Etiler’de konumlanan Cozy, 40 yıllık bir villada hayat bulan çok yönlü bir alan. Gün içinde bilgisayarını açıp çalışanlardan öğle arasında kısa bir mola verenlere, akşam saatlerinde uzun sofralar kuranlardan geceye karışanlara kadar farklı ihtiyaçlara aynı anda karşılık veriyor. Mekânın bu akışkan yapısı, mutfağına da yansıyor. Hafta için bir araya geldiğimiz Cozy Kurucu Ortağı ve Şefi Hüseyin Kılıç’ın liderliğinde şekillenen menü; bir yanda hafif ve dengeli bowl’lar, taze makarnalar ve sağlıklı tabaklar sunarken, diğer yanda odun ateşinde pişen pizzalar, deniz ürünleri ve katmanlı lezzetleriyle öne çıkan imza tabaklarla derinleşiyor. İlk bakışta sade görünen ama ayrıntılarda zenginleşen bu yaklaşım, Cozy’yi, yemekle özdeşleşmenin yanında, günün farklı anlarına eşlik eden yaşayan bir deneyim alanına dönüştürüyor.
Cozy, Etiler’de kısa sürede güçlü bir buluşma noktasına dönüştü. Sizce burayı sadece bir restoran olmaktan çıkaran temel unsur ne?
Bence en temel unsur, Cozy’nin bir ‘mekân’ değil, başlı başına bir deneyim alanı olarak kurgulanmış olması. İnsanlar Cozy’ye sadece yemek yemek için değil, çalışmak, sosyalleşmek, dinlenmek ve kendilerini iyi hissetmek için geliyor. Atmosfer, müzik, servis dili, ilgili bir ekip ve profil bir araya gelince doğal olarak güçlü bir topluluk oluştu. Bu da Cozy’yi klasik restoran tanımının ötesine taşıdı.
Özellikle öğle menüsünü kurgularken şehir hayatının temposunu nasıl analiz ettiniz?
Bebek ve Etiler’in ritmini yıllardır çok iyi gözlemledik. İnsanların zamanı sınırlı ama beklentisi oldukça yüksek. Bu nedenle öğle menüsünü hızlı servis edilebilen, aynı zamanda tatmin edici tabaklar üzerine kurduk. Hafif ama doyurucu, sade ama karakterli bir menü dili oluşturduk. Böylece hem iş arasında hızlı bir kaçamak yapılabilir hem de gerçekten keyifli bir gastronomi deneyimi yaşatan bir yapı hedefledik.
Spor sonrası ya da yoğun iş günlerinde gelen misafirleri düşünerek menüyü nasıl şekillendirdiniz?
Bugünün şehir insanı ve müşterilerimiz ne tükettiğinin çok daha fazla farkında. Bu nedenle menü kurgusunda dengeyi merkezde tuttuk. Protein ve sebze ağırlıklı seçenekler, hafif karbonhidratlar ve taze, yalın ürünler menüyü hazırlarken motivasyonumuzu oluşturdu. Lezzetten ödün vermeden iyi hissettiren; vegan, vejetaryen ve glütensiz alternatifleri güçlü şekilde sunmaya özen gösteriyoruz.

Menülerinizi sık sık güncelliyorsunuz. Bu dinamizmi besleyen ilham kaynaklarınız neler?
Seyahatler, farklı mutfaklar, izlediğim içerikler ve günlük yaşamın kendisi en büyük ilham kaynaklarımız. İlham bazen ziyaret ettiğim bir şehirden, bazen çok yalın bir üründen gelebiliyor. Aynı zamanda ekiple sürekli konuşuyor, deniyor ve geliştiriyoruz. Cozy’de mutfağı, ekip arkadaşlarımın kendilerini ifade edebildikleri, yeni şeyler deneyip geliştirebildikleri yaratıcı bir alan olarak görüyorum. Bu yüzden menü hiçbir zaman sabit kalmıyor, bizimle birlikte sürekli evriliyor.
Cozy mutfağının ‘imza lezzeti’ sizce hangi tabakla en iyi anlatılır?
Tek bir tabak seçmek zor ancak Cozy’yi en iyi anlatan şey; ilk bakışta sade görünen fakat detaylı düşünülmüş ve katmanlı lezzetler sunan tabaklar. Örneğin; ince dilimlenip gül formunda sarılarak fırında yavaş pişirilen, kaju kreması ve sumak ekşisiyle servis edilen pancar carpaccio, avokadonun spiral çiçek formunda kullanıldığı karides tostada, uzun saatler pişen dana kaburga, taze makarnalarımız ve odun ateşinde hazırlanan ekşi mayalı pizzalarımız… Her biri ilk bakışta yalın, ancak tattıkça katmanlanan bir deneyim sunuyor. Aslında Cozy’nin imzası tam olarak bu yaklaşım.
Pop-up gecelerini önümüzdeki dönemde farklı şehirlerden veya ülkelerden şeflerle yeniden düzenlemeyi planlıyor musunuz?
Evet, bu bizim çok önemsediğimiz bir alan. Farklı şehirlerden ve ülkelerden şeflerle yeniden bir araya gelmek istiyoruz. Şu anda birkaç isimle görüşme aşamasındayız. Amacımız sadece bir yemek sunmak değil; iki farklı bakış açısının birleştiği özel akşamlar yaratmak. Bu süreç aynı zamanda ekibimize yeni teknikler, yeni bakış açıları ve ilham katıyor. Âdeta mutfakta bir ustayla birlikte çalışmak gibi.
En son Muse Contemporary ile bir iş birliğiniz oldu. Yakın zamanda yeni sanat iş birlikleri veya farklı disiplinlerle proje çalışmaları var mı?
Sanat, yatırımcı yapımız RMA Holding’te olduğu gibi Cozy’de de çok önemli bir parça. Mimarımız Rezzan Benardete ile bunu en başından itibaren ön planda tuttuk. Kış bahçesindeki duvarlardan zemin desenlerine, barda kullanılan seramik eserlere kadar birçok detay birer sanat ürünü. Yemeği sanatı bir araya getiren projeler bizi çok heyecanlandırıyor. Yeni dönemde de farklı sanatçılar ve disiplinlerle iş birlikleri planlıyoruz. Cozy’i sadece gastronomiyle sınırlı tutmak istemiyoruz; yaşayan, üreten ve ilham veren bir alan olarak geliştirmeye devam edeceğiz.