Hızla büyüyen yapay et endüstrisi, yeni ve gelişmekte olan bir sektör. Yapay et oluşturma biçimleri, hayvansal baza dayanmadığından veganların da karşı çıkmadığı bir sektör. Aynı zamanda yapay et, tarım uygulamalarını, et tüketimini tamamen değiştirebilecek bir güce de sahip. Bazı şirketler yapay et için hayvanlardan toplanan kök hücreleri yetiştirerek et bileşeni üretirken bazı şirketler ise kök hücreyi de hayvanlardan almadan üretim yapıyor. Teknolojiyle birlikte hayvan dışında kök hücreler oluşturuluyor ve laboratuvar ortamında çoğaltılarak farklılaştırılıyor. Üretilen bileşenler yani kas, iskelet, bağ, yağ hücreleri birleştirilerek nihai ürün haline getiriliyor.
Hayvansal et üretimi için yoğun bir tüketim yaşanıyor, özellikle karbon salımı ve su tüketimi üst düzeyde gerçekleşiyor. Tabii bir de büyük etik endişeler var. Araştırmalara göre 2050 yılında en önemli zorluk, 10 milyar kişiye ulaşması beklenen küresel nüfusu beslemek olacak. Ve bugün, küresel et tüketimi yılda 300 milyon metrik tonu aşarken birçok tahmin, talebin yüzyılın ortasına kadar yıllık 500 milyon metrik tona doğru yükselebileceğini öngörüyor. Uzmanlar yapay etin bu baskıyı ve endişeyi gidermede yardımcı olabileceği görüşünde; ayrıca hayvan refahı için de oldukça değerli.
ARTIK RAFLARDA DA KOLAYLIKLA BULUNABİLİYOR
Yapay et üzerine araştırmalar 2000’li yılların başlarında başladı ve o zamandan beri önemli ölçüde hız kazandı. 2002’de NASA yapay balık ve hindi dokusu üreten ilk deneyleri finanse etti. 2013’te, yaklaşık 330 bin dolarlık bir maliyetle ilk yapay sığır eti hamburgeri kamuoyuna tanıtıldı ve bu da tarihi bir teknik dönüm noktası oldu.
Başlangıçta üretim maliyetleri yüksek olsa da yapay et bilim insanları, girişimciler ve yatırımcılar arasında oldukça ilgi gördü ve en önemli dönüm noktalarından biri 2020 yılında yaşandı. Eat Just’ın yetiştirdiği tavuk, Singapur’daki restoranlarda satışa sunulan ve servis edilen ilk kültürlenmiş et ürünü olarak tarihe geçti. 2024’ten 2026’ya kadar ise yapay et endüstrisi, düzenleyici onayların ötesine geçerek gerçek dünyada ürün bulunabilirliğine ve ölçeklendirmeye ulaştı. Nisan 2024’te, Avustralyalı gıda teknolojisi şirketi Vow, Singapur'da düzenleyici onay aldıktan sonra ‘Forged Parfait’ ve diğer kültürlenmiş Japon bıldırcın bazlı ürünlerini Singapur restoranlarında piyasaya sürdü. Haziran 2025’te, Avustralya ve Yeni Zelanda’da kültürlenmiş bıldırcın ürünleri satmak için onay alan ilk şirket oldu ve Avustralya ve Yeni Zelanda Gıda Standartları onayının ardından Sydney ve Melbourne’deki menülerde pate, kaz ciğeri ve yenilebilir don yağı yer almaya başladı.
Kasım 2025’te Mission Barns, ABD’deki bir markette ilk kez yapay et ürünü satışı gerçekleştirdi. Kaliforniya'daki Berkeley Bowl West’te sınırlı sayıda üretilen yapay domuz köftelerini sattı. Bu, ABD pazarı için önemli bir perakende dönüm noktası oldu. Wildtype’ın yetiştirdiği somon balığı 2025 ortalarında FDA’dan ‘soru yok’ güvenlik onayı aldı ve Portland, Oregon’daki restoran menülerinde yer almaya başladı, böylece ticari deniz ürünleri yelpazesini genişletti.
Üretim altyapısı cephesinde ise Believer Meats, Ekim 2025’te yıllık 10.000 ton kapasiteli, 123 milyon dolarlık, 2026 ve sonrasında daha büyük ölçekli pazar arzını desteklemek üzere tasarlanmış kültüre alınmış tavuk tesisi için ABD Tarım Bakanlığı’ndan (USDA) onay aldı.
HER YIL ORTALAMA 1 MİLYAR DOLAR YATIRIM
Bu haberler, yapay etin artık laboratuvar ortamından çıkıp gerçek dünyada erişilebilir hale geldiğini göstermesi bakımından önemli. Bu dönemde yapay eti geliştirmeye odaklanmış 100’den fazla farklı girişim şirketi çalışıyor ve yatırım topluyor. Verilere göre son beş yılda yapay et endüstrisine akan yatırım istikrarlı bir şekilde artarak yıllık 1 milyar doları aştı. Sadece 2020 yılında yapılan yatırımlar 360 milyon doları aşarken, bu rakam 2019 yılında yapılan yatırımların 6 katıydı. Yapay et ve deniz ürünleri şirketlerine yapılan fonlama 2021 yılında tekrar artarak toplam 1.4 milyar dolara ulaştı. Geçen yıl, 2025’te, sektöre sermaye akışı 2021’e kıyasla daha mütevazı bir hızda devam etti; 1 milyar doların üzerinde değil, yüz milyonlarca dolar seviyesinde kaldı.
Son yıllardaki önemli yatırımlardan bazıları arasında, Prolific Machines'in ışık tabanlı yetiştirme teknolojisini ölçeklendirmek için Haziran 2024’te aldığı 55 milyon dolarlık B1 Serisi yatırım, Mosa Meat’in Nisan 2024’te aldığı 40 milyon Euro tutarındaki fonlama turu ve pazara giriş yolunda ilerlerken Mosa Meat için Aralık 2025’te alınan 17.7 milyon dolarlık C-II Serisi yatırım turu yer alıyor. 2025 yılının başlarında ise Aleph Farms, Avrupa ve Asya’daki pilot üretim ve ticari kapasitesini genişletmek için 25 Mart 2025’te 29 milyon dolarlık fon sağladı.
ÇİFTLİKLER KURULUYOR
Geçen yıl kasım sonunda dünyanın ilk yapay et üretim çiftliği Hollanda’da açıldı. RespectFarms, Hollanda’da yapay et üretmek üzere bir pilot çiftlik kurdu ve Corné van Leeuwen, bu proteinler için AB fonu alan ilk çiftçi oldu. RespectFarms ve Cellular Agriculture Netherlands’ın kurucu ortağı Ira van Eelen, “Fabrikaların yerini almak yerine, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin gıda üretiminin merkezinde kaldığı bir model oluşturuyoruz. Bu, protein geçişini adil, şeffaf ve kırsal topluluklara dayalı hale getirmek için bir fırsat” dedi.
Bir diğer haber de İsveç’ten geldi. İsveçli yapay et girişimi Re:meat, İskandinavya’nın ilk yapay et üretim tesisini kurmak için bir ortaklık anlaşması imzaladı. Şirket, Lund’daki Kemicentrum’da geleceğin gıda sistemlerini destekleyen bir biyoteknoloji inovasyon merkezi olan Biotech Heights ile iş birliği yaptı. Lund Üniversitesi, Tetra Pak ve İsveç’in ulusal inovasyon ajansı Vinnova tarafından ortaklaşa kurulan merkez, Lund Üniversitesi Ön Pilot Tesisi’nin (LUPPP) yanında yer alıyor. Re:meat, LUPPP’de ilk pilot uygulamasını başlatacak olan Biotech Heights’ın ilk girişim üyesi oldu.