VOLKAN AKI
Kış aylarının en önemli turizm aktivitelerinden biri kuşkusuz kar tatili. Bu konuda Türkiye’nin sürpriz bölgelerinden biriyle tanıştıracağım sizi. Ordu’da kayak yapılabilen Çambaşı Yaylası’nı ziyaret ettim. Evet, Ordu’da, Çambaşı Bölgesi’nde Çambaşı Kayak Tesisleri var. Bugüne kadar yalnızca belediyenin ve birkaç küçük tesisin varlığıyla bakirliğini koruyan bölge, yeni açılan Wyndham Garden Çambaşı ile birlikte artık bölge dışına da açılıyor.
İyi bir tesis olmadan bu bölgelere dışarıdan gelip konaklamak, tatil yapmak zor. Kısa bir süre önce hizmete giren Wyndham Garden Çambaşı, bu ihtiyaca güçlü bir yanıt vermiş. Yatırımı yapanların yerel girişimciler olması da ayrıca önemli; ellerini bu projenin altına koymaları, bölge adına değerli bir girişimin hayata geçmesini sağlamış. Üstelik yeni bir otel olması, tesisin güncel güvenlik ve konfor standartlarıyla inşa edilmesine olanak tanımış.
Ancak Çambaşı Yaylası’nı cazip kılan yalnızca kar ve kayak potansiyeli değil. Bazı bölgelerde olduğu gibi çorak bir araziyle karşılaşmıyorsunuz; tam tersine, ormanların arasında adeta doğal bir cennetle karşılaşıyorsunuz. Bu nedenle Çambaşı sadece kışın değil, yaz aylarında da ziyaret edilebilecek bir bölge. Yeşil, orman, dağlar… Doğayla iç içe, gerçek anlamda nefes aldıran bir coğrafya.
GASTRONOMİDE BÜYÜK POTANSİYEL
Bölgenin bir de bonusu var. Ordu şehir merkezine yaklaşık 2-2,5 saatlik mesafede olması, bu şehri de keşfetme imkânı sunuyor. Ordu; modern kıyı şeridi ve güçlü gastronomi potansiyeliyle dikkat çekiyor. Kayganadan ısırgan çorbasına uzanan zengin bir mutfak söz konusu. Üstelik yemeklerin çoğu, yörenin otlarıyla hazırlanıyor ve neredeyse doğal bir vejetaryen mutfağı standardında.
Burada birkaç gastronomi noktasından da bahsetmek gerek. ‘Ordu Tostu’ oldukça ünlü ve marka tesciline sahip. Biz bunu Tostçu Şamata’da deneyimledik. Ancak sadece tost değil; yöresel yemekleri de, işletmenin kadın girişimcisi Beray Karadeniz’in elinden tatma şansı bulduk. ‘Ordu Pancar Çorbası’ ve ‘Ordu Karalahana Çorbası’ coğrafi işaretli lezzetler arasında. ‘Ordu Galdirik Kavurması’ ve ‘Ordu Sakarca Mıhlaması’ da aynı şekilde öne çıkıyor. Denizciler’de ise yanık dondurma ve dondurmalı salep denenmeli.
Bölge, turizmden gastronomiye uzanan heyecan verici bir potansiyele sahip. Eğer rotayı Perşembe tarafına çevirirseniz, Yason Burnu ve Balıkçı Sera Botanik de mutlaka görülmeli. Karadeniz’e gelip balık yemeden dönmek ise zaten düşünülemez.
LONDRA’DAN BİRKAÇ KONAKLAMA NOTU
Geçen haftalarda Londra notlarımdan bahsetmiştim. Bu kez atladığım konaklama konusuna değineyim. Londra merkezde oteller oldukça pahalı. Gidenlerin en sık sorduğu sorulardan biri de “Nerede kalıyorsun?” oluyor. İki öneri paylaşayım:
Merkezde kalmak isteyenler için The Dilly, Piccadilly’de, adından da anlaşılacağı gibi tam merkezde yer alıyor. Eski Londra ruhunu taşıyan, konumuyla üzmeyecek bir otel. Bir diğer önerim ise DoubleTree by Hilton Tower London. Nehre yakın, fiyat–performans dengesi yüksek ve çalışan ilgisi gerçekten çok iyi. Ziyaretler için de avantajlı bir lokasyona sahip.
Yeni trend oteller de dikkat çekici. Örneğin resepsiyonsuz, girişimcilere özel, tamamen dijital konsepte uygun oteller var. Daha önce deneyimlediğim bu yeni nesil otellerden bir gün ayrıca bahsedelim.