymak sofranın temelini oluşturur. Ana yemeklerde keledoş, ayran aşı, tandır etleri ve yöresel çorbalar öne çıkar. Ev mutfağında uzun süre pişirilen yemekler yaygındır. Van Gölü’nün kendine özgü bir lezzeti daha var: inci kefali. Sodalı suda yaşayabilen nadir balıklardan biridir. Tadı herkese hitap etmeyebilir ama burada denenmesi gerekir. Çünkü bu balık, bu coğrafyaya aittir.
NEDEN ŞİMDİ GİTMELİ?
Van ilk bakışta kolay bir destinasyon gibi görünmez. Ama biraz yaklaştığınızda bu coğrafyanın gücü ortaya çıkar. Burada doğayla mücadele eden bir uygarlığın izlerini görürsünüz. Urartular, dağların ortasında bir düzen kurmuştu. Bugün Van’da dolaşırken bu düzenin izlerini adım adım takip edebilirsiniz. Bu yüzden Van gezisi, klasik bir seyahatten daha fazlasıdır. İnsan ile doğa arasındaki ilişkinin nasıl şekillendiğini anlamak için güçlü bir fırsattır.
Van’da kaçırılmaması gerekenler
- Van Kalesi
• Akdamar Adası
• Çavuştepe
• Hoşap Kalesi
• Van Müzesi
PRATİK BİLGİ
Nasıl gidilir?
Van’a uçakla ulaşım en kolay seçenek. Şehir içi geziler için araç kiralamak avantaj sağlar.
Rota önerisi
Van Kalesi ve şehir, Akdamar Adası, Çavuştepe – Hoşap
Süre
2–3 gün ideal
Ne zaman gitmeli?
İlkbahar ve sonbahar en uygun dönemler