Haksızlıklarla karşılaşıldığında… Yıl sonu hedeflerinin tutmadığı dönemlerde… Kendine olan güvenin yerle bir olduğu anlarda… Başarısız geçen bir yılın ardından yetersizlik hissi ortaya çıktığında… Terfi beklerken işsiz kalındığında… Beklentiler hayal kırıklığına dönüştüğünde, hatırlanması gereken şudur: Hayat; inişleri ve çıkışlarıyla, zorlukları ve kolaylıklarıyla, başarısızlıkları ve başarılarıyla anlam kazanan bir yolculuktur. Önemli olan, yaşanan her deneyimin içinde gelişmeye devam edebilmek ve bu olgunlaşma sürecinin sonunda daha anlamlı bir hayat inşa edebilmektir.
Tam da bu noktada, Paulo Coelho’nun eserlerinin birinde anlattığı tırtıl hikâyesi anlam kazanır.
Tırtıl, günlerini yerde sürünerek geçirir; gökyüzünde süzülen kuşlara aşağıdan bakar. Kendi varlığından da kaderinden de hoşnut değildir. Kendini çirkin, yetersiz ve değersiz hisseder. Her an ezilme korkusuyla yaşar.
Bir gün doğa ondan bir koza örmesini ister.
Bu çağrı onun için korkutucudur. Çünkü bilinmeyene doğru bir yolculuk anlamına gelir.
O ana kadar bildiği her şeyden vazgeçmesi gerekecektir. İçten içe sonunun geldiğini düşünür.
Tanrı’ya isyan eder; tam da kendine alışmaya başladığını, elinde kalan az şeyle yetinmeyi öğrendiğini söyler.
Tüm bu sorgulamalara rağmen çağrıya uyar ve harekete geçer. Kendi mezarını ördüğünü düşünerek kozasını yapmaya başlar. Kozasını tamamlar ve sessizce ölümü bekler. Tam her şeyin bittiğini düşündüğü anda, beklenmeyen gerçekleşir.
Günler sonra kozadan çıkan artık aynı varlık değildir. Bir zamanlar yerde sürünen tırtıl, gökyüzünde özgürce süzülen bir kelebeğe dönüşmüştür.
Son sandığı aslında bir başlangıçtır. Kayıp sandığı süreç ise dönüşümün ta kendisidir.
İnancını yitirmeyip kendini gelişmeye ve dönüşmeye adayanlar için hayat, sürprizlerle doludur.
Belirleyici olan, dar bir bakış açısıyla günlük, haftalık ya da yıllık hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı değildir. Bu yolculukta önemli olan, sürekli gelişim kaydedebilmektir.
Bu nedenle, sürekli gelişimi bir hedef değil, bir yaşam biçimi hâline getirebilmek için uygulanabilecek birkaç basit ama etkili ilke vardır:
Aklı doğru bilgiyle beslemek: Her gün en az otuz dakika okumaya ya da öğrenmeye zaman ayırmak; kişisel gelişimi ve liderlik becerilerini güçlendirir, zorlukların aşılmasını kolaylaştırır ve işten finansa hayatın her alanında başarıya giden yolu açar. İyi fikirler kendiliğinden ortaya çıkmaz; bilinçli bir arayışın sonucunda bulunur.
İnsanlardan destek almak: Gelişmek için kitap okumak kadar değerli olan, insanları okuyabilmektir. Alanında başarıya ulaşmış kişileri bulup onların bu noktaya nasıl geldiklerini anlamak, bıraktıkları izleri takip etmek ve benzer bir yoldan ilerlemek öğrenme sürecini hızlandırır.
Öte yandan, bir koç ya da mentorla çalışmak yönü netleştirir ve gereksiz hataların önüne geçer. Daha fazla çabalamaktan daha önemli olan doğru yönde ilerleyebilmektir.
Harekete geçmek ve değer üretmeye odaklanmak: Tıpkı tırtıl hikâyesinde olduğu gibi, belirsizliklerle karşılaşan insanın en çok zorlandığı şey harekete geçmektir. Çünkü korku insanı paralize eder.
Oysa gelişim, ilk adım atıldığında başlar; değer üretildikçe derinleşir. Hayat, kusursuz ilerleyen bir plan değil; insanı olgunlaştıran bir yolculuktur. Kaybedilenler, gecikenler ve zorlayan dönemler geriye dönüp bakıldığında anlam kazanır.
Modern liderlik anlayışına dair çalışmalarıyla tanınan yazar Simon Sinek’in de ifade ettiği gibi:
“Amaç en iyi olmak değildir; dünden daha iyi olmaktır.”
Mesele, hayattan ne istediğimiz ya da ne elde ettiğimiz değildir. Bu yolculuk boyunca nasıl bir insana dönüştüğümüzdür.