Kabul etmek gerekirse bundan 10 yıl öncesine göre veganlar için işler eskisi kadar zor değil. Çoğu restoranın vegan seçeneği var ve bu seçenekler eskiden olduğu gibi salata ya da patates kızartmasından ibaret değil. Ama yine de tüm sorun çözülmüş değil, sosyalleşmek belli nedenlerden ötürü hala kolay değil. Sorulan garip sorular, aç kaldığını düşünen ağlamaklı bakan gözlere rağmen veganlar hayatta kalmak için sosyal becerilerini son damlasına kadar kullanıyor. Özellikle bayram gibi büyük aile buluşmaları bitki bazlı beslenenler için tam bir mücadele sürecine dönüşüyor.
Hepçiller ve veganların paylaştığı ortak aktivitelerde veganların yaşadığı zorlukları ABD’de bir üniversiteden iki akademisyen araştırdı. Concordia Üniversitesi’nden iki araştırmacının yaptığı bir çalışma, veganların beslenme ve etik anlayışlarındaki farklılıkların arkadaşları, aileleri ve diğerleriyle ilişkilerinde ve toplumda nasıl yol aldıklarını, bu farklılıkların gerilimlere ve ‘kopmalara’ nasıl yol açtığını inceledi.
Çalışma, veganlar için üç tür sosyal çatışma belirledi. Bunlar, yemekler ve toplantılar gibi ortak etkinlikler etrafında, vegan topluluğu içinde insanların hangi seçimlerin kabul edilebilir olduğu konusunda anlaşmazlığa düşebileceği durumlarda ve pazarda vegan dostu ürünler ile menüler bulmanın zor olabileceği durumlarda ortaya çıkıyor.
DÖRT FARKLI DAVRANIŞ
Çalışma ayrıca, vegan beslenme tarzını benimseyen kişilerin et yiyenlerle alışveriş yaparken, yemek pişirirken ve yemek yerken genellikle dört farklı davranış sergilediğini ortaya koydu. Çalışmaya göre bu dört farklı davranış şöyle: İlki, veganların gıda etiketleri, menüler, yaygın vegan olmayan malzemeler hakkında bilgi edinmeleri ve seçimlerini, genel yaşam tarzlarını vegan olmayanlara açıklamaya çalışmaları anlamına gelen ‘Çözme’. İkincisi; veganların, alanı paylaşmak için kendi yemeklerini ve malzemelerini toplantılara getirmeleri ancak yiyecek paylaşımından kaynaklanabilecek sürtüşmeden kaçınmaları anlamına gelen ‘Ayrışma’, üçüncüsü, veganların, vegan almayanlarla ilişkilerden ve ortak yemeklerden tamamen kaçınan, uzlaşmaz bir yaklaşımı ifade eden ‘Vazgeçme’, sonuncusu ise veganların, geçinmek için inançlarını ve yaşam tarzlarını çatışmadan kaçınma ile dengelemeye çalışmaları anlamına gelen ‘bukalemunlaşma’ (kod değiştirme)…
Bu çalışma, çalışmanın yazarlarından biri ve Kanada’nın Quebec eyaletindeki HEC Montréal’de Pazarlama Doçenti Aya Aboelenien’in doktora tezine dayanıyor. Çalışmanın ortak yazarı Zeynep Arsel, Batı Montréal’deki John Molson İşletme Okulu’nda profesör ve araştırma başkanı ve Aboelenien’in eski doktora danışmanı.
Çalışmanın yazarlarından Aboelenien, araştırmaya yönelik yaptığı açıklamada, “Elektrikli araba kullanmak veya yeşil, sürdürülebilir bir yaşam tarzı benimsemek gibi etik nedenlerle normdan ayrı durursanız, başkaları bunu uzun zamandır uyguladıkları pratiklere ahlaki bir bakış açısı dayatmaya çalıştığınız şeklinde algılayabilir” dedi. Çalışma Tüketici Araştırmaları Dergisi’nde, “Etoburların Dünyasında Vegan Olarak Hayatta Kalmak: Ortak Alışkanlıklarda İlişkisel Kırılmalar” başlığıyla yayımlandı. Aboelenien, halihazırda vegan olan, veganlığı hedefleyen ve veganlığı bırakmış kişilerle 21 uzun görüşme yaparak veri topladı. Bu kişilerin bazıları birkaç haftadır, bazıları ise 13 yıldır vegandı. Görüşülenlerin tamamı etik kaygılarla motive olmuştu ve sağlık veya dini nedenlerle vegan olanlar kapsam dışında bırakıldı.
Aboelenien ayrıca gazetelerden, bloglardan, sosyal medyadan, podcast’lerden, YouTube videolarından ve yorumlarından, kitaplardan ve belgesellerden vegan yaşam öyküleri ve ek ikincil veriler topladı ve analiz etti. Pazar etkinliklerine, vegan festivallerine, oturma eylemlerine ve protestolara katılarak saha görüşmeleri yaptı ve gözlemsel veriler kaydetti.
STRES NEDENİYLE VAZGEÇMEK
Aboelenien, “Konuştuğum birçok kişi, karşılaştıkları kişisel zorlukları tartışmak istiyordu ve bu zorluklar çoğu durumda onları vegan yaşam tarzını sürdürmekten caydırıyordu. Birçoğu, kişisel ilişkilerindeki stres nedeniyle veganlıktan vazgeçti” dedi.
Geçen yıl, Bitki Bazlı Doktor kitabının yazarı Dr. Gemma Newman da, veganların et yiyen kimliklere karşı oluşturabileceği sembolik ‘tehdit’i ele aldığı bir video yayımladı. Videoda Newman, “Kimse yargılanmaktan hoşlanmaz. Bu, anında savunma mekanizmalarımızı harekete geçirir ve benlik duygumuzu tehdit eder; bu tehdit o kadar güçlüdür ki, güçlü bir tepki vermemiz için yargının gerçek olması bile gerekmez” dedi.
Çalışmaya göre aktiviteye katılan diğer kişilerin vegan ürünleri reddetmesi, yemek masasında bölünmeye yol açıyor ve veganları dışlanmış konuma getiriyor. Bu durum, uygulamalarının ilişkiselliğini bozuyor ve kopmaya neden oluyor. Bu nedenle bazen veganlar etkinliklere çağrılmıyor ya da veganlara uygun yiyecek olmadığı belirtiliyor. Hatta çalışmaya katılan bazı katılımcılar, hepçillerin veganların yemeklerine hayvansal içerikler (örneğin, yumurta veya tereyağı) eklediklerini ve bunu ya iletmediklerini ya da bu içerikleri kasıtlı olarak yemeklerde sakladıklarını dile getiriyor. Sanırım bu, tüm veganların en büyük kabuslarından biri.