İlham veren, bizi peşinden sürükleyen hemen her kahramanın, her liderin yolculuğunda ona yön veren, destek veren karakterler vardır.
Bazen bir öğretmen, bazen deneyimli bir yönetici... Bazen bir mentor... Bazen de bir koç ya da bir dost...
Tam kahraman vazgeçecekken onun omzuna dokunan, karanlık çöktüğünde ona yönünü gösteren, düştüğünde yeniden ayağa kalkmasını sağlayanlardır onlar.
İnsanın, kendi içinde henüz keşfedemediği gücü görmesini sağlar. Kendini keşfetmesine rehberlik eder. Hiçbir kahraman, yolu tek başına yürümez.
1999 yılında gösterime giren ‘Matrix’, gerçek sandığımız dünyanın aslında büyük bir yanılsama olabileceğini düşündüren, milyonlarca insanın hayata bakışını değiştiren, sinema tarihinin en etkileyici yapımlarından biridir.
Filmin kahramanı Neo ise sıradan bir hayat sürerken, insanlığın kaderini değiştirecek kişi olduğunu keşfeder. Neo bu yolculukta yalnız değildir. Karşısına Morpheus isimli bilge bir rehber çıkar. Morpheus, ona hazır cevaplar vermek yerine doğru soruları sorar. Neo’nun kendi gücünü keşfetmesini sağlar. Neo, kendisinden çok daha güçlü düşmanlarla karşı karşıya kaldığında yalnızca cesaretinden değil, Morpheus’un bilgi, tecrübe ve yol göstericiliğinden de destek alır.
Benzer bir hikâye, Oscar ödüllü ‘Yüzüklerin Efendisi’ filminde de karşımıza çıkar. Gücü ve hırsı temsil eden sihirli yüzüğü yok etmek gibi neredeyse imkânsız bir görev, sakin bir yaşam süren Frodo’ya emanet edilir. Frodo’nun karşısında canavarlar, karanlık ordular ve cesaretini defalarca sınayacak sayısız engel vardır. Frodo’nun yardımına bilge Gandalf koşar. Ona yalnızca yol göstermez; en zor anlarda tecrübesini paylaşır ve umudunu kaybettiğinde yeniden ayağa kalkmasını sağlar.
Sinemanın bu ve bunun gibi unutulmaz başyapıtları, aslında hayatın yansımasıdır.
Filmlerdeki kahramanlar gibi; kendi potansiyelini keşfetmeye çalışan, hayallerinin peşinden giden ve daha anlamlı bir hayat inşa etmek isteyen herkesin bir yol göstericiye, bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Hayat, doğru zamanda bu kişiyi gönderir.
Dünyanın en başarılı yatırımcılarından Warren Buffett, hayatındaki en büyük dönüm noktalarından birinin mentoru Benjamin Graham ile tanışması olduğunu söyler.
Graham, Buffett’a yalnızca hisse senedi analizini değil; olaylara nasıl bakması gerektiğini, doğru kararlar almayı ve sabrın başarının en önemli anahtarlarından biri olduğunu öğretir.
Buffett yıllar sonra bu etkiyi tek bir cümleyle özetler: “Hayatımı değiştiren iki şey oldu: Doğduğum yer ve Benjamin Graham ile tanışmam.”
Apple’ın kuruluş yıllarında Steve Jobs olağanüstü fikirleri olan genç bir girişimciydi. Ancak büyük bir şirket yönetme tecrübesi yoktu. İşte tam bu dönemde karşısına Mike Markkula çıktı. Markkula yalnızca şirkete yatırım yapmadı; Jobs’a güçlü bir marka oluşturmayı, müşterinin gözünden bakmayı ve büyük düşünmeyi öğretti. Bu sayede Apple insanların hayatını değiştiren bir kuruma donuştu.
Mentorla bir araya gelebilmek için önce buna hazır olmak gerekir. Bu yolculuk, anlamlı bir hayatın hayalini kurmakla başlar. Bir amaç için harekete geçmek, belirsizliklere rağmen cesaretle yürümeyi göze almakla devam eder.
Mentorlardan, kılavuzlardan ve bilge kişilerden öğrenilenler, yılların deneyiminden süzülmüş bakış açısı kazandırır. Bazen tek bir cümleleri, maliyeti yüksek hataları önler. Bazen tek bir tavsiyeleri, aylar sürebilecek arayışı birkaç dakikada sonlandırır.
Her liderin, her kahramanın bir kılavuza ihtiyacı vardır.
Asıl mesele, o kılavuzla karşılaşacak kadar cesur, ondan öğrenebilecek kadar alçakgönüllü ve kendinden daha büyük bir amaca hizmet edebilecek kadar olgun olabilmektir.