Trattoria Fontana, Terminal Kadıköy’ün enerjisiyle bütünleşen modern ve sıcak atmosferinde misafirlerine İtalya’nın gerçek ruhunu yaşatıyor. Açık havanın dinamizmi ve Kadıköy’ün kozmopolit dokusuyla buluşan mekân, samimi bir İtalyan sofrasını İstanbul’un kalbine taşıyor. Taş fırından çıkan ekşi mayalı pizzalar, elde açılan taze makarnalar, kremamsı burrata ve ince dilimlenmiş carpaccio, hem geleneksel tariflerin sadeliğini hem de yaratıcı dokunuşların sürprizini yansıtıyor. Trattoria Fontana’da her tabak “Lezzet, paylaşıldıkça çoğalır” felsefesiyle paylaşmaya uygun hazırlanıyor. Ayrıntılar Şef Ömer Sayıalioğlu ile söyleşimizde.
Terminal Kadıköy gibi dinamik bir lokasyonda olmak mutfağınızı ve menü kurgunuzu etkiledi mi?
Terminal Kadıköy sıcak, samimi, hızlı ve enerjik bir atmosfere sahip. İnsan profilleri nasıl ortamı etkiliyorsa terminalin ruhu da bizleri doğrudan etkiliyor. Mutfağımız ve menümüz de profillere ve ortam dinamiklerine göre şekillendi. Biz de Kadıköy’ün nabzını tutan Terminal Kadıköy’e ayak uyduran servisimiz ve lezzetli yemeklerimizle konuşulan bir restoran olduk. Bunda Terminal Kadıköy’ün etkisi büyük.
Kadıköy’ün kozmopolit yapısı misafir profilinizi ve menü tercihlerini nasıl şekillendiriyor?
Artık misafirler gastronomi açısından çok bilgili. Fontana olarak araştıran, yeniliklere açık şeflerle çalıştığımız için misafirlere ister istemez dokunmuş oluyoruz. Biz mutfakta keyifle birleştirdiğimiz lezzetleri, misafirler de aradıklarını keyifle bulduklarında aynı dili konuşmuş oluyoruz.
Sizi en çok heyecanlandıran başlangıç tabağı hangisi?
Ekip olarak bizi en çok heyecanlandıran Antipasto Misto.

Paylaşma kültürünün mutfağınızdaki yerini dinleyelim sizden. Lasagne Gigante ve Bistecca gibi paylaşım odaklı tabaklar dikkat çekiyor çünkü.
İnsanlar masalarda sohbet etmek, doymak ve keyif almak için bir araya geliyor. Bu güzel masalara ve sohbetlere bizler de bizler de tabaklarımızın paylaşıma açık olması ile dâhil olmak istiyoruz. Bu dâhil oluşu seviyoruz.
Fontana’nın samimiyeti gnocchi tabağında
“Bu tabak tam olarak Trattoria Fontana’yı anlatıyor” dediğiniz imza yemek hangisi?
Her masada olması gereken, Fontana’nın samimiyetini içinde bulundurduğu, sohbetlerin konusunu değiştirecek olan “gnocchi cacio pepe”. Klasiğin dışında bir pesto sosu, tam ayarında pişmiş, ev yapımı bir gnocchi hamuru ve parmesan kremasının bütün dengeleri değiştirdiği yoğunluğu. Fontana’yı tam olarak bu tabak anlatıyor.
İtalyan mutfağıyla pazar brunch konseptini birleştirmek zor oldu mu?
Aslında Fontana; pazar günleri güneş alan, sıcacık bir ortama sahip dış ve iç alanıyla ailelere ve yemek tutkunlarına hizmet vermeye çok uygun bir lokasyon. “Tam bir pazar brunch’ı ambiyansı varken neden yapmayalım?” dedik. Bu yüzden de İtalyan mutfağı ve eklektik mutfak çerçevesinde kahvaltı a la carte menüsü oluşturduk. Terminal Kadıköy’ün hafta sonu enerjisi de bu kararı destekledi. İnsanların sadece yemek yemeye değil, vakit geçirmeye, sosyalleşmeye geldiği bir yer burası. Biz de brunch’ı sadece bir öğün değil, günün keyifli bir deneyimi olarak kurguladık.
Atölyelerle bütünsel hafta sonu deneyimi
Taş Kağıt Makas Atölyesi ile iş birliğinden bahisle çocuklara yönelik atölyelerle gastronomiyi aynı çatı altında buluşturmak sizce neden önemli?
Yetişkinler çocuklarıyla beraber restoranlara geldiklerinde çocukların sıkıldığını, yetişkin sohbetlerine maruz kaldıklarını gözlemledik. Hem evebeynlerin keyifle yedikleri hem de çocuklarının bir etkinlik yaparak zamanlarını daha aktif geçirdiği, her iki tarafın da zamanının çok daha kaliteli geçtiği bir süreç yaratmış olduk. Yetişkinler de çocuğunu -en azından o süre zarfında- daha az düşünerek yemeklere odaklanabiliyorlar. Bu yüzden bu tarz atölyelerin yemeğe gösterilen ilgiyi artıracak bir yaklaşımda olacağını umuyoruz. Taş Kağıt Makas Atölyesi ile yaptığımız iş birliğiyle, pazar brunch deneyimini sadece bir yemek değil, ailelerin çocuklarıyla birlikte kaliteli zaman geçireceği bütünsel bir hafta sonu deneyimine dönüştürdük. Çocukların kendi dünyalarında üretip eğlenebildiği, ebeveynlerin ise keyifle vakit geçirebildiği bir denge kurduk.
Önümüzdeki dönemde menüde ya da konseptte yenilikler olacak mı?
Araştıran, farklı dokular ve tatlar arayan bir ekibiz. Mevsimin de yaza dönmesi elimizi daha çok güçlendiriyor. Mevsiminde sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu, masaların daha da renklendiği bir menüyle yaza girmeyi hedefliyoruz. Terminal Kadıköy gibi yaşayan bir lokasyonda olduğunuzda, menünün de bu dinamizme ayak uydurması gerekiyor. Bu yüzden dönemsel dokunuşlarla misafirlerimizi şaşırtmaya ve her gelişlerinde yeni bir şey deneyimlemelerini sağlamaya çalışıyoruz.